• 12
    bu sözlük bünyesinden doğan ve büyüyüp tarafsız bir hale evrilen plase dergi'de editörlük yapıyorum. bu sözlükte paylaşılan dergi yazılarını görüp de derginin başlığına ''çabalarını takdir ediyorum ancak bence yazılarının redakte edilmeye ihtiyacı var'' entryme bir dönüş olmuştu ve bu sayede ben de aralarına katılmıştım. baya da zaman geçti. 1 2 ay kadar önce yine yazıları kontrol edip yayıma hazırlarken hakkinen schumacher rekabetini anlatan yazıya denk geldim. büyük bir heyecanla açtım yazıyı. çünkü ben o dönem o rekabeti çok yakından takip etmiştim, hem de futbol dışında yazılar görmek de ayrıca sevindiriciydi. yazıyı okuduğumda ise biraz hayal kırıklığı yaşadım. bu ikili arasındaki muazzam rekabeti sadece sayılar üzerinden değerlendiren bir yazıydı. yazarı ile irtibata geçip düzgün bir üslupla yazının bu rekabeti anlatmaktan uzak olduğunu, eğer kabul ederse yazısındaki bilgileri de kullanarak yazıyı yeni baştan yazıp ikimiz adına yayımlamak istediğimi; kabul etmezse de ayrı bir yazı yazacağımı bildirdim. çok anlayışla karşıladı. zaten yazıdan da anlaşılıyordu o dönemi izlemediği. bakın bu bence çok öenmli bir mevzu. hagi'yi izlememiş birine hagi'yi saatlerce anlatın, bütün gollerini izletin yine de ilk 11'de hagi'nin olduğu bir takımın sahaya çıktığı sırada hissetiğiniz duyguları o kişiye hissettiremezsiniz. günümüzde bilgiye, veriye ulaşmak ne kadar kolay olursa olsun o anlara bizzat tanık olmak çok farklıdır. son bir örnek verip asıl konuya geliyorum; kadıköy'deki şampiyonluk maçını bir galatasaray taraftarına en baştan izlettirin, heyecanlanır mutlu olur ama o videonun başına oturmadan 10 dakika öncesinde onun kafasında başka düşünceler vardır. oysaki o maçı izlemiş benim gibi yaşı yetenler, o maçın atmosferine duygusuna bırakın 10 dakikayı 10 saati, belki 1 hafta önceden girmişler, bir hafta boyunca o maçı yaşamışlardı.

    hakkinen schumacher rekabeti, bana göre -yazıda da yazdım bunu- sadece motor sporlarının değil, dünya spor tarihinin en güzel rekabetlerinden birisiydi. bir kere bu ikisi en tepedeydi ve yanlarına yaklaşabilen yoktu. bu ikisi zamanında yarışın galibi kim olacak sorusu yerine yarışı schumacher mi kazanacak yoksa hakkinen mi sorusu sorulurdu. elbette başkaları da kazanıyordu bazen, ama ertesi yarışta o kazanan çoktan unutulmuş oluyor ve yine bu ikiliden hangisi kazanacak sorusu soruluyordu. bu hissiyatı yaratabilmek zaten çok büyük bir olay. bu adamların sıralama turları bile bir kapışmaya dönüşebiliyordu. yazının linkini koyacağım ama biraz uzun bir yazı olduğundan belki okunmaz, o yüzden yazının son kısmını burada yineleyeyim;

    --- alıntı ---

    kimin daha iyi pilot olduğu tartışması bir tarafa, bu iki harika pilotu ve aralarındaki rekabeti izleyebilmenin büyük bir şans ve keyif olduğunu hiç unutmamak, başka bir spor dalında benzer bir rekabet yakaladığımızda kıymetini bilip keyfini çıkarabilmek dileğiyle, çavdar tarlasında çocuklar kitabı gibi bitiriyoruz: ”kimseye bir şey anlatmayın, herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.”

    --- alıntı ---

    http://plasedergi.com/...-michael-schumacher/