• 3
    beşiktaş'ın galatasaray ile fenerbahce arasında kalmasından kaynaklandıgını düşündügüm düşmanlık. özellikle bazılarında bu düşmanlık o kadar fazladır ki fenerbahce taraftarından bile daha gerzekce durumlara düşebilirler gözünüzde. üstelik bu nefretlerini savunabilecek haklı cümleler de kuramazlar cogu zaman. genellikle agız dalaşı şeklinde sürdürdükleri bi tartışmada tek kozları ölü, diri, kadın, erkek, siyah, beyaz, sarı, kırmızı, lacivert demeden küfredebilen taraftarlarıdır.
  • 9
    yaptıkları her pisliği galatasaray üzerinden aklamaya çalışan, ahlaksız bir topluluğunun bitmek tükenmek bilmeyen kuyruk acısıdır.

    bunları camia olarak görüp burda tartışmak bile abes. başakşehir bir hükümet takımıdır. ancak bunlar her hükümetin takımı olmayı başararak bu yıllara, başbakan eşi yardımları ve inönü destekleriyle gelebilmiştir. ihsan kalkavan gelsin sizi kurtarsın.
  • 11
    fenerbahçe karşısında zaten yeteri kadar üstün olduklarını düşündüklerinden kendilerine yeni bir düşman arayanların üstte görebildikleri tek kulübe karşı besledikleri düşmanlıktır.
    zamanında yani 7 mayıs 2006 beşiktaş galatasaray maçı zamanında aslında sanılandan daha az beşiktaşlı maçı kaybetmemizi istiyordu mesela. adana'da kahvede maçı izlerken her beşiktaşlı galatasaray gol atsın diye bekliyordu bizle beraber. maçın sonunda gelen gole hepimiz sevinmiş ve maç sonunda da fenerbahçeye saygılarımızı sunarak el ele kol kola eğlenmiştik.
    e beşiktaş da 10 kişiyle kalede pancu ile falan feneri yenmeye başlayınca sarmadı artık onları da fener düşmanlığı. yukarıya baktılar ve bizi gördüler. kendilerine yeni bir düşman edindiler. eğleniyor gençler. çok da sallamayın. küçük bir çocuk size düşmanlık gösterdiğinde nasıl gülüp geçiyorsanız onlara da aynısını yapın geçin.
  • 12
    üzerine çok uzun şeyler yazmaya gerek yok, sebebi tamamıyla aşağılık kompleksi olan acınası durum.
    hiçbir galatasaraylının, beşiktaş'ı rakip olarak görmemesi, galatasaray'ın başarılarından sonraki en büyük düşmanlık duyma sebepleridir.
    fenerbahçe'ye olan sevdaları ise efendi-köle diyalektiği ile açıklanabilir. fenerbahçe'ye düşman olmama sebepleri üstünlük kurduklarını düşünmeleri değil bilakis fenerbahçe'yi efendileri olarak kabullenmeleridir.
  • 14
    asla ulaşamayacakları bir statüye karşı verdikleri yoğun hasetlik barındıran savaştır aslında. beşiktaş ı bir kelimeyle anlat deseler anlatamam. çünkü beşiktaş büyük rezilliktir. 2005-2006 sezonunun son maçında fenerbahçe ve galatasaray şampiyonluk için çekişirken sivil kıyafetleriyle barbaros bulvarında şampiyon olacak takımın taraftarını çocuk kadın ayırt etmeden taşlamak için bekliyorlardı. nitekim öyle de oldu. o zaman haberlere çıkan bugün unutulan, 10 lu yaşların başındaki bir galatasaray taraftarı çocuk barbaros bulvarından yukarı ailesiyle arabayla çıkarken başına isabet eden bir taş sonucu ağır yaralandı. çocuk apar topar hastaneye kaldırıldı.daha sonra polis barbaros a barikat kurup arabaların içini kontrol etmeye başladı ve galatasaray atkısı ya da bayrağı olan arabaları geri döndürdü. bu dakikadan sonra beşiktaş formalı, atkılı birkaç kişi ortalıkta görünmeye başladı ve levent e doğru yürümeye başladılar. levent in girişinden, etiler ve boğaziçi üniversitesinin sonuna kadar heryer sarı kırmızıydı. o gün bende etilerdeydim ve bu gördüğüm beşiktaşlılardan biride bugün adını bile hatırlamadığım ama o zamanlar yakından tanıdığım bir arkadaşımdı. belkide bu andan 2 saat önce 10 yaşındaki çocuğun kafasını yaran bu arkadaşlardan biriydi ama kanıtlamak mümkün değildi. bir galatasaray taraftarı bile gidip bu beşiktaşlılarla uğraşmadı ve beşiktaşlılarda şampiyonluk kutlamalarına katıldı ve bizden faha çok eğlendiler. eve döndüğümde ve o zaman tek imkanımız olan msn messenger a girdiğimde orda olan arkadaşın msn statüsünde şu yazıyordu; "i.neler etilerde kına gecesi yapıyor"

    siyasilerin maç satın aldığı beşiktaştan, at şikesi yapan beşiktaş a her türlü sportif şikeyi yapmış, barbaros bulvarında 10 yaşındaki çocuğun kafasını yarmış, tribünde kendi taraftarını bıçaklamış olmasına rağmen kendine efendi ve şerefli diyen galatasaraya aslı olmayan iftiralar atıp üstüne galatasarayın hakkıyla kazandığı şampiyonlukların kendisine yazılmasını isteyen orjinal bir klinik vakadır bunlar.

    bir beşiktaş taraftarıyla futbol muhabbetine, hatta tartışmasına girmek bir insanın kendine yaptığı en büyük ayıp ve hakarettir. benim için tuzlaspor un 1 hafta önce fıtık ameliyatı olmasına rağmen 1 hafta sonra galatasaray maçında olay çıkarmak için kadroya giren futbolcusu neyse, beşiktaş taraftarının bir kısmıda odur.

    kısacası; beşiktaş taraftarının iyisi herşeye rağmen dostumuz, karaktersizi ise yok hükmündedir.
  • 16
    ligde şampiyonluk sayıları ve yılları incelendiğinde fenerbahçe 1985'e kadar ligi domine etmiş bu bir gerçek. ayrıca galatasaray'ın şampiyon olamadığı 1973-1987 yılları ve beşiktaş'ın şampiyon olamadığı 1967-1982 yılları gibi büyük aralıklar var. bu nedenle o aralıklarda trabzonspor'un coşması çok çok ama çok işimize geliyor. şu anda ben şahsi olarak fenerbahçe ve beşiktaş'ı pek sevmem. ama trabzonspor ile pek derdim yok, bazen yaptıkları açıklamalar ile sinir bozsalar dahi diğer iki istanbul rakibimiz kadar sinir bozucu değiller. daha önce yazdığım gibi 1975-1984 arası trabzonspor'un 6 şampiyonluk kazanması fenerbahçe'nin farkı açmasını önleyen en önemli etken, yoksa geri dönüşü olmayacak bir dominasyon başlayacaktı belki de.

    1984-1985 sezonu bittiğinde şampiyonluk sayıları da bunu açıklıyor;
    fb 11
    gs 6
    ts 6
    bjk 4 (sonradan verilen 2 şampiyonluk hariç)

    işte bu tarihten sonra fenerbahçe bayağı düşüşe geçiyor. sonraki 15 sezonda şampiyonluk sayıları;
    gs 8
    bjk 5
    fb 2

    fenerbahçe'nin 2 şampiyonluğunun birisi 1989'da -beşiktaş'a 10 bize 24 puan fark atmışlardı, rahat bir şampiyonluktu bir bakıma- diğeri ise 1996'da -son 5 haftaya kadar trabzonspor, fenerbahçe ve beşiktaş yarışta, son 5 hafta bjk 0 puan alınca (şaka gibi ama gerçek) zirve trabzon ile fenere kalıyor, sonra o meşhur maç * gerçekleşiyor ve bu sezon fb-ts kapışması diye akıllarda kalıyor.

    işte bu geriye kalan 13 sezonda sürekli bir galatasaray-beşiktaş kapışması izliyoruz. hatta bazı yeşilçam filmlerine konu oluyor bu rekabet, örnek olarak kemal sunal'ın garip filmi. nefretin burada başlaması normal. zaten bu sürecin finali galatasaray'ın 4 sene üst üste şampiyon olması, galatasaray'ın uefa kupası'nı alması ve 25 ağustos 2000 galatasaray real madrid maçı ile dönülmez bir noktaya geliyor. galatasaray diğer türk takımlarından ayrılıyor, bambaşka bir noktaya yükseliyor. bu 4 sezonluk efsane dönemde 3 kez arkamızda beşiktaş'ı bırakıyoruz. bu 3 sezonun 3'ünde de son 5-6 hafta kala hep inönü deplasmanına gidiyoruz, ev sahibi avantajı beşiktaş'ta, kazansalar farkı 2 veya 3'e indirecekler. tam 3 kez gerçekleşiyor bu olay. ancak bir kez bile kazanamıyor bjk. hepsi 1-1 bitiyor.

    hatta maçları da yazalım;
    (bkz: 20 nisan 1997 beşiktaş galatasaray maçı)
    (bkz: 9 mayıs 1999 beşiktaş galatasaray maçı)
    (bkz: 14 nisan 2000 beşiktaş galatasaray maçı)
    dediğim gibi hepsi 1-1.

    uzun bir yazı oldu ama dediğim gibi nefretin temel sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. özellikle 2002-2011 arası lanet bir dönemdir galatasaray için. bu dönemde herkes memnundu ve galatasaray'a bu kadar aşırı saldırılmazdı hatırladığım kadarıyla. çünkü 2002-2011 arası kabul edelim fenerbahçe başarılıydı ya da daha ön plana çıkıyordu diyelim. ne zaman 2011-2012 sezonunun başında imparator fatih terim tekrar geldi yine o saldırılar başladı. 2015-2017 arası dönemde yine tatsızdı. sonra yine geldi imparator. ve görüyorsunuz, anlatmaya gerek yok şu an olanları.*