• 76
    türk futbolu için ülkeden şikeyi/teşviği temzilemek için büyük fırsat olan bir gündü; ancak bunun yerine şikeyi yapanlar ülkemizde kollanıp üzerine bazı şike eylemleri yeni kanun düzenlemeleriyle yasallaştırıldı. sırf fb küme düşürülmesin diye ne taklalar atıldı be. sonra halı sahada maç yaptıkları fetöcüler darbe girişiminde bulununca bunu fırsat bilenler hükümetin taktiğini uyguladı ve başkalarını, kendi iç içe oldukları parallellerle birlikte olmakla suçlayıp vatan millet sakarya deyip sıyrıldı.

    en sonda ne mi oldu? yargıtay'da onaylanan cezaları "fetö'ye karşı savaş" sloganıyla yeniden yargılanması sonrası "deliller usulüne uygun toplanmamıştır." denilerek iptal edildi ve serbest kaldılar. oysa bu delillerin içerisindekileri kabul etmişlerdi. şikeyi yaptıkları kesindi; ancak yasalar gereği dinleme/takip delilleri yasalara uygun yapılmalıydı. bu yüzden serbest kaldılar. ancak uefa ve cas şikeyi yapanlar tarafından da kabul edilen deliller için "usulüne uygun toplanmamıştır." demedi. demezdi. çünkü onlar içeriğe bakardı ve şike yapmışlardı.

    sonuç ise bizim için büyük bir utanç oldu. koskoca juventus bile şike/teşvik meselesi yüzünden küme düşürülmüşken ülkemizdeki kulüplere ödül vermedikleri kaldı. şike yapanlar ülkemizde yüz bulup bir de tazminat kovalayacaklar.
  • 79
    "kişiler ile kurumlar ayrılmalı" sözü, türk futbolunu belki de uzun seneler telafi edilemeyecek şekilde geriye götüren bir sözdü.

    dün gibi hatırlıyorum bu sözün ilk söylendiği anı. sözün sahibi bir yerden çıkmıştı, sanırım cuma namazı, ayaküstü bu lafı etmişti ve geriye dönülemeyecek biçimde türk futbolu zarara uğratılmıştı.

    hala da bu sözün etkisi sürüyor. aradan 9 sene geçti, türk futbolu her geçen yıl daha da geriye gidiyor; kokuşmuşluk, adeletten uzaklaşma her geçen yıl daha da artıyor.

    o dönem de söylediğimiz gibi yine söylüyoruz;

    (bkz: bu ateş üfleyerek sönmez)

    hâlâ da sönmüyor...
  • 82
    nasıl anlatsam nerden başlasam bir tarafı hep eksik kalacak enteresan bir tarih.

    ikibinli yılların ikinci yarısında şov yapmaya başlayan türkiye yargısının en şaşalı günlerinden biri. ergenekon ve balyoz gibi iki sanat eserini ortaya çıkaranların, muhtemelen kişisel bir husumet sebebiyle arada yaptığı bir diğer çalışmanın sergiye çıkış tarihi. sanırım en doğru tabiri bu olacak.

    durup dururken takibin başlaması, eylemin tespit edilmesi, eylemin torba şeklinde onaylanan bir yasada suç olarak tanımlanması, en sonunda da yasanın geriye dönük işletilmesi gibi pek çok nadide tekniğin bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkmış bir tarihtir. federasyonun bazı şeylere cesaret edememesi ve aslında yasa geçer geçmez yapması gereken futbol disiplin talimatı 58. madde tadilatını bu tarihten aylar sonra yapması ile iyice arapsaçına dönmüştür.

    işin aslı sayfa sayfa ortaya dökülen tapelerin hepsi gerçektir. emenike'ye bir çanta para da gitmiştir, ibrahim akın'a hakikaten hem para teklifi hem at gitmiştir. alakalı alakasız gündeme gelen pek çok telefon görüşmesi de birebir yaşanmıştır. her ne kadar rakip camia tarafından inkar edilse de bu delilerin gerçek olduğu "15 temmuz sonrası" dahi tüm mahkemelerce teyit edilmiştir.

    ancak anayasa mahkemelerinde dahil bugün konunun aklanma sebebi yargının tersten işletilmesidir. yani tanımlı bir suçun ihbarı ya da şüphesi üzerine takip yapılıp suçun tespit edilmesi yerine önce eylemin tespit edilip suç olarak tanımlanmasıdır. tabi bir de art niyetli yorumlama hadisesi var ki o biraz da hukuksal savunma söylemidir. bizim anlayabileceğimiz bir örnek olarak, başkan olduğu için aziz yıldırım'ın etrafında dönen bu transferleri yapan ekibe gevşek de olsa hiyerarşik ilişkiye dayalı bir yapı denmesi gösterilebillir.

    çok da konuşulmayan bir tarafı şudur ki "neler dönmüş ya serhat" etkisi yaratan bu olaylar, konuşmalar, teklifler, hediyeler aslında rutinin bir parçasıdır. teşviğin şikenin rüşvetin belgesi olmaz diye bir laf vardır hani. o esas üzerinden bu tarz şeyler her zaman türk sporunda olmuştur, olmaya da devam edecektir. her takım, her menejer, her sporcu, her bu ortamlardaki yancı insanların böyle maceraları vardır. tıpkı askerdeki gibi olayın kendisi serbest yakalanmak yasak gibi bir durum vardır.

    idari ve sportif yargılama sonuçları arasındaki zıtlığın sebebi de buradan kaynaklanmaktadır.

    bunu en net şekilde dile getirebilen de hız sınırı aşılmış ama radar bir takıma tutulmuş diyen aykut kocaman'dır. bu lafından dolayı da aşırı bir tepki çekmiştir fenerbahçe camiasından. çünkü adam gerçekleri söylemiş olsa da o kulübün o dönemki savunmasına tamamen zıt bir laf söylemişti.

    zaten fenerbahçe gün itibarı ile 9 yılı deviren bu süreçte "ne olur ne olmaz" diyerek alakalı alakasız söylenebilecek her şeyi en az bir kere söylemiş, arada gündemi değiştirmek için çok saçma zamanlarda çok farklı şekillerde de dillendirmeyi bilmiştir. bu da yıllar sonra işin aslı ortaya çıkınca "biz dimdik durduk" deme hakkını ellerinden almıştır. günün sonunda belki küme düşmekten kurtulmuştur ama minimum 10-15 yılını feda etmiştir.

    (bkz: fenerbahçe'nin küme düşürülmemesi/#2920337)
  • 83
    bu olayın ve fb otobüsüne mermi atılmasının tüm detay ve gerçeklerini öğrenmemiz yıllar alacak çünkü şartlar bunun için uygun değil. en azından şunların olması gerekiyor:

    1. fethullahçı terörist savcılar konuşacak.
    2. aziz yıldırım konuşacak.
    3. hükümet değişecek.

    aksi takdirde tam olarak ne olduğu bilinmeyecek. bu noktada kendi bildiklerimi ve çıkarımlarımı saklı tutuyorum, zira belge olmadan tartışmak sadece zihin bulandırır.
  • 84
    tipik bir ortadoğu bakışı ile üzeri örtülmeye çalışılan hatta bırakın üstünün örtülmesini üzerinden vatan kurtarma kahramanlığı destanları yazılmaya çalışılan tarih. arsızlık, utanmazlık.

    rezaletin, hırsızlığın, eşkiyalığın adına kumpas koymuşlar. hiçbir delil mahkemede muhattapları tarafından reddedilmiş, yerel mahkemeler dahil uluslararası mahkemeler şike var demiş, federasyon birden fazla futbolu ve yöneticiye ceza vermiş ve şike var ama sahaya yansımamış demiş. geldiğimiz noktada ise bazıları kulüplerine üye yapıp halı saha maçları yapacağı kadar "samimi" olduğu kişilerce kumpasa uğradığını ve terör ile mücadele ettiğini söyleyecek kadar arsız olmuş.

    kumpasmış!! siktirin aq.
  • 86
    aşağıda fenerbahçeli kemal bilgin'e ait bir söylem var aziz yıldırım'ın tarla savunmasına dair.

    bi hatırlayalım ne demişti aziz yıldırım mahkemede tarla sürülmesi sorusu sorulunca;

    "bu tarla bir şeydir, nasıl söyleyim, yani maçla ilgili bir şey değil yani, 3 tane tarla var işte, ekinler diyor suya çıktı, ya kurban kesiyor gidiyor. her hafta da eyüp sultan' a gidiyordu. her hafta gidiyor, bizim burada konuşmalar da var. hocaya gittik mi, camiye gittik mi, ne yaptın, tamer beye söylüyorum; " ne yaptın, gittin mi, hallettin mi?" diyorum. camiye gidiyor, eyüp sultan’a kurban kesmeye. biz deplasmana gittiğimizde tamer bey gidiyor, eğer deplasmanda değil içeride ise beraber gidiyoruz, kurban kesiyoruz. şimdi buradaki konuşmada da yani bu şeyi, tarla işini; maçları, tarla maçları sürmek de dilek anlamında kullanıyorduk"

    çok uzatmaya gerek yok, şike değil kumpas diyen kişi eğer yukarıdaki savunmayı açıklayabiliyorsa sorun yok. cas davası namusumuzdur deyip sonra davayı geri çekenlerin sözüne itibar edilmez. delillerin toplanış biçiminin hukuksuz olmasıda spor hukuku açısından hiçbir şey ifade etmez. spor hukuku, ceza hukukundan bu yönüyle ayrılır ve makul şüphe bile ceza vermek için yeterlidir. bu yüzden diyoruz ki;

    siz inkar ettikçe biz yüzünüze tüküreceğiz.

    https://twitter.com/.../1278939813475909634
  • 87
    ceza hukuku açısından s.kimde olmayan, spor hukuku açısından ise tarihin en fiyasko sonuçlarının başladığı tarihtir 3 temmuz 2011.

    yok fetöcü hakimler-savcılar kumpas yapmış, yok cemaat fenerbahçe'yi ele geçiriyormuş falan bunları geçiniz. sen açık vermezsen kimse sana bir şey yapamaz. şike yapmasaydın da kumpasa maruz kalmasaydın. sen adamlara açık verirsen adamlar da seni bitirmek için her yolu denerler. yok usul yönünden yanlışmış, yok ceza hukuku açısından bu kararlar verilemezmiş falan bunlar lakırtıdan başka bir şey değil.

    ayrıca aziz yıldırım, "ne cemaatin ne de hükümetin operasyonu" diyerek, 3 temmuz 2011'i fetö'nün yapmadığını söylemişti. hani ulan sizi ele geçiyorlardı?

    https://youtu.be/ELZ8wWgR1-0

    iddianamede yer alan ses kayıtlarının kendisini ait olduğunu kabul etmesi de işin bir başka komik tarafı.

    https://youtu.be/QQ-qyGvouYk

    ayrıca;

    (bkz: 2010-2011 sezonu futbolda şike soruşturması iddianamesi/#2896126)

    (bkz: ümit karan/#2894754)
  • 88
    bu tarihten sonra galatasaray'ın ezeli ve ebedi rakibi türkiye toprakları üzerinde kalmamıştır. en azından benim için böyle olduklarını iddia edenler de yok hükmündedir. juventus gibi yedikleri haltı kabul edip bedel ödeselerdi belki de böyle düşünmezdim. tüm bu süreçte de yalnızca tek bir rakibi kastetmiyorum. ancak onca kanıta, delile, ifadeye, konuşmaya rağmen utanmadan, yüzü kızarmadan, arlanmadan her şeyi reddedip yalanlayıp üzerine suçunu bastırmak için karşı tarafa fetö fetö diye havlayan karaktersizleri ben camiamıza rakip göremem. bunu yaparsam galatasaray'a saygısızlık etmiş olurum.

    burdaki kaç insan benim gibi düşünür bilmiyorum; ancak böyle bir süreci biz yaşamış olsak o kupayı derhal iade edip sorumluları da kimse en ağır şekilde cezalandırılmalarını isterdim. belki hangi takımı tutacağımızı seçmek büyütülecek mevzular değil; çocuklukta bir şekilde yapılan bir tercih. ancak sonrasında seçtiğin kulüp ve camia; senin kişiliğine, karakterine etki ediyor. adamlara bir bakın; kupa bizim vermeyiz diyeni mi ararsın, hükümetle ilgili tape'lerde gaza gelip kendi kulübüyle ilgili olanlarda montaj diyeni mi ararsın, fetö'ye karşı vatan savunması yaptık diyeni mi ararsın, ne ararsan var. gerçekten bazı camialara dahil olmanın zeka geriliğine yol açtığını düşünüyorum.

    bu işin sosyolojik, psikolojik etkilerini araştıran biri olsa eminim ki çok ilginç bulgulara ulaşacaktır.
  • 89
    9. yıldönümünü idrak ettiğimiz türk futbolunun milat günü. bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

    türk futboluna bu kara lekeyi sürenler cezalandırılmak bir yana dursun, ertesi sezon süper final denen zımbırtı vasıtasıyla şampiyonluğa ortak edildi.

    hatta bu zatlar, hiçbir şey olmamış gibi kongrelerde pişkince "şikeyi kendim için yapmadım, kulübüm için yaptım" diyebildi! olan da şike ittifakının yediği haklara, şike ittifakını kurtarmak için düzenlenen süper final yüzünden* yitip giden canlara oldu.

    bu konuda benim ufak da olsa hâlâ umudum var. inşallah bir gün futbola bu pisliği bulaştıranlar hakettikleri cezaları alacaklar. ama bizler, o adalet günü gelene kadar, bu süreçte yaşanan her şeyi hafızamızda diri tutmak mecburiyetindeyiz.