• 1
    maçların veya spor organizasyonlarının, görme engelli bireylerin de anlayabileceği şekilde anlatılıp anlatılmadığı problematiğidir.
    kuşkusuz bu son derece ucu açık bir sorunsal.
    bu konudaki hükmü benim tek başıma vermem hakkaniyetli de olmaz.
    sonuçta benim dışımda sporsever olan çok sayıda görme engelli var.
    ben ağırlıklı olarak futbol maçlarını izliyorum.
    ikinci en çok izlediğim spor da basketbol.
    her sporsever görme engellinin ilgilendiği spor dalları farklılık gösterir mutlaka.
    kimimiz futbola, kimimiz basketbola, kimimiz futbola ve basketbola, kimimiz atletizme veya voleybola merak duyar.
    şüphesiz, spikerlere hak verdiğim pek çok husus var.
    mesela tenis maçını görme engellilere göre anlatmak oldukça zor.
    veya voleybol, atletizm sporlarını görme engellilere aktarmak hiç kolay değil.
    genel olarak görme engellilere sorulması gerekir bu konunun tam anlamıyla açıklığa kavuşması için.
    ben kendi düşüncelerimi aktarmak isterim yine de.
    görüşlerimi futbol temelinde anlatacağım.
    bana kalırsa, zaman zaman görme engellilere göre maç anlatılmadığı oluyor.
    örneğin golün kaçıncı dakikada olduğu bazen söylenmiyor. eğer yanımda biri yoksa dakikayı öğrenme şansım olmuyor.
    benim de böyle bir takıntım var işte. :)
    gollerin dakikalarını mutlaka eksiksiz şekilde bilmek istiyorum.
    ya da bazen oyuncuların isimleri sırayla söyleniyor; ama o esnada maçta ne olduğu söylenmiyor.
    ismi telaffuz edilen futbolcuların o anda ne yaptığı söylenmiyor.
    örnek: "murat, ahmet, mehmet, melo, drogba, sneijder..."
    pek çok isim sırayla söyleniyor ama maçta ne olup bittiğini, biz görme engelliler bilemiyoruz bu durumda.
    başka bir örnek: "bir vuruş dışarı gidiyor top."
    topa kim vurdu, nereden vurdu? bu soruların cevabını alamıyoruz.
    bir örnek daha: "oooooo mükemmel bir gol, harika bir gol."
    gol neden mükemmel, neden harika?
    yeteri kadar betimleme olmadığı için biz golün güzelliğini siz görenler kadar kavrayamıyoruz.
    sadece şık bir gol olduğunu öğrenmiş oluyoruz.
    diyelim ki bir futbolcu sakatlandı ve tedavi olup oyuna geri dönmek üzere saha dışına çıktı, sonra da hakemden izin alarak maça geri döndü.
    işte tedavisi tamamlanan oyuncunun maça geri döndüğü bazen söylenmiyor.
    ben çoğu kez, yanımda kim varsa ona soruyorum sakatlanan oyuncunun sahaya dönüp dönmediğini.
    köşe vuruşlarının hangi taraftan kullanılacağı da söylenmiyor.
    biz maalesef sağ kanattan mı yoksa sol kanattan mı korner kullanıldığını bilemiyoruz.
    bazen maçta kaçıncı dakika olduğu oldukça seyrek söyleniyor.
    eğer yalnız takip ediyorsak maçı, adeta kıvranıyoruz "kaçıncı dakika." diye.
    şimdilik bu örnekler aklıma geldi, daha pek çok ekleme yapabilirim.
    spikerlerimizin hakkını teslim etmem gereken bir husus daha var.
    televizyondan maç anlatmakla radyodan maç anlatmak ayrı şeyler.
    tabii ki televizyondan maç anlatan spikerler, radyodaki maç anlatımları kadar tasvir edemeyebilirler pozisyonları.
    radyo anlatımı, tabiatıyla bol betimlemeli, ayrıntılı olmak durumunda.
    ama televizyon anlatımları da hiç olmazsa şimdiki halinden biraz daha detaylı bir şekilde sunulabilir.
    ben görme engellilerin bunu hak ettiklerine inanıyorum.
    umarım, biz görme engellilerin bu isteği değerlendirmeye alınır ve biz de görenlere yakın bir şekilde hakim olabiliriz takip ettiğimiz maçlardaki enstantanelere.
    entry'mi, bana göre biz görme engellilerin de anlayabileceği şekilde maç anlatan spikerlerimizden bazı isimleri sayarak sonlandırmak istiyorum.
    unuttuğum isim olabilir. onlardan özür diliyorum şimdiden.
    şükranlarımı ilettiğim spikerlerimizden bazıları: yalçın çetin, sabri ugan, murat yenersoy, murat çimen, cüneyt kıran