• 870
    fenerbahçe'ye gitmesini ben kesinlikle yönetimin bir hatası olarak görmüyorum. tabi ki bu durumu galatasaray açısından değerlendiriyorum belki futbolcunun kendisini de dinlemek lazım. yalnız şu an elimizde olan bilgilere göre ben gs yöneticisi olsam farklı tavır sergilemezdim. eğer siz gs kulübü iseniz ve bir futbolcu ile anlaştıysanız arkasından bir şey olacağını veya en büyük rakibinizle görüşüp zam isteyeciğini düşünmezsiniz. çünkü siz galatasaray'sınız.
    kendisi sarı kırmızı renkler yerine sarının yanına laciverti ve daha fazla parayı seçmiştir. kimseyi suçlamaya gerek yok.
  • 871
    fenerbahçe'ye gitmesi kimsenin hatası olmayan futbolcu.

    önünde iki seçenek vardı, başında türk spor tarihinin en büyük teknik direktörü fatih terim ile beraber oturtulmaya çalışılan iyi/kötü bir sistem futbolunun içinde olmak veya daha fazla paraya, senede bir teknik direktör değiştirip bir baltaya sap olamayan fenerbahçe'de oynamak. seçimini yapmıştır, konuşulacak bir şey yok. kapısında yatacak kadar değerli bir futbolcu değil kendisi, yolu açık olsun diyeceğim de adam fenerbahçe'yi seçmiş tünelin sonu duvara çıkıyor, geçmiş olsun demek daha doğru olur...
  • 872
    bu arkadaş hakkında yazmaktan yoruldum. muhtemelen tek bir maçını bile izlememiş olan galatasaray taraftarı medyanın gazına gelerek transfer edelim, fenerden daha fazla verelim diyebiliyor.

    bu sene bir çok maçını izledim mert hakanın ön plana çıkan özellikleri takım kanatlara indiğinde ceza sahası koşusu yaparak pozisyon bulması, uzaktan şutlarının fena olmaması ve on numara mevkisinde oynayan diğer oyunculardan daha fazla pres yapması, temposunun yüksek olması. eksi yönleri ise fiziği büyük takım için yetersiz, belhandaya sövülen bir yerde tekniği büyük takımın on numara bölgesini kaldırabilecek yetenekte değil, baskı karşısında çabuk dağılıp oyundan kopabiliyor, belhandaya sövülen bir yerde pas kalitesi yetersiz, oyunu okuma yine belhandaya sövülen bir yerde yetersiz. bu sene 6 gol 3 asist yapabilmiş. asist sayısı bir on numaraya göre çok yetersiz. gol sayısının yüksek olması ise sivasta bazı penaltıları bu arkadaşın kullanmasından. benim direk aklıma gelen alanya maçında penaltı golü, ankaragücü maçında penaltı dönüşü golü var. yani akan oyunda toplam 4 golü var. küfür ettiğiniz belhandanın da akan oyunda 4 golü var tekrar hatırlatmak isterim.

    deniz türüç fenerbahçe ye gelmeden önceki sene her yıl 10 gol 10 asistin altına düşmezdi ligde. fenere geldikten sonraki hali ortada. ya da mehmet ekici ya da alper potuk. bu oyuncuların hepsi ligde çok daha uzun süreler oynayarak, daha çok iş yaparak geldiler fenerbahçeye. bu oyuncuların bile geldikten sonra halleri ortadaysa, 23 yaşına kadar 3.ligde oynamış 25 yaşında sadece bu yıl süper ligde düzenli oynayabilmiş, sıradan istatistikleri olan bi oyuncu üzerinde bu kadar muhabbetin yapılabilmesi bile ligin kalitesini gösteriyor.

    avrupada alacağı ücretin 500 bin euro,türkiyede alacağı ücretin en fazla 1 milyon euro olması gereken bir ortamda gidip adama 2 milyon euro yıllık ücret verirsen bu adam oynamaz. neden mi çünkü bu adam 26 yaşında, bu maaşı avrupada alamıyacağı için bundan sonra avrupada oynama hayali olmaz. hayatını garantiliyecek sözleşmeyide kaptı. fenerbahçe taraftarıda değil.

    takım kötü gittiginde ise fenerbahçe taraftarı tarafından ilk suçlu bulunup küfür edilecek oyunculardan biri olacaktır kendisi. bunun sebebi ise hem yüksek maaşı hem galatasaray taraftarı olması hemde eskiden yaptıgı paylaşımlar. iyi günde her şey unutulur fakat kötü günlerde bütün unutulanlar gün yüzüne çıkar. bu yüzden en geç 1 sene içinde alper potuk yada hasan ali kaldırım gibi tribünler tarafından ıslıklanacak, küfür yiyecektir. bu küfürleri eskiden yemediği için bunu kaldirabilecek psikolojisi ya da küfür yeme tecrübesi, alışkanlığından yok. galatasaray taraftarı neden bize gelmedin diye laf ettiğinde bile psikolojisi bozulan bir tip. 50 bin kişilik kendi taraftarı tarafından ıslıklandığında, küfür yediğinde bunu kaldırabilme ihtimali yok. neresinden bakarsak bakalım fenerde başarılı olma ihtimali çok düşük. bize gelseydi eğer artısı ne kadar hata yaparsa kötü oynarsa oynasın taraftar onu ıslıklamazdı, bizim çocuğuuz muhabbetinden bağrına basardı.emre akbaba da olduğu gibi. parayı tercih ederek bize gelmediği için kendisinin kaybettiğine adınız gibi emin olabilirsiniz. kafanız rahat olsun en fazla 1 yıl sonra fener taraftarı tarafı tarafından kendisine küfür edildiğinde ozaman aklı başına gelecektir. yaptığı hatayı ozaman anlıyacaktır.
  • 873
    https://www.instagram.com/.../?igshid=wudtdcyy802

    son dönemlerde instagram adresindeki fotoğraflarını yoruma kapatmıştı. daha sonra linkini eklediğim luiz gustavo ile aynı kare içerisinde olduğu fotoğrafı paylaşılmış ve "hay allah, ne olduysa" fotoğrafını yorumlara açmış.

    https://gss.gs/VYR.jpg

    daha önceden de facebook hesabından fener ağlama sayfasını takip ettiği görünüyordu. sonra takipten çıkmıştı. fenerbahçe' nin futbol, basketbol ve fan hesaplarını takip etmeye başlamış. daha henüz resmileşmiş bir şey yok.

    facebook hesabı ile ilgili bir ilginç not daha trabzonspor ve beşiktaş' ın da resmi hesaplarını takip etmezken takibe almış. "fenerbahçe daha çok para verdiği için anlaştım ama daha yükseğini teklif ederseniz sizi de düşünebilirim." diye sanırım mesaj veriyor.

    edit: https://gss.gs/S8v.jpg
  • 874
    son yıllarda büyük kulüplerin isteyip paylaşılamayan ve en sonunda gittiği takıma tam verim veremeyen futbolcular furyasına girmeye kesin gözüyle bakıyorum. bu ekolün daha önceki temsilcileri ise mehmet ekici, ozan tufan, mehmet topuz, alper potuk, emre akbaba, vedat muriqi(ilk devre itibariyle başarılı olsada ikinci devre anadolu topçusundan hiç bir şey yapmadı), bu örnekleri çoğaltmak mümkün selçuk inan haricinde bu tarz transferlerin başarılı olduğunu görmedim. bunun sebebi ise futbolcuların transfer olacağı kulübe gelirken kendini sürekli eleştirecek, sempati beslemeyecek bir düşman yaratılıyor bu futbolcuyu olumsuz etkiliyor, bununla birlikte örneğin galatasaray’ı tercih ettiyse taraftarlar öyle bir benimsiyorlar ki yıllarca formamızı başarıyla terletmiş metin oktay’la aynı kefeye koyabiliyorlar. önce adam bi oynasın gol atsın asist yapsın şampiyon yapsın öyle kıyaslamaya gir, mert hakan transfer süreci de bu mihvalde olacak gibi instagram’da paylaştığı fotoğrafa yapılan yorumlara bakarsanız fenerbahçe taraftarı hemen benimsemiş daha topa değmeden imza atmadan efsaneleştiren bile var. kendisinin alınmasının gereksiz olacağını düşünüyorum.
  • 875
    kendisi gibi çekişmeli bir şekilde transfer olan oyuncuların gittikleri takimda başarılı olamamasının en önemli sebebi menajerleri veya akıl hocaları ile adam akıllı bir kariyer planı çizmeyip ilk fırsatta yüksek bir ücretle sözleşme ile hemen para kazanma isteğidir. gideceği takımdaki rolü ile ilgili hicbir değerlendirme yapmayan adam basarisiz olmaya mahkumdur. örneğin, galatasaray için kendisini önemli kılacak unsurlardan biri uzaktan şutları idi. fenerbahce'de buna ihtiyaç yok, çünkü şut çeken oyuncuları var. bizde ise sırf bu sebepten bile oyuna gireceği maçlar olabilecekken, fenerbahce'de belki cok az oynayacak. artık avrupa'da birçok oyuncu sözleşme yenilerken veya başka bir takıma transfer olacakken takım içinde kendisine biçilen rolü, teknik direktörün kendisini nasıl kullanmak istediğini görüşüp, düşünüp gidiyor. bizimkiler ise kontratı kapayım sonrası allah kerim derdinde.
  • 876
    kendisine bu ortamda 2 milyon € maaş veren kulüp artan vergi ile birlikte senelik kasasından 3.35 milyon € çıkarmak zorunda kalacaktır. imza parası 1m €, menajere 500 bin € ve 4 yıllık maliyeti kattığınız zaman, toplam meblağ 14,9 milyon € yapmaktadır. sözleşme tl bazında olduğu için kuru şu anlık sabit tuttuğumuzda yaklaşık 116 milyon tl yatırılmış oluyor. değer mi kesinlikle değmez. iyi bir oyuncu ama vazgeçilmez mi değil. ondan dolayı geçelim artık mert hakan'ı yolumuza bakalım.
  • 877
    mert hakan transferi konusunda tartisilmasi gereken aslinda oyuncunun transferinin otesindedir. sorun galatasaray’in yurt icinde hicbir transferi bitirememesidir. galatasaray yoneticileri anadolu kulupleriyle veya yerli menajerlerle is yapamiyorlar, is bitiremiyorlar, anlasamiyorlar, hatir gonul kisisel iliski kullanamiyorlar. galatasaray bu beceriksiz yoneticiler elinde yeni yabanci kontenjaniyla birlikte ulke ici rekabette kadro kuramaz hale gelecek.

    mert hakan atla deve degil. olsa olsa keci olur ama bu kontenjan kuraliyla birlikte abdurrahman celebi.
  • 878
    mert hakan yandaş hayatının hatasını yaptı bu kesin. çünkü benim nazarımda sözleşmeler değil sözler değerlidir. islak imzalı sözleşmeler sadece verilen sözlerin belgelendirilmesinden ibarettir. insan söz verdiği zaman üç şeye söz verir. kendisine, allah’a (evrene) ve de karşı tarafa. sözünden dönen önce kendisine sonra allah’a (evrene) sonra da karşı tarafa ihanet etmiş olur. verilen sözler derken öylesine basit şeyler için verilen sözlerden bahsetmiyorum ciddi konularda verilen sözlerden bahsediyorum. büyüklerimiz buna “ahde vefa“ diyorlardı. ahde vefa o kadar önemlidir ki ahdine vefa göstermeyen yani verdiği sözde durmayan kişinin adı “yalancılar” listesine yazılır. nerden çıktı yalancılar listesi diye soranlar olabilir ama evet böyle listeler vardır. bu listelerden ikisi “doğru sözlüler” ve “yalancılar“ listesidir. (çalışkanlar-tembeller, öfkeliler-sabırlılar vs. vs. uzar gider bu listeler) bütün insanlar bu listelere kayıtlıdır. tıpkı bir bilgisayar programı gibi düşünün. yaptığınız her eylem, verdiğiniz her karar, verdiğiniz her söz kaydedilir, kaydedilen bu söz ve eylemlere uygun hareket ettiğiniz taktirde “doğru sözlüler” listesine doğru yükselirsiniz aksi halde yalancılar listesine doğru düşersizin.

    bu konular kuantum felsefesi ya da kuantum mekaniğinde bugün için bilimsel olarak ispatlanır hale gelmiştir. evrende boşluk yoktur ve kuarklar (enerji parçacıkları) evrenin her yanını kuşatmıştır. tıpkı okyanus sularının okyanus içindeki canlı cansız bütün varlıkları kuşatması gibi. balıklar okyanustaki suları nasıl göremiyorsa biz de bu kuarkları göremiyoruz ama bilimsel olarak artık bu ispat edilmiştir ki sadece dünyanın değil bütün galaksilerin, yıldızların ve de tüm evrenin her noktası kuantumla (kuarklar demektir) sarılmıştır. evren içinde var olan canlı cansız her şeyi kuarklar oluşturmuştur. kuarklar farklı form, şekil ve tarzlarla bir araya gelerek atomları, (proton, nötron, elektron detaylarına girmiyorum) atomlar bir araya gelerek molekülleri, moleküller bir araya gelerek hücreleri, organları ve de diğer cansız maddeleri meydana getirmiştir. örneğin insanlar ağırlıklı olarak oksijen, karbon ve hidrojen elementlerinin (atomlarının) oluşturduğu bir canlı türüdür. diğer elementler de evrendeki diğer varlıkları oluşturmuştur. yani evren ve içindeki her varlık bu enerji parçacığı olan kuarkların, (leptonların, fermiyonların vs.) oluşturduğu elementlerden meydana gelmiştir. son dönemde bir hayli popüler olan higgs bozonu ya da daha doğru bir deyimle higgs alanı da bu kuantum dünyasına kütle kazandıran ve bir arada tutan kuvvetten başka bir şey değildir. o nedenle higgs alanına bazıları tanrı parçacığı (alanı) adı verirler. (bu varlıkların dışında bir de “ışık” vardır ki diğer varlıklardan farklıdır. en küçük parçacığı fotondur ve kütlesi sıfırdır.)

    ben fizikçi değilim ama fiziğe aşırı merakım nedeniyle kuantum fiziği ya da kuantum mekaniği konularında çok detaylı araştırmalar yapıyorum. klasik fizik eğitimi aldım ama daha sonra fakülte değiştirdiğimden orada kalmıştı. son beş yıldır kuantum fiziğine merak saldım ve bu alanda araştırmalarıma devam ediyorum. (bu arada kuantum bilgisayarlarının temel dinamiğini anlamak için de kaynak arayışlarım devam ediyor. konuyla ilgili arkadaşlar varsa buradan bana tavsiye etmelerini rica ediyorum.)

    bu alana neden girdim? benim evreni nasıl anladığımı ve algıladığımı izah için girdim. benim algıladığım bu evrende bütün varlık alemi birbirine bağlıdır ve evren okyanusunda yüzmektedir. şu ana kadar keşfedebildiğimiz kadarıyla varlıklar içinde en akıllısı da insandır. o nedenle insanların her sözü, her kararı, her eylemi evrende yankı bulur. bunun sonucu olarak da her insan kendi değerini kendisi belirler. sözünden dönen, yalan söyleyen, hakaret ve küfreden, iftira atan, nefret kusan, hırsızlık yapan, insanları sömüren ve diğer melanetleri işleyen insanların hangi listeye yazılacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. bunlara karşı doğru sözlüler, sözünde duranlar, çalışkanlar, sabırlılar, yardımseverler, sevgi dolu olanlar vs. llisteleri de vardır.

    mert hakan yandaş’tan buralara gelmek biraz komik oldu ama galatasaray sözlük okurlarına ve de yazarlarına nasıl düşündüğümü, nedenlerimi ve nasıllarımı açıklamak zorunda hissettiğim için girdim bu buralara.

    şimdi dönelim asıl konumuza. mert hakan yandaş galatasaray ile ön sözleşme imzaladı, menajeri için ödeme aldı, kendisi için de bir imza parası kararlaştırıldı ve haziran ayı içinde ödenmesi sözleşmeye eklendi. bu arada babasının ve kendisinin galatasaraylı olduğunu, babasının kendisine galatasaray’da oyna diye vasiyet ettiğini söyledi ve bunlar basında çarşaf çarşaf yayınlandı. bu imza parası ödendi mi ödenmedi mi bilmiyorum çünkü ödenmediğine ilişkin net bir açıklama yok ama ödenmemiş bile olsa bunun olağanüstü pandemi şartlarından kaynaklandığı gün gibi ortada. bu arada bozgunculuk olarak niteleyeceğimiz bir hareketle fenerbahçe ve onun çubuklu tosunu devreye girdi ve mert hakan yandaş’a %50 daha fazla para önerdi. mert hakan yandaş, fazla paraya tamah ederek ve verdiği (hatta sözleşmeyle belgelenen) sözden dönerek ve de babasının vasiyetini çöpe atarak fener’e imza attı.

    şimdi mert hakan yandaş bütün değerlerini ve haliyle ruhunu para karşılığı şeytana satmış olmuyor mu? o ki para konusunda beklentilerin var o zaman imza atma, söz verme biraz daha beklemeyi tercih ettiğini söyle ve teklif bekle. milyonlarca galatasaray taraftarının duygularını istismar ermeye ne hakkın var? mert hakan’ın yaptığı şey, galatasaray’ı kullanarak fener’den ballı sözleşme kapmak değil mi? şimdi hangi galatasaray taraftarı helal eder hakkını. kul hakkı öyle bir haktır ki allah bile affetme yetkisini kendisinden almıştır.

    neyse ülkemizde bu olaylar rutinden olduğundan mert hakan da rutine uymuş ve paranın sıcaklığına kanarak bir akrep kazanına girmiştir. o parayı alabilecek mi, o kazanda kendisini koruyabilecek mi göreceğiz.

    bu olay diğer bütün genç futbolculara ibret olsun. eğer amacınız para ise imza atmadan, söz vermeden ve de taraftarların duygularını istismar etmeden dürüstçe hareket edin. çünkü oluşturacağınız negatif enerjinin altında ezilme ihtimaliniz çok yüksektir.
  • 880
    2020 model tarık çamdal. bu sezon en az 10 maçta kendisinin performansını dikkatle izledim. galatasaray futbol takımında ortalama bir rotasyon oyuncusundan fazlası olamaz. hele ki 2011-15 arasındaki kadrolarda 18e girmesi dahi zor.
    sivassporun 2019-20 sezonundaki başarısı yüzlerce değişkenin tesadüfen denk gelmesiyle yaşanmıştır. forvetinden stoperine elle tutulur, büyük takımda sırıtmaz diyebileceğin oyuncusu yoktur. böylesi dengesiz bir sezonda sivasspor nispeten iyi bir performans gösterince medya yıldız oyuncu pompalama ihtiyacı hissetti. mert hakan da uzaktan birkaç klas gol atınca bulunmaz hint kumaşı gibi lanse edildi. tüpçünün türkiye'de en beğendiğim oyuncu eskişehirli tarık demesi gibi.

    yönetimimizi bu transferdeki dik duruşu için kutluyorum. bu tarz şam şeytanlarına kulübün kaynaklarını yar etmemek en doğrusu. ederi 250bin euro olan orta sıra takımı topçusuna 1.5milyon euro yedirmediniz ya helal olsun size.