• 341
    açıkçası mevcut durumunun bu kadar hayal kırıklığı yaratması doğal insanlarda ama benim için çoktan böyle olacağı belli olan bir durumdu. sebeplerini saymaya hemen başlayayım:

    1-2013 ile 2018 arası alt yaş kategorilerinden özellikle u-20 ve u-18'i domine eden 'altın jenerasyon' oyuncularının kendilerini üst seviyede gösteremeyip potansiyellerine ulaşamamaları. baktığımızda bu isimlerden (bkz: furkan korkmaz) ve (bkz: cedi osman) iyi veya kötü potansiyellerine ulaşma yolunda ilerliyorlar, ve halen daha ulaşabilme ihtimalleri yüksek bana göre. ama özellikle (bkz: kenan sipahi), (bkz: okben ulubay), (bkz: onuralp bitim), (bkz: ömer faruk yurtseven), (bkz: egemen güven) gibi isimlerin nba yapmasını, ya da avrupa'da star seviyesine ulaşmasını bekliyordu ben dahil herkes. ki bunların yanında saymaya kalksak bitmeyecek el seviyesinde oyuncular olması beklenen 10-15 oyuncu daha sayabiliriz bu jenerasyondan, ama bugün baktığımızda bunların hepsi ya yanlış takım tercihlerinden ya çalışma etiğine sahip olmayan oyuncular olmalarından dolayı potansiyellerine henüz ulaşamadı. (1-2 istisna haricinde de ulaşmaları imkansız gibi duruyor.) özellikle 1979 jenerasyonunun önemli isimlerinin aldığı iki madalyaya rağmen başarısız görüldüğü düşünülürse, bahsettiğim 'altın jenerasyon' çok daha başarısız olacak gibi maalesef.

    2-şu anda bahsedeceğim sebep ise kısa vadede en büyük başarısızlığın sebebi: ufuk sarıca. aslında geliş süreci bile problemliydi ergin ataman'ın gönderiliş sürecinden dolayı. coaching olarak baktığımızda ise ergin ataman ile çok büyük bir farkı vardı: ergin ataman zaten mikro anlamda da makro anlamda da çok daha iyi bir koç ancak özellikle ufuk sarıca mikro anlamda iyi çözümler üretemeyen bir koç maalesef. bu bakımdan d'antoni'ye de benzetiyorum kendisini.

    bu durumu örnekler üzerinden anlatmak en doğrusu olacaktır. uzun vadede karşıyaka'da zaman içerisinde oluşturduğu sistem ve kadro lig şampiyonluğunu da alarak başarıya ulaştı ancak milli takım uzun vadede değil kısa vadede plan ve çözüm üretilmesi gereken bir yer. eurobasket 2017'de rusya gibi 4 ve 5 numara rotasyonunda bizden daha kuvvetli bir takım varken, gerekirse modern basketbola ters düşse bile ribaund konusunda yenilmemek için çift uzun denemesi gereken bir yerde cedi'yi maç içinde 5 numaraya çekti. üstelik hatasından başka maçlarda da dönmemeyi seçti ki sonuçlarını da maalesef gruptan çıkamayarak gördük. kısa beşin faydaları elbette var kısa beşte 5 numaraya koyacağın oyuncunun da oraya uygun belli meziyetleri olmalı. ufuk sarıca'nın bunun gibi bahsedebileceğim onlarca basit veya büyük hatası ise milli takımın son dönemde çok başarısız olmasına sebep oldu.

    3-bir diğer problem ise maalesef federasyon. burada çok fazla konuşulduğu için detaya inmek istemiyorum ama oyuncu yönetimi ve medya konusunda net olarak başarısız oldular. bunun da kendilerini zararlarını görüyoruz.

    sonuç olarak halen daha elde iyi bir çekirdek mevcut, orhun ene'nin de mikro anlamda ufuk sarıca'ya göre daha iyi bir koç olduğu düşünülürse gelecek için umutlanabiliyorum.
  • 342
    bir zamanlar hazırlık maçı oynasa takip ettiğim, dünya şampiyonası'nda ankara'daki maçlarına gittiğim milli takımdan şu anda 3 oyuncu sayamam. cedi ve furkan derim, ersan hala oynuyor mu diye şüpheye düşerim. benim gibi çok kişi olduğunu varsayıyorum, hissediyorum. türkiye gibi avrupa'nın en potansiyeli basketbol ülkelerinden birini bu hale getiren sorumlular başta turgay demirel denilen suratsız, daha sonra maddi manevi hidayet ve en sonunda da avrupa basketbolu'nu daha çok parası olanın borusunun öttüğü boktan bir şeye dönüştüren euroleague yönetimidir bana kalırsa. fakat bunların da ötesinde ülkenin birilerinin iktidarda kalabilmesi için bile isteye sürüklendiği kutuplaşma ortamı, insanların milli takım aidiyetini iyice zayıflattı. futbolda da böyle basketbolda da.

    orhun ene milli takım için bir şanstır, fakat kaybolan milli takım sevgisi nasıl toparlanır bilinmez.