• 2464
    bunu daha önce de yazmıştım, hangi başlığa tam olarak hatırlamıyorum ama gündeme gelmişken tekrardan belirteyim: alınan kısıtlama kararı tamamen ekonominin kendi içimizde, kendi evlatlarımızla dönmesiyle alakalı olan bir karardır. artık milyon euro'ların dışarı saçılması istenmiyor.

    ayrıca birkaç tane menajerin bastırması ve yerli oyuncuların yalvarması süreci hızlandırmıştır.

    bu bilgi nettir.
  • 2467
    kombine de alınmasa, maçlara da gidilmese, eve beinsports, ya da bein gidince kim gelecek, da sokulmasa önümüzdeki 3 sezon zinhar değişmeyecek olan kuraldır. ne kadar acı değil mi? çok çaresiz hissediyor insan kendisini.

    çünkü konunun spor ile uzaktan yakından alakası yok. bir taraftan para yurt içinde kalsın derdi var, diğer taraftan 1 oy futbolcudan alsan, 1 oy eşinden alsan, 1 oy menajerden alsan, 1 oy da menajerin eşinden alsan eh bir de menajerin 18 yaş üstü çocuğu varsa 1 oy da ondan alsan etti sana 5 oy.

    o yüzden zaten 3 sezonluk planlanmış.
  • 2468
    yabanci oyuncu sayisina getirilen kisitlama iyi oldu cok da guzel oldu diyen bir tane teknik direktor yok 3 gündür. bu karar alinirken kluplere hic mi sorulmadi cidden.

    ozellikle 2 sene sonrasi 6 yabanci oyuncu ile avrupa arenasinda nasil varolma savasi verilecek, şu anda bile makas bu kadar açıkken.

    anadolu takimlari yabanci oyuncu serbestligi sayesinde taş gibi kadrolar kurup bu sene ligde 3 buyuk hegemonyasina son verdiler. 3 buyuk takimin ayni anda bu kadar geride kaldigi baska sezon hatırlamıyorum ayrica.

    bu kararla birlikte biz ve fenerbahce en kotu 3 senede 1, besiktas ona keza 10 senede 1 sampiyon olur. trabzon ve basaksehir artik imkani yok sampiyonluk yarisinda bu kadar etkili olamaz. belki bursa gibi bir takim 50 sene icinde 1 kere sampiyon olabilir. anadolu takımları sezon basindan beri yabanci sinirina karsi cikmalari gerekirken malesef oltaya gelip, galatasaray arayi acmasin diyenlerin tarafinda olarak kendi kazdiklari kuyuya düştüler.
  • 2469
    lig bir yarışmadır. transferleriyle,ekonomisiyle, futbolcusuyla, teknik heyeti, taraftarı, altyapısı herşeyiyle bir yarışmadır. amac yerli futbolcu üretimi ise sınır koymak yerine kural koyarsin o da sınır olmaz ve yarışmadaki rekabete hız katar.

    şöyle ki;
    her takım,
    ilk 11'inde altyapıdan 1 oyuncu oynatmak zorundadır.
    ilk 11'de turkiyede yetişmiş 1 oyuncu oynatmak zorundadır*
    maç kadrosunda altyapıdan 1 oyuncu olmak zorundadır. yine *

    bunlari daha fazla yapan kulüpler ise teşvik alacaklardır.

    böylece herkes altyapısından çıkmış bir oyuncuyu sergileyerek bu yarışa girmeye mecburdur. bu bir yasak değil kuraldir teşvikleri de iceren bir kuraldir.

    lütfen hayal edin, bu sezon böyle bir durum olsaydi ve altyapidan bir sağ bek banko oyunda olsaydi ancak santrafor bölgesinde yaşanilan sorun sonrası* altyapi forvetleri "bir an evvel formumu göstereyim de altyapı kontenjanıni hoca benden yana kullansın" motivasyonu oluşturmaz mıydı?

    dümdüz yasaklar nedir? yukarıda bahsettiğim durum ne tarik camdal doğurur ne alper potuk. türk oyuncuların gereksiz yere bonservis miktarı artmaz. ayrıca herkesin altyapısında bir yeteneği de bu yarışmada yarışın önemli aktörü olur. üstüne tüm 17-20 yaş gençler o kontenjanı alabilmek için otomatik motivasyonla çalışırlar.
  • 2470
    bu kadar tartışılan başka bir ülke var mıdır merak ediyorum. tartışılan da değil aslında, böyle tartışma olmaz. çünkü yabancı sayısı düşsün diyenlerin bunun altını doldurabildikleri hiçbir argüman yok. yabancı sayısı düşsün! neden? efendim türk futbolu gelişmiyor !? e bir sürü genç türk futbolcu ihraç etmişiz yurt dışına, en baba liglere, milli takım güle oynaya finallere kalmış tarihinde ilk kez, beşiktaş nağmağlup cl grubundan çıkmış. ortada somut başarılar var. yok efendim yabancılara ödenen paralar kulüpleri batırıyor!? e alma yabancı sen. türklere ver parayı. bak mesela altınordu öyle yapıyor. ... kem küm.. zaten harcama limiti getirdin kulüplerin harcamaları senin kontrolünde, verirsin cezasını mali disiplini sağlarsın? tamam da istiklal marşını kim söyleyecek? ..

    burada siyasete girmek istemiyorum ama malum yapı her yere nüfuz ettiği için mecburen girmek durumundayım. gerçi buna izin veren de hatta ittiren de kulüpler. ülke birilerinin hobi bahçesine döndüğü için argümanlarda çok da mantık aramamak lazım. kafalarına göre takım kurarlar, halktan toplanan vergilerle dünya para akıtıp yüz yıllık kulüplere rakip yaratırlar. 3 5 yandaş menajer lobi yapar yerli topçusunu satamadı diye,
    bir siyasetçi istiklal marşı der biri yerli milli der sonrası malum. yalandan bir gündem çalışması, güya tartışılır aylarca. hop geçmiş olsun. tff falan hikaye yani kimse nihat özdemir falan demesin. ülkede her şeyin tek bir sorumlusu var. evet bildiniz o! kendisi de pek çok kez dile getirdi bunu.

    neden hala manyak gibi bu ligi izliyorum diye soruyorum kendime. gerçekten akıllı insan işi değil. birileri keyfine göre takılıyor biz de konu mankenliği ve kuru gürültü yapıyoruz. zamana yazık.
  • 2471
    o zaman ben de yerli oyuncuya karşıyım. yerliler niye tamamen yasaklanmıyor?

    fizik, mental ve teknik olarak yerli futbolcuları yeterli bulmuyorum. bu yüzden yerlilerin yasaklanmasını, milli takımın da devşirmelerden ya da yurt dışında oynayanlardan kurulmasının en mantıklı yol olduğunu düşünüyorum.

    bak bu işin matematiği çok basit. diyelim ki sen 11 arabayla bir yarışa gireceksin. bütçene göre alabileceğin en iyi 11 arabayı almanya'dan alırsın. çünkü en iyilerini onlar üretiyor. araya 1 tane yerli araba koysan bile sırıtır. çünkü almanya 150 senedir araba üretiyor. sen ise hiç seri üretmedin.

    bunların temelinde fifa'nın dünya kupası ve milli takımları, uefa'nın şampiyonlar ligi ve 5 büyük ligin kodaman takımlarını koruma politikasıyla, ülkelerin yabancı sınırı (yani ırkçılığı) uygulamasına izin vermesi yatıyor. bu iki kurum tarafından, dünya futbolu kötü yönetiliyor.

    futbolu en iyi kim oynuyor? güney amerika ve avrupa. koyalım 11'e tamamen brezilyalı. niye? çünkü onlar tüm dünya kupalarına katıldı. sen ise 50 senede bir 2 defa. ki ülkenin yarısı dünya kupası oynadığını görmemiş.

    yerli futbolcu denilince aklıma ahmet çakar'ın, bir programda yaptıkları binbir çeşit partileri anlattığı video geliyor.
  • 2472
    anlamsız şekilde yeniden sınırlama getirilen şeydir. şimdi benim aklıma takılan su soruların cevabı var mı?
    1. son kuralda türk vatandaşlığı olsa da başka milli takım forması giyen ve ülkemize o kural açıklandıktan sonra ilk defa gelen gurbetçiler yabancı statüsünde sayılıyordu. su andaki kısıtlama sonrası durum ne? türk sayilacaksa milli takıma bu durumun nasıl bir faydası var?
    2. yabancı ülke vatandaşı olup, ülke milli takımlarında forma giymiş, uzun dönemdir ülkemizde yaşadığı için türk vatandaşlığı hakkı kazanıp vatandaşlık alan futbolcular türk statüsünde değerlendirilecek mi? evet ise bunun türk futboluna katkısı ne?
  • 2475
    eşi dostu akrabayı ve yandaşı zengin etmek için tekrardan getirilmiş olan yasak. futbol falan kimsenin umurunda değil. konunun futbolla hiçbir ilgisi yok. tamamen yerli ve milli menajer ihya etme stratejisi. başarı veya gelişme olmasa da olur maksat yandaş çanakçılar ceplerini doldursunlar, taraftarın dişinden tırnağından artırıp yaptığı harcamalar, alın teriyle kazanılan milyonlar gavura kafire değil de kirli sakallı menajer çakmalarına ve çakal kulüplere gitsin, tabi federasyon zoruyla! o yüzden de sağlam bir boykot şart ama baya sağlam bir boykot! kendi kendilerine çalıp oynasınlar sonra.
  • 2476
    yabancıyı serbest bırakmak istersen, hemen önümüzdeki sezondan itibaren denebilir. fakat kısıtlama getirirken en azından 1 sene sonra başlayacak demek gerekirdi. temmuz ortası olmuş, ligler devam ediyor, yeni sezon iki ay sonra başlayacak, pandemi denen illetten dolayı herşey birbirine girmiş, şu anda transferle ugrasman gerekecekken, ligle ugrasiyorsun, lig bittikten sonra tatil nasıl olacak, her yönden sıkışacak fikstüre karşı nasıl yükleme yapılıp, futbolcunun sağlığı korunacak, diye planlama yapman gerekirken, saçma sapan bir kural yüzünden kadroyu kurup kuramayacagin bile belli olmayacak. birde ligi 15 ağustosta başlatmayı istiyordu tff. yaşadıkları ülkeden ve yönettikleri spordan ancak bu kadar uzak olunur.
  • 2477
    2015 yılında türkiye futbolunun yaşayan en kariyerli isminin* deklare ettiği "yerli futbolcuyu teşvik sistemi" ile kulüpler kadrolarında 14 yerli futbolcu bulundurma zorunluluğu taşıyordu. 28 kişilik kadrolarında 14 yabancı oyuncu bulundurma hakkını kullanmak isteyenler yerli futbolcu teşvik fonu'na 6 milyon tl yatırmak zorunda olacaktı. ancak kulüpler fon bedellerine tepki gösterince sistem uygulanmadı.
    yerli oyuncuyu teşvik fonu şu şekildeydi:
    1 oyuncu - 100 bin tl, 2 oyuncu - 200 bin tl, 3 oyuncu - 300 bin tl, 4 oyuncu - 500 bin tl, 5 oyuncu - 700 bin tl, 6 oyuncu - 900 bin tl, 7 oyuncu - 1 milyon 200 bin tl, 8 oyuncu - 1 milyon 500 bin tl, 9 oyuncu - 2 milyon tl, 10 oyuncu - 2 milyon 750 bin tl, 11 oyuncu - 3 milyon 500 bin tl, 12 oyuncu - 4 milyon 250 bin tl, 13 oyuncu - 5 milyon tl, 14 oyuncu - 6 milyon tl
    15 ve üzeri oyuncu - 14 futbolcuya ödenen fon payına ilaveten her bir oyuncu başına 1 milyon tl.
    o dönemde türkiye futbol direktörü olarak görev yapan fatih terim "bu kuralı değiştirirken yerli futbolcuları daha fazla oynatan kulüplerimize ödül ve teşvik sistemi başlatmıştık. ardından federasyon ile yapılan görüşmeler sırasında başka şeyler oldu" şeklinde bir açıklamada bulunmuştu.
    süreç içerisinde ne oldu? uğur meleke'den alıntılarsam; "son 3 sezonda süper lig’in transfer bilançosunda artıda olması, almanya genç milli takımlarında forma giyen türkler’in yurda dönme oranının yüzde 71’den 18’e düşmesi gibi olumlu gelişmeleri yazdık ama maalesef tff’yi ikna edemedik. yabancı sınırı garabetinin gelmesine engel olamadık."
    yabancı sınırını tekrar gündeme getirince futbol namına ne kazanılacak?
    mehmet demirkol'dan alırsak; "dün sahada gördüğümüz* tüm vasat performanslar artık kaderimiz olacak. yeni kural bu anlama geliyor."
  • 2478
    yabancı oyuncu sayısı, yabancı oyuncu kuralı ya da yerli oyuncuya kol kanat germe adına her ne dersek diyelim, 1951 yılından bu yana tamı tamına 18 kez değişen, ve haliyle futbolu yönetenlerin ya da yönettiğini zannedenlerin elinde çocuk oyuncağına dönen kısıtlamalar, yasaklamalar.

    hepimizin malumu başkan ünal aysal gerginliği sonrası milli takımın başına getirilen hocamıza o dönem 'türkiye futbol direktörlüğü' ünvanı verilmişti. türkiye futboluna yön ver bizi bu bataklıktan kurtar hocam demişti demirören ve avaneleri, tabi egosunu okşamak için yeni bir ünvan da bulmuşlardı. konuyla asıl ilgisi olan kısma gelirsek, 2015 yılında hocamız tarafından onun danışmanlığında tff sitesinde bu yeni sistem açıklandı ve yeni sistemde kulüpler 14 yabacı oyuncu alabilecek herhangi bir artı eksi hesabı olmadan hepsinden yaralanabilecek, fakat can alıcı detayı şuydu, alınan her bir yabancı oyuncu için kurulan fona para aktarılacak ve bu toplanan para daha çok yerli oyuncu bulunduran takımlara ve yerli oyuncu yetiştirmek, alt yapıda kullanmak üzere verilecekti. aslında yabancı oyuncu kuralından ziyade yerli oyuncu teşvik sistemi idi. nedense çok geçmeden kulüpler birliği kararıyla türk futbol direktörünün kararı değiştirildi ve yerli teşvik kısmı sistemden çıkarıldı, hal böyle olunca sadece 14 yabancı kuralı olarak kaldı maalesef. sonra ki yıllarda da hocamız milli takımdan gönderildikten sonra defalarca bu sistemi tekrar tekrar anlatmaya çalıştı.

    geçen 5 sene içerisinde bu sistemin artıları eksilerinden çok çok fazlaydı. en önemlisi ligimizin yayın hakları türk futbol tarihinin rekoru kırılarak yüksek bi bedelle katar'lı yatırımcılara satıldı. kulüpler de ilk defa bu yüklü gelirlerin sahibi oldular. uygun maliyetli kaliteli yabancıları takımlarına kazandıran anadolu kulüpleri de ilk defa 3 büyüklerle arada makası bu kadar daralttı. premier lig tecrübesi olan cisse'ler, kone'ler, eto'o'lar, nasri'ler, rodallega'lar, asamoah gyan'lar, varela'lar, gouffran'lar, cissokho'lar anadolu kulüplerinde fark yaratmaya başladılar. 3 büyükler için gerçekten her deplasman sorun teşkil etmeye başladı. ilk defa bir ilçe takımı türkiye kupasını kazandı.

    sistemin asıl meyvesini vereceği yerli oyuncu mevzusunda ise gerçekten milli takımı 8-10 sene rahat taşıyabilecek avrupa'nın önemli kulüplerinde yarışmacı olan gençlerden kurulu jenerasyon yine bu dönemde yakalandı ve ön eleme dahi oynamadan avrupa şampiyonasına gitmeye hak kazandık. çağlar söyüncü, enes ünal, zeki çelik, ozan kabak, merih demiral, umut meraş, cenk tosun, yusuf yazıcı, okay yokuşlu, cengiz ünder, mert çetin, ertuğrul ersoy avrupa'nın en büyük liglerine transfer oldular. hatta ismail köybaşı, serdar gürler gibi genç sayılmayan oyuncularımız dahi avrupa'ya transfer yaptılar. önceki yabancı oyuncu kısıtlamalarıyla kıyak sözleşmeleri kapan alper potuk, tarık çamdal gibi yerliler ise eski sistemin, kısıtlamanın ne kadar hatalı olduğunu bas bas bağırıyolardı.

    mevcut durumda ffp kıskacıyla boğuşan asırlık kulüplerin ya da iflas eden tarihten silinen köklü anadolu kulüplerinin girdiği çıkmazda asıl sebebi yabancı oyuncu sayısına bağlamak tam anlamıyla aymazlıktır. bunun tek sebebi kulüpleri hiç bir sorumluluk almadan har vurup harman savurarak, aslen kendi şahsi işlerine menfaat sağlayıp kapıları aralamak için kullanan ve ne acıdır ki futboldan anlamayan siyasetle işli dışlı iş adamlarının yönetmesidir.

    hal böyleyken doğru düzgün nedenleri dahi açıklanmadan ve türk futbolunun paydaşlarına ve asli taraflarına söz hakkı dahi sunmadan böyle bir karar alınması kesinlikle ihanettir. varsayımlar üzerine geniş çerçeveden resme bakıldığında bunun 2 sebebi olduğu konuşuluyor. birincisi kalitesiz ve değersiz yerlileri ve bunların menajerlerini kurtarmak, ikincisi mümkün olduğunca yabancı oyuncuya döviz vermeyerek para dışarı gitmesinle ekonomik olarak bir dayanak oluşturmak.

    kesinlike ve kesinlikle 18 kulüp bir hareket ederek bu kurala karşı çıkmalı ve direnmelidir.
  • 2479
    ‘’bana yine servet, bana yine tarık var.
    bana yine bam’lı günler kaldı, eyvah!’’
    neden getirildiği de ne işe yarayacağı da ortada olan sistem. futbolumuzun ileriye gitmesi, gençlerimizin gelişmesi ile hiçbir alakası olmayan ve bunun futbolla ilgilen kişilerin %90’ı tarafından bilinip reddedilmesine rağmen birileri tarafından ısrarla getirilmek istenen ve sonunda getirilen sistem. sonuç olarak elimizde bu tarz sınırlı oyuncu dönemlerine dair veri yokmuş gibi davranan bir kukla yönetimle karşı karşıyayız. açıkçası ne yaptığının değil cebi ne kadar doldurduğunun önemli olduğu bir ülkede pek şaşırmıyorum artık. önemli olan bu konu özelinde tüm taraftar gruplarının birlik olup hep bir ağızdan sisteme karşı çakmaları.
  • 2480
    aylardır antrenmanlarda 16-17 yaşında falcao'yu savunup, ikinci resmi maçında demba ba ve crivelli gibi futbolcularla boğuşan emin bayram'ın avrupa defterini daha çocuk kendini kabul ettiremeden/net olarak gözü kapalı oynar diyeceğimiz şekle gelmeden kapatan karardır.

    kötü bir kopyala-yapıştır ile bir nevi pl sahte homegrown kuralı uygulamaya konuldu. pl'de hiç yoktan ilerleyen sezonlarda ilk 11 ve ingiliz olması zorunluluğu yok. 18-19 sezonuyla ilgili veri bulabildim, oyuncuların da %44'ü homegrown statüsünde. bizde daha önce de kadro da oynama zorunluluğu ile getirilen bu kuralın faydasız ve kulübeyi daraltan karar olduğuna hem fikiriz çünkü daha önce denendi. çocuklar kulübede oturdu, çok küçük bir kesim oynadı ve şimdi alt liglerdeler.

    21-22 sezonu 1, 22-23 sezonunda ise 2 genç oyuncunun ilk 11 zorunluluğu akıl ve mantık ile açıklaması olmayan bir karardır. genç oyuncuları kural dolayısıyla ilk 11 oynatmak ve gelişeceğine inanmak, pembe kar yağmasını dilemek gibi birşey. bu genç oyuncular 18-19 yaşına gelen kadar u10'dan başlayarak akademi ligleri ve özel turnuvalarda oynayarak u19 ve bu sezon kapatılan u21 liglerinde boy gösteriyorlardı. u21 ligini kapatmak güzel karardı çünkü oynayacak kalibrede olanlar tff 1.lig, tff 2.lig, tff 3.lig hatta bölgesel amatör lig gibi liglere gittiler. akılsız olduğunu düşündüklerim ise "ben x takım paf takımındayım abi" kafasında u19 liginin yaş kontejanından faydalanıp u19 takımında kaldılar. bu aşamalardan geçip, kar-kış kıyamet demeden turnuvalara/antrenmanlara çıkıp ışık gösterememiş oyuncular, kural dolayısıyla yok yere a takım ilk 11'lerinde yer işgal edecekler. bir nevi kontenjan sözleşmesine sahip olacaklar. türk kulüplerinin bonservislere verdiği para yetmediği gibi bir de kontenjan sözleşmesi yapacaklar. eğer kural uygulanacaksa ki kesinlikle uygulanmaması lazım, anadolu külüplerinin bu karara karşı çıkması gerek. akademi liglerini domine eden kaç anadolu kulübü var ki a takım seviyesinde genç oyuncu oynatsın. eski yıllara döneriz, bir güzel büyük takımlar gençleri satın alırlar sonra anadolu ekiplerinin 40 puanla küme düşme serüvenleri başlar. anadolu deplasmanı kabusu da büyükler için sona erer. daha alanya'dan yeni 4 yemiş bir takımın taraftarı olarak söylüyorum, zor deplasman falan hak getire, vura vura geçer büyük takımlar.

    altyapı liglerini beraber inceleyelim. u19 ve diğer gelişim liglerine aşağıdaki linkten bakabilirsiniz. bölgesel gelişim liglerine incelediğim kadarıyla tff 1.lig, tff 2.lig, tff 3.lig takımlarının alt takımları var.

    https://www.tff.org/default.aspx?pageID=1246

    statüsü nedir ne değildir pek bilgim yok, sorup öğrenince editlerim buraları fakat dikkat çeken nokta statü ile alakalı değilse eğer yaş grubu düştükçe takım sayısı azalıyor. şimdi u16 olan çocuklar, 3 sene sonra u19 olacaklar fakat u16 liginde sadece 9 takım var. bu çocuklardan bazıları kural gereği a takım'a çıkacaklar. entrylere küfür eklememek adına burayı uzatmıyorum, takdir sizlerin.

    ekleme1: gelişim ligleri deplasmanlı 27 haftada ve bölgesel olarak 6 grupta oynanıyormuş, tek grup 9 takım değilmiş.

    "mesele yerli-yabancı değil! mesele yetiştirme!" fatih terim

    ülke olarak altyapı tesislerimizin yetersizliği ortada ve ilk 11 veya yedekten girecek türk oyuncu sayısı kısıtlı. çok kez tesis yetersiz yazdım, çok tesis gezdim mi? 3 taneyi geçmez, kesinlikle hayır, bilirkişi falan da değilim tabii ki. olay sadece tesis değil. antrenör ve altyapı yöneticisi faktörleri de var. fazla para vermemek için altyapılarında belgesiz antrenör çalıştıran bir çok kulüp var. maliyeti düşürmek adına stajyer olarak gösterip, beden eğitimi öğretmenlerini takımların başına koyup, kadro yaptırıp belgesi olan hocasına beden eğitimi öğretmeniyle maça çıkartan kulüpler var. amacım antrenör olmak isteyen beden öğretmenlerini yermek vs. değildir. okuldan x tl + kulüpten x tl alan ve parasına bakan adam, antrenörlük amacı gütmeyen birisi neden sadece tek maaşa bağlı kalayım kafasında hocalık yaparsa futbola nasıl bir katkısı olabilir? 3 kuruşa 5 köfte hesabı yapan akladır benim sitemim. belgesi o yaş grubunu çalıştırmaya yeterli olmayan ama belgesi olan başka bir hocayla eski futbolcusuna kadro kurduran kulüpler var. şimdi genç çocukların oynadığı takımlardan, bu mantalite ile kazayla merih demiral, çağlar söyüncü, cengiz ünder olmasını mı bekleyeceğiz? hocalara ve genç oyunculara asgari ücret kontratlar yapan kulüpler varken gelişimden bahsediyoruz. oyuncu da ileride profesyonel futbolcu olamazsam, hoca da kiramı nasıl ödeyeceğim diye düşünmeyecek. gol kralı, asist kralı veya iyi performanslı 17 yaşındaki oyuncuna aylık 3000 liraya imza attırmaya çalışmak, seni profesyonel yapacağız demek çok ama çok ucuz hareketler. bu demek değil 200k 300k tl kontratları altyapı ve gençlerin önüne serelim. biraz hakkaniyetli kontratlar verilsin ki herkes yaşam mücadelesini düşünmeyi bırakıp, işine odaklansın. altyapı koordinatörleri tüm altyapı takımlarının antrenman programını kendi yapacağına, hocalarına program yaptırdığı bir ortamda oyuncu çıkacak öyle mi? ayağı iyi de 10 numara olacaksa hagi alex olması lazım, türkiye'de beklenti büyük biz bunu sol bek yapalım, sağ bek yapalım aklıyla mı oyuncu yetişecek?

    hocamız fatih terim açıklamasını inceleyelim; da 8 temmuz 2020 alanyaspor galatasaray maçı basın toplatısını "şimdi herkes hazırlansın hükmen mağlubiyetlere! şimdi sayı oldu mu, olmadı mı diye çetele tutacağız!".

    sabah ali ece'yi dinlerken benim gibi cm/fm manyaklarından da bahsetti ve aklıma hocamın üstteki açıklaması geldi. şimdi emin sakatlandı ve çıktı, bartuğ elmaz'ı kontenjandan ötürü sahaya aldık(çocuğu yerme amaçlı değildir) ve başka bir stoper oyuna soktuk. kontenjandan dolayı 1 değişiklik yapacaksam benim 2 değişiklik hakkım bitti abi, böyle bir düşük zekalılık örneği kural olamaz. kontenjan var diye aynı mevkiden 2 genç mi tutacağız kadromuzda? böyle mi gençler ilk 11 de şans bulup, gelişecekler?

    ekleme2: kuralda ilk 11'de başlaması yeterli. üstte belirttiğim değişiklik geçersiz fakat bunu yine türk usulü taktikle çözüyoruz. kontenjan oyuncularını oynatırsın, bir bakmışsın değişiklik hakkı riskine girip 1. dakika oyuncu değişikliği olur :) neticede kural da ilk 11 yazıyor, x dakika oynayacak yazmıyor.

    2020 mayıs ayında da arda turan ve emre belözoğlu instagram yayını izlediyseniz en iyi 11 yaparken e.b: " 3 türk kullanacağız, 8 yabancı, en az 3 olması gerektiğini düşünüyorum, kendi fikrim" beyanları var.

    https://www.youtube.com/watch?v=jjKUOZvkfHk

    yine imparator'un da 8 temmuz 2020 alanyaspor galatasaray maçı basın toplatısında dediği gibi "açıkçası çok kişi de biliyordu zaten. aylar öncesinden bunun algısını çok güzel yaptılar. " yine uzaktan uzaktan çakmıştı hocam.

    daha önce adı bilinen garabet türk oyunculara değinmek istemiyorum. 14 yabancı 14 türk kuralından sonra, genç diyebileceğimiz 32-33 yaşlarında futbolu bırakan türk oyuncuların lisanslarını inceleseler, yabancı kısıtlamasından ötürü bu adamların nasıl 33 yaşına kadar, oynadıklarını tff kendisi anlayacaktır. şimdi 37 yaşına kadar zaten düşük seviyeli olan ligde bu oyunculara mahkum kalacağız. rekabetçi ve yarışmacı olmayan oyuncuları, çok kullanmam, nefret eder ve hocalarına da kulüplerine de saygısızlık olan tabir ile çöpleri izleyeceğiz.

    olur da bu kuralda değişme olmazsa, hocamızın dediği gibi biz kurala uyacağız ama anadolu kulüplerinin akıllı oynaması lazım. hem tff galibiyet/beraberlik primlerinden olacaksınız hem de artık zor anadolu deplasmanı tabiri kaybolacak. bazı alt yapı takımlarınız bile yokken, bütçesel olarak 4 büyükler+başak(maluk sponsorluklar) takımlarına yetişemezsiniz, verimliliği tartışılır ama kaliteli yabancıların tercihleri bu takımlar olur. hem kaliteli yerli hem kaliteli yabancı transferi yapıp, bu kuralla lige tutunabilmeniz mümkün değil.

    ellerini avuşturan menajer, şark kurnazı futbolcular ve atanmış/yiyici bazı kulüp başkanları da şu gerçeği unutmasınlar; para deposu olarak gördüğünüz dört büyük takım ffp ve sürekli esnetilen tff harcama limiti kıskacında. artık öyle 7-8 milyon euro'lara garabetleri satamayacaksınız.

    edit: bilgi ekleme, imla
  • 2481
    galatasaray'ın yerli oyuncu transferi konusundaki tutumu dolayısıyla bizi çok zorlayacağını düşündüğüm kavram.

    1- görüşüp anlaştığımız yerli oyuncuların mutlaka rakipler daha yüksek bir teklifle kapısını çalıyor.
    2- kafası karışan oyuncu bize gelip mırın kırın ettiğinde ise katiyetle ilk fiyattan taviz vermiyoruz. yani ortada resmi bir imza yoksa, bizle prensipte anlaşan tüm oyuncuların karakter gösterip sözüne sadık kalmasını bekliyoruz. bazısı da kalmıyor.
    3- rakiplerin anlaştığı yerli oyuncularda araya girip fiyat yükseltme ya da daha fazla önerip elden kapma gibi bir tavrımız hiç yok. olsa da zaten iş açık artırmaya döndüğü çekilmeye meyilli oluyoruz.
    4- 3 anadolu kulübü başkanının fenerbahçe'yle arası müthiş seviyede. + gençlerbirliği asbaşkanı, hasan kartal'ın oğlu. + başakşehir başkanı bizim kulübün üyeliğinden ihraç edilmiş ve mevlüt transferinde gördüğümüz gibi "oyuncum galatasaray'a gitmesin fenerbahçe'ye gitsin" derdinde olan biri. bu kulüplerin dışında da gelir bizde oynar dediğimiz yerli oyuncu yok gibi.

    yani gözde bir yerli oyuncunun bize gelmesi için;

    - mümkünse bonservissiz olması.
    - bonservisi varsa ve oyuncu sivas,rize,alanya,gençler,başakşehir kulüplerinden birindeyse cebimizde çok yüksek bonservis parasının olması,
    - ayrıca rakip takımların oyuncuyu istememesi
    - oyuncunun özellikle ve ısrarla galatasaray'a gelmek istemesi
    - daha önce bir söz verdiyse ona sadık kalacak kadar karakterli olması, daha fazla parayı elinin tersiyle itmesi gerekiyor.

    bu bence çok iyi biz süzgeç, yönetime de sıklıkla bu alandaki duruşu nedeniyle saygı duyuyorum ama işte eldeki havuzda 11'ine koyacağın kaç tane yerli alabilirsin böyle? büyük soru işareti. eğer önümüzdeki yıllarda hatrı sayılır bir altyapı oyuncusu enjeksiyonu ya da kaydadeğer bir gurbetçi operasyonu yapmazsak. veya yerli oyunculara tak tak 6-8 milyon bonservis vermemizi sağlayacak bir gömü bulmazsak bu yabancı kuralı nedeniyle önümüzdeki yılların aşırı zor geçeceğini öngörmek işten bile değil.

    takımın başında fatih terim olmasa şimdiden şampiyonluklara dahi el sallayabileceğimiz söylenebilirdi ama daha önce nice mucizelere imza atmış hoca varken biraz daha itidallı panik yapmakta fayda var.
  • 2482
    tff’nin yine yabancı oyuncuyu sınırlamasının ardından yalnızca fatih terim değil, takip edebildiğim kadarıyla hikmet karaman, sergen yalçın, ibrahim üzülmez, fuat çapa, erol bulut gibi pek çok teknik adam da tepkilerini dile getirdiler. hepsine bir futbolsever olarak teşekkür ederim. bu kadar önemli teknik adam istemiyor, taraftarlar istemiyor, yayıncı tabi ki istemez, kim istiyor bu saçmalığı?
  • 2484
    gerçekten çift pasaportlu oyuncular türk sayılacaksa her oyuncuya +250.000 dolar verilip ev alınıp türk pasaportu vasıtasıyla yerli statüsünde oynatılsın. umarım bu çakallığı bir kulüp yapar da o federasyonun mal gibi kalışını izleriz. yerli oyuncu nedir? özil yerli midir? o zaman 11 yıldır alt yapılarımızda oynayan siyahi oyuncular yerli değil midir?
    tff’nin çıkıp ırkçı olup olmadığını açıklaması gerekiyor. bence 11 yıldır kasımpaşa alt yapısında yer alan afrika kökenli bir çocuk, türkçe konuşamayan emre mor’dan daha yerlidir mesela.
  • 2487
    oyuncunun yerli sayılması için pasaportuna bakılmıyor, türk milli takımında oynayabiliyor mu ona bakılıyor yanlış bilmiyorsam. eskiden kural farklıydı ve değişirken kuraldan önce yerli statüsü kazanmış oyuncuların statüsü değişmeyecek diye karar alındı. (verilen hak geri alınmaz ilkesi) bu yüzden jimmy yerli sayılırken aynı durumdaki yeni bir oyuncu yerli sayılmayacak. ev almak falan olmaz yani.

    tanımımızı da yapalım. türk futbolunun dibine kibrit suyu dökecek olan, akıl yoksunları tarafından tasarlanmış ve yürütmeye konmuş kısıtlamaya mevzubahis sayıdır.