• 350
    yıllardır hep şunu öğrendik, uzun lig - avrupa - kupa maratonunda takımlar başarılı olmak için geniş kadro kurmak zorunda.
    bunun dillendirilen bir diğer artısı ise rekabetçi kadro yapılanması ile iyi olanı daha iyi olmaya, vasatı ise iyi olmaya iten bir ortam sağlamasıdır.
    sonrasında ligler, turnuvalar başlar, idmanlarda iyi olan, öne çıkan, sivrilen oyuncular formayı kapar, iyi oynadığı sürece bırakmaz, bu sırada onun alternatifi de daha çok çalışarak formayı kazanmaya çalışır.
    sadede gelirsem performansa göre ödül (forma) veya ceza (yedekte kalma) vardır.

    şimdi gelelim işin hakem boyutuna; arkadaş bu adamlar g.tünden element uydurup sahada takımının ağzına etse, hop haftaya tekrar başka bir maçta, adeta ödüllendirilircesine görev almaya devam ediyor.
    amacın işi doğru yağmak yerine manipülasyonlarla lige ayar vermek olduğunu biliyorum ama bir an için ön yargılardan arınarak, amacın işin doğru yapılması olduğu zannıyla bu kaşarlanmış, tetikçilik uzmanı hakemler yerine verin abi aşağıdan ali'yi, veli'yi, en azından adamlar hakkında ön yargımız olmaz. hataysa hata deriz, görmemiş deriz.
    ama sen gözünün önünde olan faulü görüp de vermezsen, rakibinin böğrüne tekme sallayan ve atman gereken oyuncuyu görmezden gelip sahada tutarsan, varlığı bile unutulan 6. saniye kuralını ansızın hatırlayıverip (üstelik aynı maçta rakip kaleci daha uzun bir süre ile bu kuralı ihlal etmesine rağmen) uygularsan ve hiçbir şey olmamış gibi hakkını yediğin takımın kritik maçlarından birine verilirsen, değil o hakem, galatasaraylı halimle ben olsam çizgimi bozmam.
    neden bozayım ki, bozsun ki?
    düşün hakemsin, son yıllarda hatırı sayılır bir gelir sahibi olmaya başladın bu işten.
    ona göre hayat standardın değişti.
    bindiğin araban, oturduğun evin, semtin, tatillerde harcadığın bütçen, çocuklarının gittiği okulların yıllık eğitim ücretleri....vs. hep bu gelir düzeyine göre şekillendi.
    ve görevini yaparken şunu gördün; bir tarafta galatasaray lehine "tacı" (özellikle belirtmek istedim; taç, şu bildiğimiz taç) yanlış verdiği ve kötü yönetim gösterdiği iddaalarıyla (iddaa diyorum zira bana göre hakem kararları doğruydu) görevlerine son verilen hakemler, bir yanda galatasaray'ı doğramasına rağmen ısrarla her hafta görev alan hakemler.
    bunları görüp yaşarken, eğer gerizekalı değilsen, sana ilave olarak sözlü bir mesaj vermeye gerek olur mu?
    işini düzgün yapan bir mhk, liyakata önem verir, hata yapanı alt liglere kor, işini düzgün yapanla yola devam eder, bunun için de ciddi, geniş bir hakem kadrosu istihdam eder.
    ancak kimi kime şikayet ediyorum, bunun da farkındayım...
    sonuçta bu adamların işlerini doğru yapmak gibi bir dertleri yok ki...