• 2
    bakan suat kılıç'ın hiç bir faliyet göstermeyerek, mezunlarının göz göre göre boşta kalmasına neden olduğu bölüm. avrupa'da örneğin almanya'da bu işe 10 yıl kadar önce tam anlamıyla geçiş sağlandı, kulüplerin başına ve spor bakanlıklarına işinden anlayan, spor akademisi mezun kişiler getirildi. sonuç ortada, adamlar şu an her kulvarda zirveye oynuyor ve bizler hayran hayran izliyoruz. demem o ki, aziz yıldırım, yıldırım demirören gibi horozların sesinin çok çıktığı ülkemizde bir şeyler yolunda gidecekse ancak ve ancak eğitimli, ahlaklı ve işini ''kötüye'' kullanmayan kişilerin başa geçmesiyle olacaktır. yani önümüzde uzun bir yol var gibi görünüyor, kısfmet...
  • 3
    an itibari ile okuduğum lakin hiçbir beklentim olmadığı bölümdür, meslek dalıdır. üzücü olan kısım şu ki spor takımları, spor faaliyetleri nasıl yönetilir, nasıl icraa edilir, yapılması gerekenler nelerdir gibi soruların cevabını akademik dilde eğitimini alanların bu soruların hiçbirini cevaplayacak veya çözüme kavuşturacak imkanlara sahip olmamasıdır.
  • 4
    isletme disiplininin bir alt dali olarak 1980'lerden itibaren gittikçe önem kazanmis ve kendini kabul ettirmistir. bunda en büyük etken ayni dönemde sporda tüm dünyada yasanan ekonomik büyümedir. "spor isletmeciligi" olarak da çevrilebilir, nitekim yabanci üniversitelerde
    sport business, sport management veya sport business management gibi farkli isimli programlar vardir. her halükarda sunu belirtmek gerekir, isin business ve management yönleri iç içe olsa da, bunlar aslinda birbirinden farkli alanlar olarak da görülebilir. nitekim bir altyapi çalisani veya stk baskani konunun business yönüne dogrudan bulasmaz.

    ülkemizdeki üniversitelerde de gittikçe yayginlasmakta ve hem lisans hem lisans üstü seviyede okutulmaktadir. bu isin teorisinin babalari ise abd, ingiltere ve avustralya olarak görülebilir. dolayisiyla bu bölümü okuyacak kisilerin iyi derecede ingilizce okuma kabiliyeti olmasi gerekir, nitekim türkçe kaynaklar çok kisitlidir.

    spor yöneticiligi çok keyifli ama biraz yalniz bir alandir, kurumlar ve kulüpler mezunlari kapismaz. ögrenciler soranlara ne okuduklarini anlatmakta güçlük çeker çünkü spor denince halkin aklina fiziksel aktivite gelir ve perde arkasi pek düsünülmez.
  • 5
    ülkemizde parası olan ve sporla at yarışı dahi olsa ilgilenen her insanın eğitimini almaya gerek duymadan parası neyse basıp yaptığı iştir. asıl düşündürücü olan, bu bölümün hala varlığını koruyor olması. öğretmenin, mühendisin, sağlıkçının, iletişim ve iktisat fakültelerindeki öğrencilerin iş bulma ihtimali neredeyse yokken, hangi mantık bu bölümü devam ettirir akıl almaz.
    işsizliğe açılan bir kapıdır. çalarsa bakmayın, çalar çalar gider.