• 1700
    bu çocuğa hep üzülüyorum. aklıma geldikçe üzülüyorum. bence oldukça güzel bir karakteri olmasına rağmen kendi suçu olmayan şeyler yüzünden kariyeri fazlasıyla sınırlanan bir oyuncu. ne kadar istese de, ne kadar çalışsa da daha ileri gitmesi imkansız (keşke yanılsam) maalesef çok istemek bile, belli yaştan sonra, bazı şeyler için yetmiyor. zamanında çok çabalamış, çok istemiş ama yanlış öğretilmiş bir çocuk olduğu için hiçbir zaman üst seviye takım futbolcusu olamadı, olamaz...

    şimdi açayım ne demek istediğimi...

    galatasaray'a geldiğinde 23 yaşında bir stoper için nefis bir deneyime sahipti. alt yaş milli takım kategorilerinde 80 civarı milli maça çıkmıştı! a milli takımı da sayarsanız neredeyse 100 milli maçı vardı! süper lig'de 23 yaşına kadar 100 civarı, türkiye kupasını da sayarsak 100'ün üzerinde maç oynamıştı. bu istatistiklere çalışkan olmayan, iş azmi olmayan bir oyuncunun ulaşması çok zor, gençlerbirliği gibi beton zeminde sakatlanmadan 3 sene üst üste 35-40 maça çıkmak da bunu gösteriyor. ve genç bir stoper için bu deneyim son derece önemli.

    fakat... gençlerbirliği oldum olası beton gibi zeminde maç oynar. hele ankara iklimi yüzünden ekim'den nisan ortasına kadar ligin büyük kısmında zemin buz tutmuş olur. eh antrenman sahaları da benzer. ahmet'e muhtemelen hiç kimse, geriden oyun kur demedi. hatta kurma dediler. risk alma dediler. zemin kötü kısa pas yapma dediler.

    üstelik, ahmet'in oynadığı gençlerbirliği hep orta ve alt sıra takımıydı. ve ağır zeminde hep geride savunma kurdular. derinde ahmet top karşılamayı ve pozisyon tutmayı iyi öğrendi ama stoper için hızın ne kadar önemli olduğunu anlayamadı. dar alanda güçlendikçe daha iyi olacağını gördü ve oldukça güçlü ama kalın bir oyuncu oldu. ama aslında hızlı olmak için çok da kalın olmamak gerektiğini anlayamadı, kimse de söylemedi. 23 yaşına geldiğinde artık fazla kalın bir oyuncu yapmışlardı onu. gençlerbirliği için mükemmel bir şekilde ayarlanmıştı, tam gençlerbirliğine göre yetiştirmişlerdi ama büyük takım için de yanlış büyütmüşlerdi.

    23 yaşında gs'a geldi. buranın zemini çok iyi! tüm ortasahalar geriden pas istiyor! takım sürekli hücumda olduğu için senin de onlarla birlikte orta sahaya kadar çıkman gerekiyor! iyi de 23 yaşına kadar bunları hiç ama hiç yapmadın ki? hiç geriye koşmadın ki, hiç ofsayt çizgisine bakmadın. aksine 200 maçtır tam tersini öğrettiler sana!

    yine de mental olarak güçlü çocukmuş ki, gs'da yapamadığını, yetersiz kaldığını gördüğünde psikolojik olarak bunalıma girmedi. elinden geldiği kadar takıma yardımcı olmaya çalıştı. ben hiç, ahmet elinden geleni yapmıyor, tekmeye kafa sokmuyor, kendini geliştirmeye çalışmıyor demedim. izlediğim tüm maçlarda çocuk için üzülüyorum.

    mesela bu sezonun ilk yarısında işler kötü gittiğinde ft 3'lüye döndü. rize - antep - başakşehir maçlarında 11 oynadı. elinden geleni yaptı.

    özellikle antep deplasmanı çok belirleyici ve ücüzü. antep'e deplasmanda ilk yarıdan 2 tane attık. skoru alınca pozisyon tuttuk. önde kontralar için onyekuru da yoktu, andone de ilk yarı sakatlanmıştı, mecbur 2. yarı kapandık. güzel bir maçtı. ömer'inden emre taşdemir'ine onlardan ahmet'e herkesin canını dişine taktığı benim taraftar olarak çok tatmin olduğum, uzun süre hatırlayacağım özel bir maçtı. bazen böyle maçlar olur, somut çok etkisi yoktur ama soyut açıdan etkisi büyüktür. o antep maçı gs'ın 2. yarıda dirilişini ateşleyen maçtı bence.

    neyse antep maçı 0-2 olunca, antep 2. devre bol bol orta kesti ve ahmet dedi ki, "kesin amk!" çünkü 200 maç boyunca bu işi ezbere öğrenmişti. havadan karadan, cepheden, kenardan gelenleri savuşturmayı gayet iyi biliyor. çok da güzel oynadı. ama bu kadar işte. daha sonra uzun vadede 11 oynatamazsın, çünkü geriden oyun kurmak zorundasın, büyük takımsın.

    ben eminim ki sözleşmesi bitip anadolu'ya döndüğünde ahmet yine psikolojik olarak bozulmazsa, "gs'da yapamadım" diye mental çöküşe girmezse yalçın ayhan'lar gibi 35'e kadar yüzlerce maç oynar. ahmet, yalçın ayhan'a çok benzer bir futbolcudur. muhtemelen onun gibi ligin en deneyimli, en çok maça çıkan stoperlerinden biri olur ama büyük takım stoperi olamaz.

    hep atladığımız bazı konularda iyi oyuncu ahmet. örneğin oyun içi konsantrasyonu yüksek bence. pozisyon bilgisinin de fena olmadığını düşünüyorum ama bu kadar ağır ve teknik olarak yetersizsen imkansız gs. gitsin yine derinde savunma yapan bir orta veya alt sıra takımına... orada 10 sene daha çatır çatır oynar. full konsantrasyon ile kapalı savunmada oldukça dominant performansını sergiler ama gs'da maalesef bir geleceğinin olması mümkün değil.

    peki ne olacak? bir sezon daha maaşını alıp yedek oturur. sonra da anadolu... gs da gelecek sezon sonrasının planını şimdiden yapmalı. örneğin solak ve ayağı daha iyi, modern futbolu nispeten daha iyi öğrenmiş cenk özkaçar'ı alacak. ahmet'in sözleşmesi bitene kadar 1 yıl daha kiralayacak hollanda 2. ligi'nde şampiyonluğa oynayan bir takıma kiralayacak ki, büyük takım stoperi olma deneyimi, geriden oyun kurma denemelerini bol bol yapsın ve ileride savunma kurmayı deneyimlesin. ve ahmet gittiğinde cenk gelsin sol stopere marcao'nun alternatifi olsun...

    cenk özkaçar'ı da izledim gs ve ts ile adı anıldığı için. fena özellikleri yok, deneyimi eksik. onunla ilgili çektiğim videonun da linkini atayım. meraklısına https://youtu.be/CY_tGtyg924
  • 1701
    zamanında gençlerbirliği altyapısında oynayan bir arkadaşım ile büyük takımlara gelen ankaralı topçular, gençlerbirliği ve diğer ankara takımlarındaki yetenekli genç oyuncular hakkında konuşurken kendisinden de bahis açmıştım doğal olarak. 23 yaşında 100 küsur maç çıkaran adam nasıl olur da bir türlü kendini geliştiremedi diye sormuştum, çalışmadığını düşünüyordum ama kendisi tam aksine demişti. "abi gençlerdeyken antrenmanlara ilk gelir en son çıkar, zaten aileden çok disiplinli" diye söylemişti. zaten karakterli bir çocuğa benziyordu benim için ama altyapıda yanlış yetiştirme sonucu maalesef kariyerini daha iyi noktalara getiremedi.

    kendisinin kariyerinde 2 önemli kırılma noktası görüyorum:

    - ilki 21 nisan 2013 gençlerbirliği fenerbahçe maçıdır. henüz 17-18 yaşında yanılmıyorsam a takım seviyesinde çıktığı ilk maçtı ve inanılmaz bir performans göstermişti. gençlerbirliği o maçı kazanınca 2012-2013 sezonunda ipi göğüsleyecek konuma gelmiştik ki bu maç da bence büyük bir takıma adım atmasını sağlayan ilk göstergeydi.

    - ikincisi ise ya tudor teknik direktörlüğündeki 17-18 sezonu veya bir sene önceki yaz transfer döneminde malaga'ya kiralık gitme ihtimali doğmuştu. transferi son güne kalmıştı ve kulübün evrak yetiştirememe sıkıntısından transferi yatmıştı. önüne avrupa fırsatı çıkıp da o şansa vakıf olamayan her topçu için üzülürüm. özellikle ahmet için çok üzülmüştüm o dönem, baskıdan uzak kendine uygun bir kulüpte kendini geliştirme fırsatı bulacaktı ki türkiye'den ispanya'ya gidip de forma şansı bulamayan ve kendini geliştiremeyen futbolcu çok nadir sayıda. (nadir sayıda dediğime bakmayın bir tek cenk gönen olacak delikli çuval aklıma geliyor, net şekilde gs tarihinin en kötü kalecisi, onu da anmış olalım burada)

    sözlüğün ve galatasaray taraftarlarının geneli aksine severim ahmet'i. düzgün ve karakterli bir çocuk. ne zaman forma verilse elinden geleni yaptı. sözleşmesi bitince cüzi bir rakama yine kalabilir orası fatih hoca'nın bileceği iş, kalırsa sorun etmem giderse de her anadolu kulübünde başarılı olacağına eminim. 29-30 yaşından sonra parlayan stoperlerden olabilir belki.