• 1
    liverpool ve manchester united'ın başını çektiği avrupa'nın dev kulüplerinin kafasında oluşan yeni bir avrupa süper lig projesi.

    sky sports kaynaklı, kapalı lig usulü ve avrupa'daki en iyi 5 ligin büyüklerinin katılım sağlayacağı, basketboldaki euroleague mantığına benzer bir sızıntı gerçekleşmiş. iddiaya göre liverpool ve united, fifa ile abd menşeili finans kuruluşu jp morgan ile kontak halinde olarak yeni bir enternasyonel bir lig kurma amacıyla bir araya gelmiş.

    fifa'nın konuyla alakası ve konu hakkında bilgisi var. ingiltere'deki top 6 takım + bundesliga, serie a, la liga ve ligue 1 ekipleriyle de dirsek halinde olunmuş. muhatap takımların sürekli avrupa kupalarına katılan takımlar olduğunu söylemeye gerek yok. kurucu takımlar ise bahsettiğim iki ingiliz kulübü olacak gibi. ne zaman başlayacağı konusunda ise 2022 yılından sonrası işaret ediliyor.

    konuyla alakalı türkçe pek kaynak olmasa da, şöyle bir şey buldum, yazdıklarımın daha detaylı hali burada yer alıyor. ayrıca sky sports kaynak gösterilerek espn sitesinde de haber bulmak mümkün.

    böyle bir şey söz konusu olursa şu andaki mevcut avrupa kupaları epey zarar görür. bizim gibi alt klasmanda yer alan takım ve liglerin göreceği maddi manevi zarardan bahsetmeye gerek bile yok. kapalı devre lig zaten başlı başına saçma, rekabeti bitiren bir şey. zaten birkaç senedir büyük ligler ve takımlarıyla aramızdaki fark uçurum haline gelmişti (bkz: makasın açılması). kaldı ki son yıllarda shakhtar, porto, benfica, celtic, hatta 2012-2014 yılları arasındaki galatasaray gibi dönem dönem avrupa'da sesini duyuran kulüplerin de önünün tıkanmasına yol açar bu durum.

    https://indigodergisi.com/...avrupa-premier-ligi/

    bizim basında da fırat günayer değinmiş bu konuya.

    https://twitter.com/.../1319300553852264449
  • 2
    her ne kadar sky'ın son haberinde projeye liverpool ve manchester united'ın önayak olduğu yazılıp çizilse de bu muhabbet en azından beş altı senelik bir muhabbet ve mimarı da rummenigge ile andrea agnelli. zaten mantıken premier lig'e ait bir takım neden böyle bir avrupa süper ligi istesin ki? açayım ama önce iki infografik:

    https://gss.gs/Hlf.jpg

    görüldüğü üzere yayın haklarında premier lig; bundesliga, serie a ve ligue 1'i neredeyse iki buçuk, üçe katlamış... en yakın rakibi la liga'ya da hemen hemen 1 buçuk milyar avro fark atmış vaziyette. e bunun sonucunda da ne oluyor? ona da şuradan bakalım:

    https://gss.gs/4d4.jpg

    premier lig sonuncusu takım 103,9 milyon avro yayın geliri elde ederken serie a şampiyonu 85,3 milyon avro, bundesliga şampiyonu ise sadece 65,4 milyon avro kazanabiliyor yayın gelirinden. la liga şampiyonu bunlara nazaran çok iyi durumda ama o bile premier lig'de 6'ncı olan takımdan daha az gelir elde ediyor.

    hadi büyük takımların (real, barça, bayern, juve vs.) durumu dengeleyebilecek bin bir tane kapısı var ama asıl mevzu liglerin küçük takımları arasında dönüyor.

    la liga'nın sonuncusu: €40,3m
    bundesliga'nın sonuncusu: €25,4m
    serie a'nın sonuncusu: €36,5m

    yayın geliri elde ederken demin de söylediğim gibi premier lig'de sonuncu olan ekibe 103,9 milyon avro para akmış. hatta premier lig'e yeni çıkanlara da 100 milyon avro civarı bir para veriliyordu yanılmıyorsam.

    tüm bunları alt alta yazdığında şöyle bir şey ortaya çıkıyor... eğer birileri bu duruma çomak sokmazsa premier lig kulüpleri, ellerindeki maddi imkanlarla ve de bütün içeriklerinin ingilizce olması avantajıyla diğer ligleri böcek gibi ezecekler. zaten son yıllarda bunun örneklerini de görüyoruz. misal serie a'nın en iyi oyuncularından ve ligdeki her takımda banko oynayabilecek kalitedeki rodrigo de paul az kalsın leeds'e gidiyordu ki o leeds united ayağının tozuyla tam 106,78 milyon avroluk transfer yapmış bu yaz. veya bakıyorsun everton bir çırpıda james, allan, doucoure orta sahasını kurabilmiş. ha keza ligler arasındaki maaş farkları da inanılmaz. bu da ne büyüklükte olursa olsun diğer liglerden bir takımın herhangi bir premier lig oyuncusunu transfer etmesini çok zorlaştırıyor. ancak oyuncu çok isterse durum değişiyor. mesela united'dan €12m kazanan alexis sanchez'in sırf top oynamak istediği için inter'de €7m maaşı kabul etmesi gibi...

    hepsini geçtim, bize bakalım. almak için uğraştığımız (en azından öyle ümit ediyorum) ve hocanın hayalindeki kurgusunda çok önemli bir yere sahip olan seri şu an premier lig sonuncusu fulham'da kadroya bile giremiyor. ve bu adam henüz iki sene önce 30 milyon avroya alınmıştı. onu da geçtim şu an takımda hayat belirtisi gösteren birkaç isimden biri olan etebo, championship takımından kiralandı. işte ben buna makasın açılması diyorum. (evet, tabir bana ait.)

    e tabi bu olup bitenleri bayern ve juventus gibi kulüpler de görüyor. müstakil bir kuruluş olan eca yani avrupa kulüpler birliği'nde halef-selef ilişkisi içinde bulunan rummenigge ve agnelli'nin konuyla ilgili tonla açıklaması var. zayıf lig ve rekabetsizlik ikilisinin nasıl bir dezavantaj yarattığının farkındalar. yani şunu demek istiyorum; liverpool'un ya da city'nin hafta sonu oynadığı premier lig sonuncusu kulübün kadro değeri 200 milyon avroyu aşarken juventus 35 milyon avroluk crotone'yle, spezia'yla oynuyor. rolando maran gibi bir davul serie a'da halen hocalık yapabilirken, united ve chelsea bielsa'ya ya da ancelotti'ye karşı tez-antitez üretmek zorunda kalıyor. velhasıl parasızlık kalitesizliğe, kalitesizlik rekabetsizliğe, o da başarısızlığa ve albeni eksikliğine yol açıp bir kısır döngü oluşturuyor. (bu arada bu kısır döngüyle ilgili barça ve real'in herhangi bir rahatsızlığını ya da bunu kırmak için herhangi bir girişimini duymadım. liglerinin öldüğünü ve bunun da küçük takımların kalitesizliğinden kaynaklandığını göremeyecek kadar salaklar galiba.)

    peki premier lig de dahil yerel ligleri öldürecek (amaç o zaten) bu müstakbel avrupa süper ligi'nin zararları yok mu? var elbette. mesela atalanta gibi bir takımı böyle bir ligde asla göremeyiz. bu mevzu agnelli'ye sorulduğunda "atalanta'ya saygım büyük ama iyi bir sezon geçirdiler diye başarılı bir geçmişlerinin olmadığını göz ardı edip avrupa'nın en üst düzey organizasyonunda yer almalarına doğru diyebilir miyiz?" gibi dallamaca bir cevap verebiliyor.

    belki "unpopular opinion" yani türkçesiyle "hıncalizm" olacak biraz -o yüzden okuyanlar kızmasın- ama ben bu lige sırf bizim kalibremizdeki takımları mahvedeceği için karşı çıkan fikirlere katılmıyorum. bu lig kurulsa da kurulmasa da fark açılacak çünkü. ha kurulursa mevzubahis büyük kulüplerin (real, barça, bayern, liverpool, psg vs.) lehine açılacak, kurulmazsa ingiltere premier lig lehine açılacak. bkz: etebo veya seri örneği. son otuz yıla bakarsak trend hep büyük ligler ve büyük takımlar lehine gelişmiş zaten. şampiyonlar ligi formatında gidilen 39532 tane değişiklik de bunun göstergesi. mesela 1995-96 şampiyonlar ligi gruplarını şuraya bırakayım:

    https://gss.gs/1Z4.png

    şu takımların neredeyse yarısının artık turnuvaya katılması mucizevi olurdu. sıra bizim çapımızdaki (şahtar, dinamo kiev, sparta prag, olympiakos vs.) takımlara geldi. bu arada uefa ya da fifa'nın bu organizasyonu engellemesi de zor çünkü rummenigge diyor ki "uefa veya eca çatısı altında böyle bir lig kurulacak..."

    bu durumda zenginlere "hayırlı olsun", fakirlere "geçmiş olsun" demek düşer bize de...
  • 3
    bunun bir de ikinci ligi kurulsun. her yıl bir takım küme düşsün, ikinci ligin şampiyonu da buraya gelsin. belki biz de bu ikinci ligde yer alırız. orada da yer alamıyorsak üçüncü lig de kurulsun :) son olarak, yerel liglerde kalan takımlar ayrı bir avrupa kupası turnuvası oynasın, şampiyon olan takım, en alt lig hangisiyse oradan düşen takımın yerini alsın. böylece futbolun ruhunda olan “en küçük kulübün bile zirveye çıkma şansı” az da olsa devam etsin. hiç değilse...

    edit: en zayıf takım ifadesini, en küçük kulüp ile değiştirdim. böylesi daha doğru.
  • 4
    liverpool ve man united'ın sanki oynadıkları lig ve aldıkları para ve itibar yetmiyormuşçasına daha da azıtıp işi nba tarzı kapalı lig usulüne getirme isteklerinden doğan şimdilik doğmamış lig. ilerde doğar mı bilemiyorum ancak çok da adaletli değil gibi. haginin topugu da premier lig'in kapattığı piyasanın, tüm kaymağını lig ayırt etmeksizin avrupa'nın 18 baba takımının sıyırmasını istediğini söylüyor. açıkçası her iki durumu da saçma bulmakla beraber, en azından premier lig'in reklam, oynanan futbol ve görselliğe daha önem vermesi sebebiyle bu durumu diğer liglerden daha çok hak ettiğini söyleyebilirim. elbette aradaki fark çok, premier lig'den küme düşen takımın serie a şampiyonundan daha fazla kazanmasını savunmuyorum. fakat öteki türlü oluşacak adaletsizlik yalnızca maddi anlamda kalmayacak. atalanta, sevilla, frankfurt hatta 2012-2013 ve 2013-2014 sezonlarında galatasaray gibi takımların önüne ket vurmuş olacak. bunlar yine en akla gelenleri. mesela 2010-2011 sezonunda zilina, 2017-2018 sezonunda qarabağ, bu sezon ferencvaros, rennes ve krasnodar gibi şampiyonlar ligi'ni ilk kez veya uzun bir dönem sonra deneyimleyen takımların heveslerini de kırmış olacak. bu takımlardan kimse şampiyonlar ligi veya uefa kupası kazanmalarını beklemiyor belki de, ancak tarafsız gözle baktığımız zaman, bir takım bütün maçlarını kazandığı zaman şampiyon olma ihtimali var mı? evet var. işte bu uygulama gerçekleşirse bu takımların bu kağıt üzerindeki olası zaferlerini daha doğmadan bitirecek, ölü bir yatırıma sebep olacak. kapalı devre ligin zararlarını euroleague'den de görebiliyoruz zaten. senelerdir aynı takımlar katılıyor, wild card denen bizdeki torpilin diğer adına eşdeğer bir referansla katılabiliyorlar. basketbolda bu rekabeti ve seyir zevkini öldüren uygulama kalkıp bir de futbolun köküne kibrit suyu dökmek için gelmemeli bana göre.

    gala nickli yazar arkadaşımın bahsettiği öneriye daha sıcak bakıyorum. bu tarz bir uygulamayı football manager oyunlarında görmüştüm. oyuncuların yaptıkları fan dlc'lerinden birisinde dünya ligleri yaması mevcuttu. hangi oyun hatırlamıyorum, fm 2015 veya 2014 olabilir. tüm takımlar oyun içerisindeki reputasyonlarına* göre 18'erli gruplara ayrılıyorlar ve arka arkaya gelen her 18 takım bir lig oluşturuyor. örneğin real madrid, barcelona, juventus, bayern, manchester united vs. takımlar ilk ligde; leverkusen, lyon, tottenham, porto gibi takımlar ikinci ligde; galatasaray, olympiakos, dinamo kiev gibi takımlar üçüncü ligde yer alıyorlardı.* en üst ligde son 3 düşüyor, bir alt ligden de yine üçüncüsü play off oynayarak toplamda 3 takım yükseliyordu. yani aslında herhangi bir ülkedeki lig statüsü gibi. eğer öyle bir şey olacaksa toplamda 30-40 tane lig oluşturulup, her takım yakın coğrafyada bulunan ve benzer seviyedeki takımlarla lig oluşturabilirler. böylece dünya ligi daha adil olmuş ve her takımın kağıt üzerinde de olsa en tepeye tırmanmalarına müsade edilmiş olur.
  • 5
    zaten şimdiki şampiyonlar liginin düzeni bile adaletli değilken böyle kapalı bir yapıya kesinlikle karşıyım. bir aralar van der sar ajax gibi (galatasaray) kulüplerin şampiypnlar liginden çıkıp kendi liglerini oluşturmasını istediğini söylemişti. haklıydı bence.

    bu son konuşulan lig kapalı şekilde olup 5 büyük lig takımlarından oluşacağı söyleniyor. kusura bakmayın ama yayın gelirlerini bu şekilde bölüşeceklerse geri kalan takımlarla büyük uçurumlar oluşur aralarında.

    böyle bir şey olursa kalan liglerden biz de bir lig kuralım. hem daha iyi olur bence. bu nedir ya? yetmiyor mu bir ligten 6 takım götürdüğünüz?