• 1
    en sevmediğim oyuncu tipi çünkü; her şartta hakkında çeşitli spekülasyonlar üretilmeye müsaittir. şayet takıma katıldığı dönem içinde kötü bir performans sergilerse aklının burada olmadığı,bir türlü kendini veremediği, bir an önce süreyi tamamlayıp bonservisinin olduğu kulübe dönmek istediği söylenir şayet iyi bir dönem geçirirse de mutlaka başka talipler devreye girer, oyuncunun aklı bulanır , oyuncunun bonservisinin alınıp- alınmayacağı sürekli gündeme getirilir, sıkıntılı bir süreç yaşatır kısaca ''kiralık oyuncu''.
  • 4
    galatasaray'da 17-18 yaşlarındaki oyuncuların, 2. ligden alınacak bir pilot takıma kiralanması şeklinde olursa mükemmel olacak uygulamadır.

    şimdi atıyorum bizim genç oyuncular 16 yaşında a2 takımına giriyorlar. 20 yaşında çıkıyorlar. 20 yaşına kadar kendi yaşıtlarıyla pek önemi olmayan maçlara çıkıyorlar.

    bu oyuncular öncelikli olarak süper lig'de, olmazsa da 2. ligden bir pilot takıma kiralansa, hatta o takıma gönderilecek antrenörlerce eğitilse, resmi maçlarda kendilerinden fizik ve futbol olarak ilerde olan oyuncularla rekabet etse mükemmel olmaz mı ?

    ingiltere'de arsenal bu uygulamayı çok yapıyor. nicklas bendtner, aaron ramsey, kieran gibbs, jack wilshere en önemli örnekler. bu adamların hepsi kiralık olarak 1-2 sezonlarını geçirmişler. şimdi hepsi arsenal'da öyle veya böyle süre buluyorlar. aynısını united cleverley'de yaptı mesela.

    sen şimdi mertan caner öztürk'ü, berk ismail ünsal'ı, hüseyin tokmak'ı, eray işcan'ı, uğur ayhan'ı, bilal özhan'ı vs. bu şekilde 18-19 yaşlarında göndersen süper lig takımlarına bu adamlar daha iyi geliştiremezler mi kendilerini ? eray işcan'a süper lig'de kulüp bulunur, bulunmazsa kirala pilot takıma. mertan kesin takım bulur kendine. berk de yedek de olsa bulur, hiç olmazsa yedek kulübesinin tadını çıkarır. bu oyunculardan hangisi süre bulacak bizde ? mertan amrabat'ı mı kesecek hamit'i mi emre'yi mi ? ufuk'tan nando'dan eray'a sıra mı gelecek ? melo'nun selçuk'un olduğu yerde bilal'e yazık olmayacak mı ?

    arda turan ile yaptık bunu, neler olduğunu biliyoruz. yine yapsak ne olur ki ? kimsenin aklına gelmez mi bu ?

    anlamıyorum.
  • 5
    (bkz: jason denayer )

    galatasaray kiralama konusunda -yabancı sınırının da kalkmasıyla- avantajlı bir kulüp haline geldi. biz hem ligimizin en büyük takımıyız hem de ligimizin en büyük takımı olmamıza rağmen şampiyonlar liginde 2.-3. torba takımları seviyesindeyiz. o nedenle real madrid, barcelona, manu, man city, bayern munih gibi takımların kadrolarında olan yetenekli ancak henüz o kadrolara giremeyecek oyuncuların kiralık oynamak isteyeceği bir takımız. ligimizde şampiyonluğa koşuyoruz ve şampiyonlar liginde üst turu mutlaka zorluyoruz. ancak burada galatasaray'ın her yıl yeni oyuncuları 1 yıllığına kiralık getirmesi takım düzeni için olumsuz bir durum. o nedenle galatasaray'ın kiralık sözleşmesi yaparken opsiyon kendinde olacak şekilde 1+1 veya 1+1+1 şeklinde sözleşme yapması gerekir. aynı courtois'nın atletico'da 3 yıl oynaması gibi yani. böylece hem galatasaray işine yarayan oyuncuyu en az 2 yıl tutabilir hem de bonservis ödemeyerek kadrosunda kaliteli oyuncuların bulunmasını sağlayabilir. hem 2 yıl bir oyuncunun takımda kalması için kötü bir süre de değil.
  • 8
    bir oyuncunun kiralanmasının en önemli nedeni özgüven kazanmasıdır, maç içerisinde illa ki tecrübe önemlidir lakin, gidip 20-30 maç oynayan bir oyuncunun birden çok iyi şut vurması, adam geçmesi gibi özellikleri radikal değişmez. ama özgüven kazanır. mesela bruma selçuk'un burak'ın fırçalarından, belki de hocaların ipini fazla tutmasından dolayı oyun oynayamaz hale gelmişti. gitti, çok oynamadı da, oralarda şov yapmadı da. ama bi başka döndü adam. ben ispanya görmüş adamım lan dedi vurdu masaya çatır çatır oynadı. küçük kardeş muamelesi görmedi orda. oyuncu muamelesi gördü. bizdeki bu biat, abilik kültürü oyuncu gelişimine de zarar veriyor. milletin 17 yaşında gençleri çatır çatır oynarken bizimkiler çocuk gibi ihi ihi diye takılıyorlar. kiralık gidip kendilerinin farkına varmaları bu yüzden önemli, arda manisa'da belki o özgüveni kazanıp gelmese ilk maçında tercihleri daha korkak olacaktı ve parlayamayacaktı belki de. dolayısıyla kiralamak önemli.
  • 9
    sözlükte yanlış anlaşıldığını düşündüğüm.

    şimdi her genç oyuncumuzun altında şunu yazıyoruz.

    --- alıntı ---
    hollanda ya da belçıka liginde bir takıma kiralanmalı

    --- alıntı ---

    evet , kiralanmalı. iyi de hiç baktınız mı galatasaray, ya da geç bizi ülke tarihinde yurt dışına kiralanan kaç tane genç olmuş?

    17 - 18 yaşında, ab vatandaşı bile olmayan bir ülkeden niye bir takım oyuncu kiralayıp senin için oynatacak? zaten onun liginde de var aynısından yüzlerce. hiç düşündün mü neden bütün dünya takımları 16-17 yaşında 50-60 afrikalı oyuncu alıp 3-4 pilot takım kurup oynatmıyor? 3-5 tanesi topçu olsa 10 senelik altyapı masrafı çıkar değil mi?

    yani sonuç olarak, o iş öyle olmuyor arkadaşlar. lütfen her genç oyuncunun altına bir hollanda , belçika , ispanya takımına kiralanmalı yazmayı bırakalım. boşuna hayal kurup , olmayınca başkalarına sinirleniyoruz boşu boşuna.
  • 10
    takımımızın, 2019-2020 sezonunda görünüşe göre bir hayli fazla barındıracağı futbolcu türüdür. (lemina’nın da kiralık geleceği varsayımıyla hareket ediyorum)

    normalde kiralık oyunculara dair duyduğum en büyük korku aidiyet eksikliğidir ancak onyekuru ve denayer örneklerinde gördük ki bu bizim için bir sorun değil.

    ancak opsiyon işi biraz başımızı ağrıtabilir. seri’nin 18 milyon euroluk opsiyonunu kullanmamız zor gözüküyor. andone ve lemina’da opsiyon yok ise; seneye takımı yeni baştan düzmemiz gerekecek.

    gerçi başımızda ffp varken pek başka bir alternatifimiz de yok.
  • 11
    bu sene için:

    nzonzi,
    seri
    lemina
    andone
    emre mor

    ile doldurduğumuz oyuncu tipi.

    seneye nzonzi'nin 500 binlik opsiyonunu kullanıp takımda tutarız. seri, lemina ve andone gitse bile, yerlerine benzer oyuncuları neden kiralık alamayalım diye düşünüyorum. bu sene seri, lemina fırsat olur, seneye başkası.

    aidiyet meselesi önemli, orada da bizlere, yani taraftarlara iş düşüyor.

    edit: cicero ve technique adlı yazarlarımızın hatırlatmasıyla emre mor'u da ekledim.
  • 13
    ülke ve futbol ekonomisi düzlüğe çıkana kadar modası geçmeyecek oyunculardır. tepemizde ffp varken bonservisli topçu almak yerine mecburen kiralık ya da bonservisi elinde olan topçulara yöneliyoruz. kendini gösterip çıkışa geçmek isteyen ve bir kariyer hedefi olan topçu aldıktan sonra sorun yaşamazsınız. beşiktaş’ta talisca ve mario gomez, galatasaray’da onyekuru ve denayer bunlara örnek.
  • 14
    nzonzi gibi bir yaz önce 30 milyon euro'ya transfer olmuş bir adamı bir yaz sonra 1+1, 1 milyon euro bedelle kiralayabiliyorsun.
    veya transfer döneminin sonunda lemina gibi harika fırsat transferleri düşebiliyor. o yüzden kiralama yönteminde hiçbir sıkıntı yok bence harika bir iş. ffp takılmamaktan ziyade takım kalitesi de artıyor.

    kritik nokta şu ki 365 gün piyasayı çok iyi tanıyan bir scout ekibin ve aranın iyi olduğu belli başlı menajerler olacak. haziran 1 olduğunda "baba bu yaz kimi kiralıyoruz yaa" kafasında olursan yürümez. sürekli takip halinde olacaksın, transfer döneminde direk bitireceksin.
  • 15
    bizim gibi ekonomik olarak yaptırımlara tabi tutulmuş ve borç yükü altında olan takımlar için gayet yerinde bir çözümken neden bir fobi olarak görülüyor anlamış değilim.
    neymiş biz büyütüp yolluyormuşuz da burası hayır kurumu muymuş da bilmem neymiş de! anca ahkam kesiyorsunuz. çıkar o zaman lemina’ya 16m€ bonservisini al abi niye uğraşıyoruz biz o kadar madem para varda! durumdan bi’ haber yazılar görüyoruz burada hakikaten ilginç ya! sanki ffp yok, sanki kulübün borcu yok, her şey güllük gülistanlık(!) bu yönetim, teknik ekip; fantezi olsun diye kiralık adam istiyor değil mi? luyindama’yı zor aldık zorunlu satın alma maddesiyle, hâla “6 ay oyuncu gelecekse hiç gelmesin” diyen taraftarlar var. ne bekleniyor anlamış değilim. hani biz hayır kurumuymuşuz ya, kiralayan takım hayır kurumu mu bize 1,5 yıl kiralasın? olaya neden hiç diğer açıdan bakmıyorsunuz? adamın eli bizim gibi darda değil. kiralıyor, paraya çeviriyor sonra; çünkü düzgün yönetiliyor, bir sistemleri var. bizim mevcut yönetimimiz de “hataları olsa da” iyi bir gelecek, iyi bir galatasaray için çırpınırken gereksiz bir şekilde kiralık oyuncu politikasından vurulmaya, eleştirilmeye çalışılıyor.
    sevgili arkadaşlar, bizim elimiz maalesef bonservis konusunda sıkıntılı ve kısa vadeli netice getiren sonuçlar için böyle tavizler olacak(ki ben ortada bi’ taviz falan göremiyorum tamamen başarı gelirse kazan kazan durumu, tutmazsa da yollarız olur biter). bu maddi durum ortadan kalkana kadar onyekuru örneğinde olduğu gibi takıma uygun ve karakter olarak da sağlam oyuncular kiralandıkça hiçbir sorun olmaz. isimler gider, kalan ve kazanan galatasaray olur. bunu görmek neden bu kadar zor anlamıyorum.
    uzun uzun neden yazıyorum, çünkü kulübün içinde bulunduğu duruma bakınca kiralık oyuncu politikasının tartışılması ziyadesiyle yetersiz. ne zaman ffp biter, kulüp maddi olarak rahata erer; o zaman rahat rahat eleştirirsiniz kiralık futbolcu transferini.
    son olarak kaldı ki ffp kalksa bile şartlar yine kiralamaya el verirse oyuncu kiralanabilir. bu böyle öcü falan değil. dünya devleri bile kendi aralarında oyuncu kiralıyor, biz kiralayınca olay oluyor ya hu hayret bir şey.
  • 16
    bosman kurallarından sonra her oyuncu kiralık oyuncu oldu zaten. ister bonservisine sahip olun ister olmayın. bir oyuncu takımdan ayrılmak istiyorsa ayrılır, sözleşme yenilemek istemiyorsa yenilemez. bonservis de zaten en fazla 5-6 yıllığına "kiralanır".

    üstelik ispanya ligi başta olmak üzere birçok ligde sözleşmeye serbest kalma maddesi koymak zorunlu. koymasanız bile bir takım "tapusuna sahip olduğunuzu düşündüğünüz" oyuncunuza teklif yapıyor ve oyuncu gitmek istiyorsa zaten anlaşmak zorundasınız. oyuncunun bonservisine sahip olmanın tek avantajı satıştan belli miktar para kazanıyor olmanız olabilir. onu bile kiralık oyuncular üzerinden yapabiliyorsunuz artık.

    kısaca hiçbir futbolcuyla uzun vadeli planlar yapamazsınız. uzun vadeli planlar sistemler ile yapılır, yapılmalıdır.
  • 17
    tek sorunu aidiyet duygusu.

    bize transfer olup aidiyet duygusu zayıf olan topçu çok azdır. melo, onyekuru, lemina gibi takımı taraftar gibi seven, sayan, sahip çıkan oyuncular bonservisi bizde olan çoğu oyuncudan daha yürekli daha çok galatasaraylıdır.

    o yüzden kiralık oyuncu almaktan çekinmem.

    not: ilk 11'i tamamen kiralık oyuncularla kuralım demiyorum. uefa tepemizdeyken elimizdeki imkanları en verimli kullanma yollarını arayalım diyorum.
  • 18
    gereksiz antipati ile yaklaşıldığını düşündüğüm oyuncu tipi. melo yanılmıyorsam 2 sene kiralıktı bizde; satın alıp 1 sene oynatıp gönderdik, senelerce (bence lemina’ya kadar) yerine adam aradık.

    yine bakıyorum ilk yarının en iyisi oynadığı zaman - maç ayırt etmeksizin - lemina. muslera’yı saymıyorum. e bu adam da kiralık. andone mesela, sahadayken varını yoğunu vermeye çalışan bir adam. geçen sene geldiği günden itibaren savunmada güven veren ve bonservisini aldığımız luyindama, nam-ı diğer beygir reyiz de kiralık oyuncu idi. unutmayalım ki geldiği sene şampiyonlukta önemli katkısı olan nagatomo da kiralık olarak formamızı giymişti. yine, şu an sulandığımız onyekuru da kiralık bir oyuncu idi.

    burada konu oyuncunun kafa yapısı ile alakalı. eğer oyuncu, gerçekten oynamak ve kendisini geliştirmek isteyen ancak mevcut takımında sağlık harici sebeplerle forma bulamayan bir adamsa, her sene şampiyonluk kovalayan, bilmem kaç bin taraftara oynayan bir takıma geldiği gün itibariyle gideceği güne kadar katkı verir, damakta tat bırakarak gider. değilse ha bonservisini almışsın, ha kiralamışsın oyun anlamında bir şey fark etmez.

    şu an ffp malum iken omurga oluşturamayacağımız açık. bu kapsamda en azından ffp anlamında rahatlayana veya kısıtlama kapsamı dışına çıkana dek, maksimum sportif başarı hedeflenip bu kapsamda doğru oyuncuları kiralamakta bir sıkıntı yok.
  • 20
    takımımızda 19-20 sezonu itibariyle onyekuru, lemina, seri, andone gibi oyuncuların sözleşmesi haziran/temmuz ayında bitiyor.
    korona sebebiyle ara verilen liglerdeki oyuncu kontratları ne durumda olacak? sözleşmelerine eklenecek mi merak ediyorum. her ülke aynı fikstürde ilerlemiyor. seyircisiz oynamaya devam edilirse bizim lig bittiğinde henüz avrupa ligleri devam ediyor olacaklar.