• 1
    dört oyuncudan kurulu iki takım arasında, at üzerinde oynanan bir oyundur. iki takımın sürücüleri ellerinde ucu çekiç gibi olan uzun sopalarla ağaçtan yapılmış topa vurarak rakip takımın kalesine gol atmaya çalışırlar. her bir oyuncunun bir görevi vardır: 1: gol atmaktan sorumlu ileri oyuncu, 2: topu kapmak için çalışan oyuncu, 3: takımın idarecisi ve en güçlüsü 4: savunmada bulunan geri oyuncu.

    bir maç, 7.5 ar dakikalık 6 c hukkar dan oluşur.

    (bkz: zengin sporu)
  • 2
    iki takım arasında, top ve sopalar yardımıyla at üzerinde oynanan bir açık alan oyunudur.

    küçük bir topu uzun sopalar yardımıyla rakip kaleye atarak sayı kazanılmaya çalışılan "polo" oyununda, oyuncuların hem ata binme, hem de topa vurma becerilerinin çok iyi olması gerekir.

    kuralları ;

    oyun, her birinde dört atlı oyuncu bulunan iki takım arasında 7’şer dakikalık "çaka" denilen 8 devre üzerinden oynanır.

    oyunda dört ana vuruş tarzı vardır. isteğe göre topu arkaya veya öne doğru göndermek için sağdan ve soldan vuruşlar yapılır. toplam 56 dakika süren oyunda, her çaka (devre) sırasında 3 dakika, 4. çakadan sonra 5 dakika ara verilir. oyun sonunda eşitlik durumunda, top oyun dışı kalana ya da 1 gol atılana kadar uzatılır. eşitlik yine bozulmazsa 5 dakika ara verildikten sonra oyun, eşitlik bozulana kadar 7’şer dakikalık devreler hâlinde oynanır. oyunun bitimine 20 saniye kala bir ceza atışı verilmişse, zaman hakemi atışın kullanılması için süreyi durdurur ve atış gol olduğu anda oyunu bitirir. takımlar, sahanın ortasında bulunan "t" işaretinin iki tarafında olmak üzere, kendi yarı alanlarında yüzleri hakeme dönük olacak biçimde sıralanırlar. hakem, topu, oyunculara en az 4.5 m uzaktan sıralanmış olan iki takımın arasından yuvarlayarak oyunu başlatır.

    takımdaki her oyuncunun görevi farklıdır. 1 numara forvet, 2 numara oyun kurucu, 3 ve 4 numaralar savunma oyuncularıdır. yerdeki topu, at üzerinden, ellerindeki sopalarla kontrol etmeye çalışan oyuncular, sopaları sağ elleriyle tutmak zorundadırlar. bu kural, polonun en önemli kuralıdır. diğer bir önemli kural da geçiş üstünlüğü kuralıdır. topun arkasından dörtnala giden iki biniciden, topun gidiş çizgisi üzerinde olan ya da bu çizgiye yakın olan binicinin, top sağ tarafında olması koşuluyla, geçiş üstünlüğü vardır. top kale direkleri arasından geçirildiği zaman gol olur. her golden sonra takımlar alan değişikliği yaparlar. oyunculardan biri sakatlandığı takdirde yerine yedek oyuncu girer. topu bir doğrultu üzerinde vurarak süren oyuncunun vuruş üstünlüğü vardır. topu kendi kontrolüne almak isteyen diğer oyuncunun, topu hatasız olarak alabilmesi için vuruş üstünlüğü olan oyuncuya paralel biçimde atını eş doğrultuya getirmesi gerekir. ters yönde koşmalarına rağmen, aynı hizada bulunan oyunculardan topu sol tarafına alan oyuncunun vuruş üstünlüğü bulunur.

    atları aynı hizada bulunan oyuncular birbirlerine değebilir ve itebilirler; fakat aralarında bir açı olacak biçimde birbirlerine yaklaşan iki oyuncunun temas etmeleri yasaktır.

    polo maçlarının değerlendirilmesinde "handikap" sistemi kullanılır. bu sisteme göre her oyuncu, 2 veya +10 değerleri arasında bir değerle derecelendirilir. takımlar maça başlarken kendi oyuncularının kendi değerlerini toplayıp rakip takımın değerleriyle karşılaştırırlar. böylece maç başında takımlar arasındaki gol farkı ortaya çıkar.

    polo karşılaşmaları, her biri alanın bir yarısından sorumlu olan iki atlı hakem ile oyunu, oyun alanı dışından izleyen bir başhakem tarafından yönetilir. ayrıca kale arkalarında bulunan kale hakemleri ve yapılan sayıları tutmakla görevli süre hakemi, yardımcı hakem olarak görev alırlar.

    topun oyun alanı dışına çıkması durumunda

    1. top, yan çizgilerin ya da levhaların üzerinden oyun alanı dışına çıkarılırsa, hakem her iki takım oyuncularını başlama pozisyonuna alır ve ondan sonra topu yan çizginin dışına çıktığı noktadan kale çizgisine paralel biçimde oyuncuların arasına doğru yuvarlayarak oyuna sokar.

    2. top, atak yapan takımın oyuncuları tarafından savunmadaki takımın kale çizgisinin dışına çıkarılırsa, savunmadaki takım topu, çizgiyi geçtiği noktadan (kale direğinden en az 3.60 m uzakta olması koşulu ile) vuruş yaparak oyuna sokar.

    3. top, savunma yapan takımın oyuncusu tarafından kendi kale çizgisinin dışına çıkartılmışsa, atak yapan takım, topun kale çizgisini geçtiği noktanın doğrultusunun, 54 m çizgisini kestiği noktadan bir ceza vuruşu yapma hakkı kazanır.

    4. top, oyun sırasında kırılır ya da oyunculardan birinin giysisine takılırsa hakem, oyuncuları başlama pozisyonunda dizdikten sonra topu, oyuncuların arasına yuvarlayarak oyunu başlatır.

    hatalar

    geçiş ve vuruş üstünlüğü olan oyuncuya engel olunması durumunda, serbest atışla cezalandırılır.

    1. karşı takımın oyuncusunun önünü keserek, topu almak için sopanın karşı takımın oyuncusunun atının önüne uzatılması,
    2. karşı takımın oyuncusunun atının bacaklarının arasından topa vurulması,
    3. sopanın diğer oyunculara ve atlara zarar verecek biçimde sallanması,
    4. karşı takımdan bir oyuncunun sopasını, omuz düzeyinin üzerinden çelmesi, sopanın hatalı kullanılması demektir.

    cezalar
    devre bitiminde hatalı bir hareket yapılmışsa, bir sonraki devreye ceza atışı ile başlanır. hakemler, yapılan hatanın ağırlığına göre ceza atışı verirler.

    atışlar

    1. kalenin önünde 27. ve 37. çizgi (30 ya da 40 yarda çizgisi) üzerinden yapılan ceza atışlarında, hatayı yapan oyuncunun takımı, atış yapılana kadar kendi kale çizgisinin üzerinde (iki kale direği arasında durmamak koşuluyla) durur. atışı yapacak olan takımın kaptanı, atışı ancak hatanın yapıldığı noktadan kullanabilir. bu atış yapılırken karşı takım oyuncuları topa en az 27 m uzakta bulunmak zorundadır.

    2. 55 m çizgisi üzerinde ve kale direkleri arasındaki çizgiye dik bir doğrultudan yapılacak olan ceza atışı sırasında, hatalı olan takımın oyuncuları, topun önünü kapatmayacak şekilde 27 m çizgisi üzerinde durabilirler.

    3. hatanın yapıldığı noktadan atılacak bir ceza atışı sırasında top, yan çizgiden en az 3,60 m uzakta olmalı ve hatalı takımın oyuncuları, top merkez olarak çizildiği varsayılan 27 m yarıçaplı yuvarlağın yayı üzerinde durmalıdırlar.

    hata yapan takım bu kurallara uymadığı takdirde ceza atışı:

    a. ceza golü olarak sayılabilir,
    b. atışı yapacak olan takım, atışı istediği herhangi bir noktadan kullanabilir,
    c. atış gol ile sonuçlanmazsa, tekrarlanabilir.

    ceza golü

    hakem, bir ceza atışında ya da oyun içinde vurulan bir topa hatalı olarak bir engelleme yapılması durumunda, engellemeyi yapan takımın rakibine bir sayı (bir ceza golü) verir.

    oyun alanı;

    polo oyun alanı 275 x 180 (perdeler varsa 275 x 140) m boyutlarında ve çimdir. çevresi, topu içeride tutabilmek amacıyla alçak tahta perdelerle sınırlandırılmıştır. tahta perdeler, alçaktan gelen topların sekerek oyun içinde kalmasını sağlar.

    oyun süresince oyun alanına oyuncular, hakemler ve yardımcıları dışında hiç kimse giremez. bir çarpma durumunda kolaylıkla kırılabilecek biçimde yapılmış ve sahanın iki ucuna dikilmiş ve birbirlerine en az 230 m uzaklıkta olan kaleler 7.3 m genişliğinde ve 3 m yüksekliğindedir.

    kullanılan malzemeler;

    top, sopalar ve atlar, polo oyununun temel gerekleridir.

    top: bambu ya da söğüt kökünden yapılan topun çapı 76-89 mm, ağırlığı 120-135 gr’dır.

    sopalar: sopaların uzunluğu 112-135 cm arasında olup oyuncunun boyuna göre ayarlanır. sopanın ucundaki tokmak 24.2 cm uzunluğundadır ve dişbudak ya da bambudan yapılır. sopanın toplam ağırlığı 198.5 gr’dır.

    atlar: polo için yetiştirilen atlar, diğerlerine oranla daha küçük yapılı ve dayanıklı hayvanlardır. topun peşinden fırlayıp koşmaları, anî duruş ve dönüşleri yapabilmeleri için uzun eğitimlerden geçirilirler. atlarda göz siperliği ve görüşü engelleyici başka nesnelerin kullanılması ve nallarda kaymayı önleyici çivilerin bulunması yasaktır. oyuna başlarken atların ayak bilekleri sarılır ve kuyrukları bağlanır.

    giyim: oyuncular, çeneden bağlamalı koruyucu bir başlık, uzun çizmeler ve dizlik kullanırlar. dizlik ve çizmelerin üzerinde, diğer oyunculara zarar vermemesi için toka ve metal çıkıntılar bulunmamalıdır. oyuncuların giysileri forma (her takımın renkleri farklıdır) ve beyaz pantolondan oluşur.

    dünyada polo;

    geçmişi 4000 yıl öncesine kadar inen polo, orta asya kökenli bir oyun olup, ismi de tibet dilinde top anlamına gelen "pulu" kelimesinden türetilmiştir. eski türklerin de "çöğen" adıyla polo benzeri bir oyun oynadıkları bilinmektedir. iran’da, m.ö. 6. ve m.s. 1. yy.lar arasında, saray muhafızlarının eğitiminde yaygın olarak kullanılan polonun, tibet, çin ve japonya’da da çok eski çağlardan beri oynandığı bilinmektedir. 13. yy.da hindistan’ı fetheden müslümanlar aracılığıyla bu ülkede tanınmaya başlanan oyun, kısa sürede büyük ilgi gördü. yüzyıllar boyunca sevilerek oynanan polonun, 1859’da hindistan’da bulunan ingiliz çay üreticileri tarafından ilk kulübü kuruldu. o dönemlerde 8 kişilik takımlar arasında oynanan oyunun hiçbir kuralı yoktu. polo’yu abd’ye 1876’da, sporcu ve gazeteci gordon benett tanıttı. 1890’da polo, amerikan ordusunun atlı birliklerinin eğitiminde kullanılmaya başlandı. daha sonraki yıllarda takımdaki oyuncu sayısı önce beşe, daha sonra abd’de 1881’de, ingiltere’de 1883’te bugünkü sayısı olan dörde indi. ilk uluslar arası polo karşılaşması, 1886’da abd ile ingiltere arasındaki "westchester kupası" ile başladı ve 1890’da kuralların standartlaşmasını sağlayan polo birliği kuruldu. bu kuruluş daha sonra abd polo birliği adını almıştır.

    günümüzde yaz sezonunda ingiltere’nin hurlingham, sonbaharda arjantin’in buenos aires ve kış sezonunda da amerika’nın palm beach şehirlerinde, aralarında abd, arjantin, zimbabwe, pakistan, meksika, fransa, avustralya, güney afrika, kanada, yeni zelânda ve ingiltere’den oyuncuların bulunduğu 3040 arası takımın katılımıyla turnuvalar düzenlenmektedir.

    polo, 1900 paris (ingiltere-abd-irlanda), 1908 londra (ingiltere), 1920 anvers (ingiltere), 1924 paris (arjantin) ve 1936 berlin (arjantin) oimpiyatları’nda programa alınmıştır.

    1983 yılında kurulan, merkezi amerika birleşik devletleri’nde olan ve günümüzde 80 üyesi bulunan federacion internacional de polo (uluslar arası polo federasyonu; fip), ilk organizasyonu 1987 yılında olmak üzere her üç yılda bir dünya kupası’nı düzenlemektedir.

    not: alıntı.

  • 5
    türklerin ata sporudur. türk tarihi ve kültürü yüzeysel öğretildiği veya doğru öğretilmediği için bu gerçek de bilinmez. türklerin m.ö. 2000’li yıllarda çevgan adı verdikleri bu oyun, ingilizler tarafından sahiplenilmiş ve dünyaya yayılmıştır. bugün çevgan yani polo sporu azerbaycan’ın mili sporu olarak oynanmaya devam etmektedir. ayrıca osmanlı’da ve şelçuklular’da da bu oyun oynanırmış.

    --- alıntı ---

    mö 2000'lerden itibaren orta asya türkleri arasında çevgan olarak oynanan oyun zamanla tüm asyada oynanır olmuştur. 1800'lü yıllarda ingilizlerin hindistan yolculukları sırasında görmeleri sonrasında avrupa'ya taşınmıştır. polo, ilkin atlı süvarilerin ve genellikle kralın muhafızlarının veya diğer seçkin orduların eğitim oyunuydu.

    çevgan (çöğen); tarihi milattan öncesine dayanan, orta asya türkleri tarafından at üzerinde oynanan bir tür savaş oyunudur.

    oyun; geniş bir alanda, iki takım halinde ayrılmış atlıların, ellerindeki ağaçtan sopalarla keçi derisinden yapılmış topu, karşı tarafın kalesine atmaları esasına dayanmaktadır. kâşgarlı mahmud'un divânu lügati't-türk'te de bahsettiği oyunun amacı aynen ciritte olduğu gibi kişinin at üzerinde hareket kabiliyetlerini geliştirmesini sağlamak, savaşa hazırlamaktır.

    orta asya'daki türklerin yanı sıra batıya göçen türklerde bu oyunu oynamaya devam etmişlerdir. örneğin osmanlı devleti zamanında da çevgan oynandığı evliya çelebi'nin seyahatnamesinde bahsedilmektedir. günümüzde orta asya türk cumhuriyetleri'nde kural ve oynanış itibariyle çevgana benzeyen gökbörü (kökpar) halen oynanmaktadır.

    --- alıntı ---

    aşağıda adresini verdiğim sitede bu sporla ilgili bilgiler ve m.ö. 2000’li yıllarda türkler tarafından taşlara oyulmuş çevgan(polo) oyunu görülebilir.

    http://turkcetarih.com/polo-oyunu-cevgan/

    ayrıca şu sitede türkler’in bu ata sporuyla ilgili geniş açıklamalar okunabilir.

    http://www.academia.edu/..._Avrupa_da_Polo_Oldu
  • 7
    1555-1560 yılları arasında istanbul'daki elçilik vazifesini yapmak üzere istanbul'a yola çıkan ogier ghiselin de busbecq ismindeki avusturya elçisi'nin hatıralarından alıntıdır. busbecq istanbul yolundayken maiyetiyle birlikte estergon mevkiinde konaklar.

    --- alıntı ---

    sancak beyi bütün maiyeti ve komutası altındaki süvarilerle bana refakat etti. bu kadar büyük bir nezakette bulunmaması için kendisini ikna etmeye çalıştım ama hiç yararı olmadı. süvariler kasabanın kapısından çıkınca dörtnala oraya buraya dağılarak yere bir top attılar. atlarını son sürat koşturup topu mızraklarının ucuyla yakalamaya çalışıyorlar ve benzeri oyunlarla kendilerini eğlendiriyorlardı.

    --- alıntı ---

    orta asya kökenli polo sporu, 19. yüzyılda hindistan'da ingilizler tarafından tanınıp avrupa'ya taşınmış.