• 425
    aşamadığım maç...

    tuttuğumuz takım şu kadar baskın oynayıp maçı kazanamıyorsa biz niye futbol izliyoruz ki? ben gerçekten yoruldum orta halli ingiliz takımlarını veya dinamo zagreb'i falan izleyip millet ne top oynuyor demekten...

    iki forvetimiz var sözde, biri dünya yıldızı ama sahaya çıkamıyor, diğeri çift haneli bonservis ödenmiş bir futbolcu ama ayakta duramıyor...

    şimdi 28 kasım 2020'de rizespor maçı var. heyecanlanamıyorum. hevesim yok. "galatasaray kazanırsa lider olur" durumunda değilse heveslenemiyorum ben. yani anlamıyorum 50 senedir kötü yönetilen bir kulüp nasıl yok olmaz, nasıl ısrarla kötü yönetilmeye devam eder, nasıl sorularına yanıt veremiyorum.

    0.08 gol beklentilerinden 2 gol çıkartan, 1.70 küsür gol beklentisinden 7 gol çıkartan takımlar var. inanamıyorum bu maç nasıl 1-1 biter, nasıl heyecan duyulur "aaa maç var bugün" diye.

    taktiğine, tekniğine girmiyorum bu maçın. rakip on sekizde topu alıp, kontrol edip, bakıp, kalecinin üstüne vuran emre akbaba'yı, saçma sapan şutlar vuran feghouli'yi, 190 boyuyla yaptığı cılız kafa vuruşlarıyla diagne'yi niye analiz edelim, neyine bakalım ki?

    sıkılıyorum, bunalıyorum, isyan ediyorum isyan.
  • 426
    kanatların hücumda içeri girip beklerin ikisinin de ileri çıkarak oluşturduğu 2-3-5 dizilimini bolca gördüğümüz maç. belhanda'nın yokluğuna rağmen bence başarılı da olundu*. ironik bir puan kaybı olmasına rağmen oyunumuz zayıf ve kapanan takımlara karşı üretken bir görüntü çizmek açısından beni memnun etti.
    bu sene nispeten zayıf takımlarla fazladan 6 maç yapılacağından bu şekildeki maçları kazanmak belirleyici olacaktır. bu maç belki kazanılamadı ancak dediğim gibi en azından bir plan vardı ve bu plan umut veriyor.