• 14001
    ilk olarak süper lig 2010-2011 sezonu ikinci yarısında maçlara giderken tanıştığım ama bir türlü yazar olmaya cesaret edemediğim sözlük. ölümsüz yazar hako'dan da haberim var ilgi budalası airkaynana'dan da. mocuishle ile maçlara gün saymışlığım da var, t a a r a b t' ın harika kadro mühendisliğine gülmüşlüğümde. quakerboy entryleri aramışlığımda var her transfer sezonunda. umarım bu sürede öğrenmişimdir sözlüğe nasıl yazacağımı. hatalarımda hemen linç etmeyin. biraz durayım sonra linç edersiniz.*
  • 14002
    zamanında sayın admin hagi ve abisi gs tarafından hiçbir maddi getiri amacı gütmeden, sırf galatasaraylıları birarada tutmak ve nezih bir ortam yaratmak amacıyla kurulan güzel sözlüğümüz.

    hagi bir defasında galatasaray tv'ye katılmış ve sözlüğümüz hakkında açıklamalarda bulunmuş, aramıza yeni katılıp bilmeyenler ve önceden izlemeyenler için linki bırakıyorum.

    https://youtu.be/mgiCNQRxNYo

    istisnasız her gün girip bakmazsam eksik hissediyorum, o derece bağımlısıyız sözlüğün.
    gerçekten de burası hayatımdaki büyük bir boşluğu dolduruyor.

    bu vesileyle tekrar teşekkür etmek istiyorum tüm moderatörlere, yazarlara, emeği geçenlere.
  • 14003
    sanırım yazarlarının çoğunluğunun tuzunun kuru olduğu sözlük.

    normal hayatlarında her şey muazzam, her şey kusursuz ve galatasaray maç kaybetti diye dertten, üzüntüden gözlerine uykular girmiyor. 1 hafta boyunca onun etkisinde kalıyorlar.

    ya arkadaş ben de çocukluğumdan beri takımı zevkle takip ederim, arkadaşlarla futbol muhabbeti yapmak çok keyiflidir, beraber maç izlemek en büyük hobilerimizdendir, transfer haberlerini takip etmek çok zevklidir ancak kazansa veya kaybetse bizim hayatımıza hiçbir etkisi olmayacak takım için bu kadar strese girmek, kendini yıpratmak ne kadar doğru sizce?

    18 yaşının üstünde olup bu yazıma "sen galatasaray'lı değilsin" veya "az galatasaray'lı" gibi yorumlar yapacak olan arkadaşlara da kendi hayatlarını daha fazla önemsemelerini tavsiye ederim. gerçekten hayattan ve futboldan daha çok keyif alırsınız.
  • 14005
    çok güzel bir yer. dertlendiginde, problemin olduğunda, bir şey merak ettiğinde yazarlar mesaj kutusunu yesillendiriyor. sabahın köründe ne dediler başlığını dolduran iyi anlamda manyaklar var. twitter'da yardigini düşündüğü tweet'i sözlük de görsün herkes yarilsin diye paylaşan var. bazen darilsam da sözlüğün nezih kalmasi için uğraşan moderatorler var. kısacası çok güzelsin...
  • 14006
    galatasaray odakli gündem olmayinca zevk vermiyor. ne bileyim bir transfer haberi, bir $l müsabakasi. yani üzerinde konu$ulup fikir beyan edilebilecek, kayda deger malzeme yok maalesef! günlerdir sözlüge girip girip bir$ey yazamadan çikiyorum. hadi okuyayim diyorum ancak yazilanlari okudukça da ruhum sikiliyor. ya elalemin ba$arilarindan bahsediliyor ya da tamamen pesimist entryler giriliyor.

    ulan gassaray. oldu mu $imdi bu yaptigin..
  • 14009
    kıymetini iyi bilmemiz, başımızın üzerinde sarıp sarmalayarak taşımamız gereken platform.

    sözlüğü çok sevmemin sebeplerinden biri de, her ne kadar kimi zaman bıçakla bölünmüş gibi ikiye ayrılsa da, insanların öyle ya da böyle birbirlerine tahammül ve saygı göstererek hareket etmesi.

    tabi burada 1 - 2 , belki biraz daha fazla, istisna var. bu da çok normal...

    kendimden bir örnek vermek istiyorum;

    benim en ofsayt entrim (bkz: mustafa cengiz yönetimi/#2966049) ile şu an için en beğenilen entrim (bkz: mustafa cengiz yönetimi/#3002380) aynı konuda. ikisinin de ana fikri aynı, zamanlamaları farklı. fakat biri linç edilirken diğeri çok beğenilmiş.

    olaylara suhuletle yaklaşmak gerekliliğini bir kenara bırakarak, gündemin sözlüğün tutumunu nasıl etkilediğini de anlamak adına önemli bir veri bence.

    her ne olursa olsun, galatasaray'ın her birimize ihtiyacı var.

    iyi ki varsınız...

    edit: imla
  • 14010
    bir gecede hükümet devirip hükümet kuracak sözlük.

    toplantı bitesiye kadar mustafa cengiz'i idam sehpahasına çıkarıp kelle isteyen mi ararsın, tarihin en kötü yönetimi olarak adlandıran mı ararsın. hepsi on dakika içinde oldu bu olanların.

    böylelerine dursun özbek gibi bir başkan lazım. mustafa cengiz'den sonraki adayımız ozan korkut. evet ozan korkut. kulubu elli sene geriye götürecek bir adamın gelmesini istiyor sanırım birileri.

    baki olan her zaman galatasaray'dır. ne yönetim için terim'i ne de terim için yönetimi afaroz etmeye gerek yok. evet herşey yolunda. umarım bunu saha içinde de görürüz ve artık sözlüğe de bahar gelir.
  • 14012
    son dönemlerde yaşananlar, takımın kötü gidişatı ve sözlükteki troll ordusu sebebiyle yazma hevesimi kaybetmiştim. yaklaşık 15 gündür de yazmıyor hatta doğru dürüst kimseye mesajlaşmıyordum. bir ara hesabımı da kapatmayı düşünmüştüm. yapmak yine de zor geldi. kendimce bir kıvılcım arıyordum. mustafa cengiz yönetimi ve fatih terim arasında yapılan toplantı sonucunda sulh sağlandığına ve birlik beraberlik mesajları net bir şekilde verildiğine göre yazmaya tekrardan başlayabiliriz.

    #buyolşampiyonlukyolu
    #kenetlenbaşkagalatasarayyok

    up up up!

    (bkz: galatasaray sözlük sinerji ekibi)
  • 14013
    gss moderasyonu: the prisoner wishes to say a word.

    me: https://youtu.be/lLCEUpIg8rE

    15 günlük müebbetten hallice cezamı bitirip sonunda tekrar dönebildiğim sözlüğümüz. alkollü, mutsuz ve heyecanlı olduğum bir gece yarısı* girdiğim birkaç niteliksiz entry sebebiyle 15 gün ceza yemiştim. herhangi bir uyarı almadan birkaç saatlik uykudan sonra uyanıp işe giderken bir baktım mesaj kutusunda rerererarara bir sürü mesaj atmış. ya bot bana aşkını ilan etti, ya da ban yedik demiştim ki ban yemişim. her neyse, herhangi bir ikaz olmadan hiçbir galatasaray veya galatasaray sözlük mensubuna hakaret etmediğim halde bir anda 15 günlük ceza almak üzdü ve düşündürdü. bu süreç esnasında sözlükçe ve spor medyasınca bilinen, sevilen isimlerin niteliksiz entrylerinin ayakta alkışlandığına da şahit oldum; küfürlü, “sözlük adabına aykırı” entrylere de göz yumulduğunu gördüm.

    sadede gelirsek, entry silme ve ceza verme gibi işlerin artık kurallar çerçevesinden çıkıp ilgili moderatörün düşüncelerine hitap edip etmediğine göre değerlendirildiğini düşünüyorum. zira x bir yazar bir maç başlığına saçma sapan bkz’lar verip entry girebiliyor, ismi y olsun biraz ünlü bir başka yazar da “...... olacaktı aslında da olmadı” şeklinde imladan, sözlük kurallarından yoksun bir entry girebiliyor. ben şunu girdim sildiniz, o bunu girdi silmiyorsunuz muhabbetine girmek istemiyorum ancak bilmem kaç senelik okur, iki seneden fazladır da yazar olarak adalet konusunda daha hassas davranılması gerektiğini düşünüyorum.

    cezam süresince mesaj atan arkadaşlar var, dönüş yapamadığım için herkesten teker teker özür dilerim:(
  • 14014
    her ceza alan yazarın olayı kişisele döndürüp kan davasına çevirmesinden artık gına gelen sözlük. netice itibarı ile eğlencelik bir platformdur. yani iyi zaman geçirmek için gönüllülük esası ile kullanılmaktadır. bir format uygulanmaya çalışılır ama istisnasız herkese de bazı toleranslar gösterilir, insiyatifler alınır. bu da sözlüğün eğlencelik haline katkı koyan, aynı zamanda organik yapısının kendi kendine doğurduğu bir uygulamadır. bunun bir kısmı farkedilir, bir kısmı farkedilmez bile. ceza verilmesi olayı toleransın bitmesinden sonra yaşanır. kimse tek bir entry yüzünden ceza almaz.

    ancak genelde o şekilde algılanır. ceza dönüşü de bir şekilde bu konu gündeme getirilir. 3 milyon entrynin içinden hemen bir mahkeme savunması niteliğinde listeler çıkarılır falan. "kimseye/bazılarına bir şey demiyorsunuz bana ceza veriyorsunuz" psikolojisi ve savunması hasıl olur. bu da bir suçlama, hor görme ya da üstteki entrye cevap değil. bir tecrübe birikiminin çıkarımıdır.

    bir noktaya kadar anlaşılabilirdir de. pek çok şey fark edilmeden, fark ettirilmeden yapılıyor. ek olarak internette iyi kötü bir format, kural, mural uygulamaya çalışan bir elin parmağından daha az platform kaldı. bu ikisini birbirine ekleyince insanların cezalara, ceza verenlere, ceza almadığını düşündüklerine müthiş bir tepki geliştirmesi gayet anlaşılabilir.

    ancak tekrar tekrar söylemek lazım ki bir toleransa ya da görmezden gelmeye maruz kalmadan sözlük hayatını devam ettirebilecek bir kullanıcı zaten yok, ben de dahil. herkes burada zamanını geçirmek için yer alıyor. burası bir işyeri değil, devlet dairesi hiç değil. bu yüzden belli toleranslar, hoşgörüler olmak zorunda. ancak insanların toplu olduğu her yer gibi belli kurallar, kısıtlamalar ve filtreler de aynı şekilde uygulanmak zorunda.

    sözlük moderasyonu dediğimiz ekibinin yapmaya çalıştığı şey de aşağı yukarı budur. bir denge sağlanmaya çalışılır, bu da insanları sıkboğaz etmemek adına mümkün mertebe sezdirilmeden yapılmaya çalışılır. bu sezdirmemelerin dönüp dolaşıp moderasyonun kafasına katılması, 3 milyon küsur entrynin didik didik aranması, her cezanın ceza alan tarafından dönüp de kan davasına çevrilmeye çalışılması art niyetli oluyor.

    moderasyon her entryi didik didik eder silerse, burası galatasaray sözlük olmaktan çıkar bambaşka bir şey olur...
  • 14015
    dün akşam emre akyazıcı başlığına yazdığım entry'yi ''bu arada unutmadan; profilindeki emoji gibi karakteri de gökkuşağı bu emre arkadaşın. gökkuşağı karakterli'' ifadelerimi ''nefret söylemi: ...cinsiyeti ya da cinsel yönelimi gibi nedenlere saldırma...'' gibi abuk gerekçelerle niyet okuyarak silen sözlük.

    bu sjw virüsü bizim moderasyonda da var belli ki, bu arkadaşlar umutsuz vaka olur ve laf anlatamazsınız. şimdi buradan sözlük ahalisi de şahit olsun ve bilsinler diye tekrar soruyorum:

    1) ''gökkuşağı karakterli'' tabiri veya benzetmesinin neresi ''nefret söylemi''; neresi ''cinsiyete ya da cinsel yönelime saldırı içeriyor?'' burası sizin sözlüğünüz; tamamen keyfi her türlü kararı alabilirsiniz ama ''cinsel yönelime saldırı, nefret'' gibi benim kendi dünya görüşüme bile ters olan şeylerle beni yargılayabileceğinizi mi sanıyorsunuz? ben ne yazdığımın da farkındayım, yazdıklarımın şiddet ya da nefret içerip içermediğinin de...

    2) hagi'ye özelden ulaştığımda ''...gökkuşağı lgbti simgesi. burada da sanki buna çağrışım yapılmış.'' diyor. kendisi bile emin olmadığı, halihazırda zaten emin de olamayacağı bir ifadeden niyet okuyarak ''cinsiyetçi söylem'' gibi daha tdk'da bile yeri olmayan bir çıkarım yapıp suçlu olduğuma kanaat getirmiş. ben orada ilgili şahsın takımın aldığı sonuçlara göre sürekli değişen ruh hali, tribünden elinde 8 şeklinde balon sallaması gibi özelliklerine dayanarak renkli karakterine vurgu yaptım. çocuk troll'den hallice bir şey zaten. ulan zaten adamın oraya gökkuşağı koyması lgbt olduğunu da göstermez. kendisi heteroseksüeldir ama bu harekete destek vermek için o emojiyi kullanıyordur, böyle aktivistler de var. beni de ilgilendirmez zaten neden koyduğu.

    ama hadi varsayalım ben burada ''gökkuşağı'' tabirini cinsel kimlik olarak kullanıyorum. peki o zaman birine ''lgbt karakterli'' demek suç mu, saldırı mı? siz eşcinsel olmayı kötü bir şey olarak mı görüyorsunuz da lgbt iması içerdiğini iddia ettiğiniz entry'yi siliyorsunuz? yani diyelim karşınızda eşcinsel olduğunu düşündüğünüz ya da bildiğiniz biri var ve siz buna ''sen gökkuşağı karakterlisin'' diyorsunuz. işte bizim moderasyona göre bu suç. içinde küfür, aşağılama, hakaret hiç bir şey yok. bunu bile diyemiyorsun. peki burada ayrımcı ve kendi ifadeleriyle ''cinsiyetçi'' olan kim oluyor? ben mi, moderasyon mu? yani bunların hakim, savcı falan olduğu bir mahkemeye çıksak demek ki idamlık olacağız. işte yıllardır ''insan hakları, eşitlik, özgürlük'' diye kafa açanların nasıl bir kafa yapısına sahip olduklarını görmek için küçük bir örnek.

    3) ben en çok kendisinin sildiğinden şüphelendiğim için salyangoz'a da ulaştım. zaten sıkıntılı bir arkadaş; benim o ifadelerimle cinsiyetçi saldırı yaptığımı belirtmiş. ilgili şahsın renkli karakterine vurgu yaptığımı belirttiğimde ''ikimiz de öyle olmadığını biliyoruz. ben olsam ben de silerdim'' diyerek orada yazılanların dışında kendi niyet okuması, algılama kapasitesi dahilinde entry silebileceğini kabul etti. daha sonra da trip atarak bana küstü. bir daha benimle konuşmayacakmış. yazara trip atan moderatör de gördük en sonunda :))

    ekşi'den kaçıyoruz; havadan nem kapan, kapı gıcırtısına duyar kasabilecek tipler burada da karşımızda. futbolla, galatasaray'la falan da ne işleri var anlamış değilim. tribüne gitseler küfür var diye stattan kaçacaklar bu arkadaşlar herhalde. ''gökkuşağı'' tabirini lgbt'ye tapulamışlar, bundan sonra ağzımıza besmeleyle almamız gerekecek sanırım. ''aman bak şimdi gökkuşağı diyeceğim, moderasyon alınmasın...''

    yani zaten ''gökkuşağı karakterli'' tabirini ''saldırı ve nefret'' olarak görüp silen zihniyet lgbt olmayı bilinçaltında kötü bir şey olarak kodlamış demektir. burada sanırım psikolojide yansıtma savunma mekanizması denen şeye kurban gittim. insanlar kafalarında aslında kendileri ötekileştirdikleri kavramlara, topluluklara abartılı biçimde sahip çıkıp amiyane tabirle ''erdem sinyalleme'' dediğimiz davranış şekline bürünüyorlar.

    benim yazdığım entry kısa sürede profilimde ''destan yazdığı entryler'' bölümüne girmişti. moderasyonun kastığı duyara gerek olmadığını yazar arkadaşlar göstermişti zaten. burada aramızda duyarcı, siyasi yönden ayrılıkçı, provokatif tipler de olsa bile sağduyulu arkadaşlar çoğunlukta neyse ki ve neye nasıl tepki verileceğinin gayet de farkındalar. ama maalesef sjw virüsü tüm internet platformlarına olduğu buraya da bulaşmış ve azınlık olsalar bile hem en çok sesi çıkan ve hem de karar mekanizmasında olanlar onlar oluyor genelde.
  • 14016
    benim galatasaray sözlük ile tanışmam 2017 yılında oldu. evet bu konuda nasıl bu kadar geç kaldığımı bende bilmiyorum. 2012-2016 arasını kendi hayatımda yaşanmamış saydığım bir dönem olarak kabul ediyorum ki o dönemler yaşayan bir ölüden hiçbir farkım yoktu esasen. hayatımın dönüm noktası olarak kabul ettiğim eşimle tanıştığım 2016 yılından itibaren nerdeyse yeniden doğdum. hani bir şarkı vardı ya dünyaya bir daha gelsem sevgilim arar bulurum yine seni severim. işte beni bu dünyaya bağlayan iki şey vardı o dönem biri çok sevdiğim eşim diğeri de galatasaray’ım. nisan 2017 ‘den beri sözlüğe girmediğim sadece 2 gün oldu bunlardan birinde oğlum diğerinde kızım dünyaya geldi. üyeliğim ise 2018. neden 1 sene bekledim üye olmak için çünkü oğlumun doğmasını bekledim ve onun adıyla üye oldum zaten çünkü bu üyeliği benden sonra oğlumun devam ettirmesini istedim, umarım türkiye cumhuriyeti ve galatasaray’ımız gibi bu sözlükte ilelebet payidar kalacaktır. hayalimdi oğlumun da benim gibi galatasaray aşığı olması ve çok şükür oğlum daha 3 yaşında olmasına rağmen tam bir galatasaray sevdalısı. şöyle ki oğlum çok zor bir bebeklik dönemi geçirdi ve o zor dönemlerde oğlumu susturan tek ninni şereftir seni sevmek marşımızdı. o marşı ilk duyduğu andan beri (1 aylıktı) her duyduğunda dünya sanki duruyor onun için ve yüzünde çok güzel bir tebessüm oluyor, 3 senedir hatta bazen belki günde 100 defa 2,46 dakikalık o meşhur klibi izliyor. şanlı armamızı nerede görse dili döndüğünce galasayayay ayma diyor ve sarı ile kırmızının bir araya geldiği ne görse hemen galasayayay diyor. ve ben tabiki oğlum her galasayayay dediğinde sanki şampiyonlar ligi maçında gol atmışız gibi seviniyorum.
  • 14017
    son zamanlarda bazı şeylerin çok dikkatimi çektiği sözlük. mesela türk ve genç bir oyuncu çıkış yapıyor direkt ''bize geleceğine avrupa'ya gitsin, bizde körelmesin'' deniyor. sanki bize gelen tüm oyuncular köreldi. teknik direktörsüz ve 55 dakika 10 kişi oynayan takımı penaltı golüyle yenen fenerbahçe'ye ve mert hakan yandaş'a para için bizi tercih etmemesinden dolayı övgüler diziliyor. çok tuhaf...
  • 14018
    asıl eleştirilmesi gereken kişileri eleştirmeye korkup 2 senedir sürekli belhanda, feghouli konuşan, şimdilerde ise mustafa cengiz'e sarmış yazarlarla dolu olan sözlüğümüz. bunlar tamamıyla benim gözlemlediğim şeyler. yahu kötü oynuyoruz ve hiçbir oyun planımız yok işte olay bu kadar basit.

    ve kadromuz kesinlikle hiç de kötü bir kadro değil.
  • 14020
    "dengesiz" platform.

    ortamız, dengemiz, ayarımız yok maalesef. kötü zamanlarda kendimizi jiletleyip, iyi zamanlarda kafamız bir dünya dolaşıyoruz. fatih terim'e kıyamazsak mustafa cengiz'e, mustafa cengiz'e kıyamazsak fatih terim'e sarıyoruz. ikisine de kıyamazsak belhanda var zaten ona dalıyoruz kafa göz. "objektif" konusuna zaten girmiyorum, bizim oralarda "el güzeli" derler o tayfaya. hayali düşmanlar yaratıp, faydasızları kahraman ilan ediyoruz. olmayanları olmuş gibi yapıp, olmuşları görmemekte diretiyoruz.

    topyekün dengesiziz. bildiğin normal düz dengesiz.
  • 14021
    rakiplerin doğru yaptığı şeyleri gündeme getirenin harala gürele dayak yediği sözlük. bazen gerçekten antu'nun galatasaray versiyonuna dönüşüyor. bir şey iyiyse iyidir.

    erol bulut'un fenerbahçe'si, fatih terim'in galatasaray'ından daha gerçekçi, daha derli toplu ve çok daha etkili bir futbol oynuyor. bu gerçeği dile getirdiğiniz anda dalganın, alayın bini bir para. adamların taçları bile çalışılmış, biz korner atarken bile çekirdek çitliyoruz rahatlıktan.

    fatih terim'i eleştirmekten kaçmak için sürekli bahanelere sarılınmasından bıktım. ben artık 10 eksikli ankaragücü'ne yenilir miyiz değil, iki farklı geri düşsek dahi çevirir miyiz diye sormak istiyorum, hepsi bu.
  • 14022
    aşağıya ekleyeceğim yazı ekşi sözlük' ün galatasaray sözlük başlığından alınmıştır. yazının büyük bir kısmına da katılıyorum. fenerbahçe futbol takımı nasıl şampiyon oluru konuşmak isteyenler varsa doğru platform burası değil.

    --- alıntı ---

    fenerbahce galibiyet almissa adeta fenerbahce fani oluveriyorlar. girin bakin fenerbahce futbol takimi basligina. yok puan rekoruyla sampiyon olurlar, soyle iyiler boyle iyiler... sol frame adata sampiyonlar ligi oluyor. lan olum biz fenerbahceyiz, bu kadro genisligiyle her takim sampiyon olur ama konu fener olunca birkac kez dusunmek gerekiyor.

    26.10.2020 00:25 config

    --- alıntı ---
  • 14023
    bazen abartılı olsa da objektif olmak her zaman iyidir. fener bugün her ne kadar hakemin faul konusunda ayrıcalık tanıması ile kazansa da, bir oyun planı içerisinde oynuyor. bunu futboldan anlayan herkes görecektir. iyi veya kötü demiyorum. oyun planı ve taktik disiplin var.
    peki biz burada anlatıldığı kadar kötü müyüz?
    kötüyüz valla. yönetimin adı var sadece. istifa etmeleri gerekiyor. hoca da 4-1-4-1 e takmış durumda. aynı oyuncularla farklı şeyler olsun diye bekliyor. tüm heyecanını kaybetmiş bence. sadece bahane üretiyor bugünlerde.
    sözün özü eleştirmeye devam.
  • 14025
    galatasaray futbol takımının şu sıralarda yaşadığı kötü süreci iyice aklımıza kazımak için dünyanın hangi liginde oynanırsa oynansın o maçın başlığında ilgili takımlar ile galatasaray'ın sürekli karşılaştırılıp, dalga konusu olmasından gına gelen güzide platform.

    tamam çok kötüyüz hatta en kötü futbol oynayanlardanız ama arkadaş alakasız bir ligin başlığına girip kim nasıl oynuyor bakalım, golleri görelim diyorum hop yine bizim takımın ne kadar boktan oynadığı yazılıyor. genç bir futbolcunun başlığı var mesela girip yenekleri nelerdir, hangi mevkinin adamı öğrenelim diyorum ama o da ne galatasaray'a neden gelsin? bizim gibi bir takımda ne işi varmış... yav anladık herkes fikir sahibi ve özgürlüğü var ama her 10 başlığın 10'un da bizim ne kadar kötü olduğumuz vurgulanınca ne değişiyor? boks maçı başlığı olsa orada bile bir şekilde takımın kötü özellikleri belirtilecek.

    bunların bir üst versiyonu da objektif olduğum için linç yiyorum diyenler. kızılan nokta objektif olmanız değil. aksine kendimizi kandırmamak adına sahada yapılamayan her şeyin belirtilmesi çok güzel, bilinçli bir taraftar olmanın gerektiği şeyler. ancak bunlar için bilumum başlıklar var zaten: galatasaray futbol takımı, xx xx 2020 galatasaray "x" maçı, futbolcu başlıkları vs. gibi bir sürü yer var. hadi sinirli ve üzgünüz diye bizim ligdeki maçların başlıklarında bizden iyi takım denmesi normal ama bu da bir yere kadar. maçlar dışındaki hemen her başlıkta galatasaray şöyle galatasaray böyle..

    galatasaray'ın ne derece kötü oynadığını asla unutturmak istemeyeen arkadaşlar... çok ulu bir göreviniz var ama herhangi bir şey hakkında bilgi almak isteyen kişilerin de burada yer aldığını lütfen unutmayalım. mozambik ligindeki bir maçın başlığında galatasaray'ın ne hale geldiğinin yazılması çok mantıklı değil gibi..