• 27871
    egolu forvet yönetme konusunda bir dünya markasıdır. zamanında ayda 2 kere regl olan hakan şükür'ü de sana jipimin anahtarlarını vericem falan diyerek yönetir, sürekli saçma sapan gol kaçırıyorken dahi ısrarla oynatırdı. 2012'de selçuk ve burak'lı bir yayına telefonla bağlanmış, selçuk'u tepeden tırnağa övmüş, o zamanlar çılgın atan burak için ise iyi çocuk ama çok daha fazla şeyler yapması lazım gibisinden şeyler söylemişti.

    bu tarz adamların egosunu kırıp takım için oynamalarını başarmak için sopa ve havucu aynı anda kullanma gibi bir olayı var. diagne'ye de benzer bir tarife uygulamaya çalışıyor bence, önce baya bir güvensizlik gösterip kiralayarak adamın egosunu kırma, sonra yavaş yavaş özgüvenini arttırarak takım için mücadele etmesini sağlama. diagne işini becerirse ustalık eserinin de ustalık eseri olur hakikaten.
  • 27872
    takımı şampiyon yapamama kredisi olan yegane galatasaray karakteridir. herhangi bir oyuncu, yönetici, antrenör ya da başka bir görevdeki galatasaray personeli için bu söylenmemeli bana kalırsa.

    geçen sezon şampiyonluk gitmiş, kupa gitmiş, bir tarafına koyayım şampiyonluğun. bu sene de olamaz ise seneye şampiyon yapar, nedir ki.

    ama bunu fatih hoca'dan başkası için söyleyemem. galatasaray bünyesi içerisindeki aktörlerden sadece kendisi bu kadar büyüktür. diğer herkes kendisinden sonra gelir.

    bunları 2020-2021 sezonunda şampiyon olacağımıza yürekten inanan biri olarak yazıyorum. olursak ne ala, olamazsak hocanın canı sağ olsun.
  • 27874
    gençlerle iletişimi müthiş olan hocamız. bunu sadece torunlarıyla geçirdiği zaman üzerinden yorumlamıyorum. hoca işi gereği çoğunlukla 18-24 yaş aralığındaki ve çocuk diyebileceğimiz yaştaki futbolcularla diyalog kurmak zorunda; öte yandan bu çocuklara dokunduğunda nasıl geliştirdiğini bir çok örnekte görüyoruz. yeri geldiğinde yarım asır yaş farkı olan iki insanın anlaşması tabi ki mümkündür fakat çok çok iyi anlaşıyor olması ve gelişimine katkı sunulması takdire şayan bir iştir.

    galatasaray app üzerindeki videolardan birinde marcao ile nasıl gülme krizine girdiklerini izledim ve levent kırca’nın tokatlı parodilerine konu olmuş, sinirli ve aşırı otoriter olarak anılan bir spor adamının, 65 yaşında nasıl yeni kuşağa uyum sağladığını, değiştiğini, öğrendiğini, böylece eğlenceli ve korumacı bir baba figürüne dönüştüğünü gördüm.

    futbol bilgisine ve sistemli çalışma huyuna ise her zaman sabrettim bir taraftar olarak. adabınca eleştirene saygım sonsuz fakat ben bu döneminde daha az eleştirmeyi seçtim, özellikle 2. ve 3. döneminde çok sert eleştiren biri olarak. hocanın 3. ve 4. dönemi arasında yaşadıkları beni çok üzmüştü çünkü.. bir takım kötü niyetli hesaplarla camianın biri efsanesi iki bireyinin birbirine düşürülerek güçsüzleştirilmeye çalışılması, siyasi dokunuşlar, ağır medya tahrikleri, türkiye’nin bir numaralı spor adamını itibarsızlaştırmak için sıraya girenler benim içimi kemiriyordu. hoca düşmedi, savaştı, yaralandı belki ama vazgeçmedi, galatasaray’ın ihtiyacının olduğu, kendisinin de galatasaray’a ihtiyacının olduğu bir zamanda söz vererek geri döndü. o günden bugüne galatasaray kendisine yaşam enerjisi veriyor, kendisi de kulübü tüm gücüyle kolluyor. her gün ayrı bir algı çalışmasının yapıldığı, saldıranın 4 koldan geldiği bir lig ortamında elinden geldiğince başımızı öne eğdirmiyor. bu sebeple de ben ilk defa hocanın yönetimi hedefe koymasını ayıplamadım, kendisi galatasaray’dan büyük değildir tabi ki ama galatasaray’ı yönetenlerden büyüktür. isim olarak da, galatasaraylılık olarak da... böyle bir ortamda da başkan teknik direktör hiyerarşisine kafa yoracağıma, galatasaray’ın menfaatlerini önemseyenlere sahip çıkmayı tercih ederim.

    sabır, selamet. 2020-2021 sezonu ve ben artık oynatılmak istenen oyunu görebiliyorum, kurulan sistemi farkediyorum, ffp’nin öne sürülmesi, ocağı bekleyin, temmuzu bekleyin istekleri anlam kazanıyor. hem de aklımda uefa kupası sonrası gerçekten gidecek mi, ünal aysal ile anlaşamıyor acaba gidecek mi korkusu yok. kendisi başarısız olduğunu düşündüğü an durmaz gider zaten 2. döneminde olduğu gibi ama asıl soru şu ki, biz önümüzdeki dönemde başarısızlığı ne olarak yorumlayacağız?

    bence gerek bile kalmayacak, başaracağız, sonunda istediğimizi alacağız.