• 29
    irfan can mesut falan hikaye. asıl odaklanmamız konuşmamız gereken konu bu olmalı. zaten güçlü bi başkanın varsa ne irfan can şimdiye kalır ne de mesut özil belli şüpheler eşliğinde gelirdi. ne forvetsiz kalırdık ne rizeden saygısızlık görürdük. ne tff rakiplerin kafasına göre iş yapardı ne mhk. kendimi bildim bileli bu makamda tam anlamıyla istediğimiz birini göremedim. ama işin kötüsü, şubat ayına gireceğiz ve yönetim kadrosuyla beraber başkanlığını açıklayan biri yok. en yakın aday burak elmas ama şimdiye kadar kadrosunu bilmiyoruz, bu saha dışı yapılanmayla nasıl mücadele eder bilmiyoruz, önceliği kendisi mi galatasaray mı olacak, en çok da bunu bilmiyoruz. diğer adaylar konuşulmuyor bile. arada bir hakan üstünberk ismi sözlükte dile getiriliyor lakin bundan kendisinin bile haberi yoktur. kulübümüzde görev almış ve tüm sözlük tarafından sevilen belki de tek isim olmasına karşın ortada bi adaylığı yok. hakikaten bu işi en iyi yapabilecek isim oysa veya bi başkasıysa twitterdan falan yangın yapalım gerekirse derdim de galatasaray başkanlığı da birkaç bin taraftarın isteğiyle hatır gönülle yapılacaksa olmaz olsun zaten.
    öyle tahmin ediyorum ki yine kötünün iyisinin geleceği, yine dertlerin bitmeyeceği bi dönem bizi bekliyor
  • 30
    2 sene önce inönüde bir beşiktaş maçı. önce beşiktaşlı oyuncunun ayağını fazla kaldırdığı pozisyonda lehimize en direkt serbest vuruş vereceğine devam dedi 2 saniye sonra frikik oldu. frikik kullanıldı eren derdiyok'un eline çarptı penaltı oldu gol yedik. sonra vida'nın elle oynamasın devam dedi, sonra onyekuru necip pozisyonuna penaltı verdik. ancak vardan izledi ve faule mağruz kalan onyekuru'nun düşerken top eline değiyor diye penaltıyı iptal edip elle oynamaya çevirdi. bizi sahadan puansız gönderdi cüneyt çakır.

    dün akşam yine aynı cüneyt çakır vodafone arena'da beşiktaş maçımıza hakem olarak atandı. önce gole giden atağımızı rosier'e sarı kart vermek için kesti. avrupa'da aynısnı yapsa bir daha maç vermezler. sonra rosier'i atamadı. ardından diagne'ye tereddütsüz kırmızı verdi. aynı hareketi beşiktaş'lı bir oyuncu yapsa kasıt yok diye kırmızı falan veremezdi. kasti müdahalelere bile kırmızı vermiyorlar üzerinde sarı kırmızı forma yoksa. 10 kişi kaldık ama kesmedi. ofsayt pozisyonları devam ettirip korner attırdı. baskı yedirdi ve sonunda golü attırdı. ve iddia ediyorum o ilk golü biz atsaydık 3 dk ofsayt incelemesi olurdu ve en son ofsayttaki oyuncu kaleciyi yanıltıyor diye iptal edilirdi.

    ağırlığı olan bir başkanımız olsaydı cüneyt çakır 2 sene önceki derbiden sonra tekrar vodafone arena'daki derbimize verilmezdi.
  • 32
    gerçekten galatasaray'ı seven, yönetebilme becerisi olan, çalıp kazanmak yerine, çalışıp kazandırmak için gelecek bir insan yokmu ?

    yaşım 30 oldu yıllarca transfer nöbeti tuttum. bir kere bile zamanında kamplara katılan, takımın eksikliğini görerek bir transfer politikası hazırlayan yönetimimiz olmadı. türkiyede hiç bir klüpte bunu yapmadı

    manager oyunları oynarken, ben bile elime kağıt kalem alıp not tutardım. eksikleri görüp ona göre oyuncu araştırması yapardım. biliyorum oyun oynamıyoruz. ancak scout ekibi ne işe yarar ? bizim scout ekibimiz d avilla' mı ? hâla şu zaman oldu yaprak kımıldamıyor. ben transfer müptelası biri değilim ancak görünen köy uzakta değildir. eksikler belli, dengeleri bozanlar belli.

    daha öncede yazdım, galatasaray başkanlığı malesef birilerini zengin etme ve güç kazandırma makamı olmuş.
  • 33
    galatasaray'ın hakkı yenip, siyasetten futbolun her kurumuna kadar doğranırken sessiz kalanların makamı değildir.

    galatasaray şampiyonluk yarışındayken sırf kendi ikballeri ve ibra korkuları uğruna takımı transfersiz bırakanların makamı değildir.

    yenilgilerde fatih terim'in arkasına saklanıp işler iyi giderken sayın teknik direktör diyenlerin makamı değildir.

    tasarruf yapıyoruz bahanesiyle kulübün kazanacağı milyonları ve rakipleri alaşağı etme şansını elinin tersiyle itenlerin makamı değildir.

    galatasaray başkanlığı resmen olmasa da fiilen boştur. hocayı ve taraftarı bu duruma düşürenlerin de bizim gözümüzde hiçbir hükmü yoktur. yaşanan tüm güzel şeyler ve verilen tüm destek ancak böyle berbat edilebilirdi.
  • 35
    kulübü lisenin itibarıyla yönetecek, liseyle kavga etmeyecek ama liseci kafatasçılara da her zaman karşı gelebilecek birinin işgal etmesi gereken makam.

    mustafa cengiz benim gördüğüm en şanssız başkan. geçmişin yükünü sırtına alıp yalpalaya yalpalaya ilerlemeye çalışıyor ve bu yolda sağlığını da kaybetti. beş yeni lezyon daha çıktığını kendisi söyledi yakın zamanda. bu haldeyken devam etmesi mantıksız. yapması gerekeni yaptı, ffp bitene dek gemiyi fırtınada limana yanaştırdı. dursun faciasından sonra bu büyük iş. ben kendisini her zaman saygıyla anacağım. hatayı herkes yapar, beceriksizlik de insana has bir şey. ama 3 yıldır sırtında ffp küfesiyle iyi bile gelindi.

    tabii kendisinden sonra gelecek kişi burak elmas ayarında biri olacaksa bu ffp'li üç senenin hiçbir anlamı yok. camianın duayenlerinin birbirleriyle dalaşmaktan vazgeçip bu kulübü iki dönem boyunca kavgasız gürültüsüz yönetecek bir yapı oluşturması lazım artık. bu yapının başında da türkiye çapında sözü geçen, karizmatik biri olmalı.

    not: fatih abi geçse ya başkanlığa. iki yıldır bir alenen küfür etmediği kaldı galatasaray başkanına. fatih altaylı bildim bileli sürekli ölümüne eleştirir. yahu bu adam mehmet cansun yönetimindeydi, her allah'ın günü o yönetimi eleştirir dururdu. "mehmet cansun'a güvenmiyorum." dediği röportajı hatırlıyorum.
  • 36
    hem finansal hem sportif alanda vizyon sahibi, kulüpte orta-uzun vadede sürdürülebilir başarı ve markalaşma odaklı yapılanmaya gidebilecek, sınır dışında galatasaray saygınlığının yüzü olabilecek ama yurt içinde de gereken üslubu gerektiği yerde kullanabilecek, yeri geldiğinde g*te g*t, yeri geldiğinde zata zat diyebilecek ve belki de bunlardan da önemlisi malum şahıs ve şakşakçılarının hegemonyasına karşı da kolay kolay ezilmeyecek, eğilip bükülmeyecek birisi, bu 'makamı' hakedecek kişidir.
  • 37
    galatasaray başkanı'nın az bilinen bir özelliği; birinci, ikinci adam farketmeksizin yönetici yetiştirmesidir.

    1994'teki kongrede başkan seçilen alp yalman'ın yönetim kurulu:

    doğan hasol, faruk süren, adnan polat, mehmet cansun, varol dereli, tony caouki, özhan canaydın, oğuz imregün, ateş ünal erzen, bülent tulun, çağatay altınlı, cihangir onger, remzi tan, nejat bingöl, ahmet yolalan.

    görüldüğü üzere söz konusu yönetim içinden 4 tane galatasaray başkanı çıkarmış. süren hariç diğerlerinin başkanlıkları tartışılır ama sonuç olarak bu isimler yıllarca yönetici kadrolarında pişip başkanlık koltuğuna oturdular. örneğin faruk süren, yalman yönetiminden daha önce ali uras ve alp tanrıyar yönetiminde çalışmıştı.

    ancak 2010'lu yıllardan itibaren galatasaray başkanları yönetici yetiştirmeyi bıraktı. kendi işlerinin reklamını kulüp üzerinden yapmak, popüler olmak ve kulübün nimetlerinden faydalanmak isteyen asalaklara güvenmeye başladı. bu isimlerden bazıları şunlar: bülent tulun, adnan sezgin, levent nazifoğlu, mehmet özbek, nasuhi sezgin, cengiz özyalçın, cenk ergün, yusuf günay ve abdurrahim albayrak.

    adnan polat bunu yaptı. ünal aysal güç zehirlenmesi yaşayıp 2013 yazında baskın seçimle yönetimi revize ederken bunu yaptı. bunun en büyük yansıması 2014 ve 2015 kongrelerinde görüldü. o kadar alternatif kıtlığı yaşıyorduk ki dursun özbek gibi bir adam başkan oldu. dursun'dan kurtulmak için mustafa cengiz'e sarıldık. o da çok güzel başlamışken sonradan dursun'un laciverdi oldu. bugün mustafa cengiz yönetimi'nde de aynı sıkıntılar mevcut. içinden başkan adayını geçtim, bir tane apartman yöneticisi bile çıkmaz.