• fatih terim

    bu yazı tüm gelişmelerden bağımsızdır.

    kendi ise tanışıklığım bir alt yapı organizasyonu sırasında küçük bir futbolcu iken 15 yaşında oldu. futbolu konuşan bir adam olduğunu o zaman gördüm. yardımcıları ile sürekli diyalog halindeydi.

    bizi köyümüze geri döndük, o muhteşem işler başardı.

    yıllar geçti, ben futboldan kopamadım ve onun 1998-2000 yılları arasında oynattığı oyunun bitirme tezi olarak sundum...

    şu gaz mevzusuna bir son vereyim istiyorum.
    başka bir amacım da yok zaten.

    fatih terim, piontek ile çalışırken (ki piontek 3'lü defans kurgusunu avrupa'ya geri getiren adamdır. çoğu kişi bunu bilmez. carlos bilardo'nun maradona'ya daha fazla yer açmak ve onu serbest oyuncu kullanmak için 86'da başvurduğu ve o günden sonra özellikle arjantin'li teknik direktörlerin mütemmim cüzü olan sistem) öğrenmişti bu sistemi.

    piontek 1980'lerin tamamında danimarka'nın başındaydı ve elindeki meşhur orta saha rotasyonunu nasıl kullanabileceğini düşünüyordu. sonunda 3'lü oynamayı seçti. ve avrupa onun bu oyunu sayesinde 3'lü ye dönüş yapmaya başladı.

    1998 dünya kupasında hırvatlar, kanatlarda jarni ve stanic’in, savunma üçlüsünde de bilic, stimac ve simic’i koyarak yarı final yapınca 3'lü ciddi anlamda kullanılmaya başlanan bir sistem halini aldı ve bir zamanlar anti-tezi olarak piyasaya çıkan ve ingiltere'de arsene wenger'in uygulayarak 1998'de sürpriz bir şekilde şampiyon olmasına sağlayan 4-4-2'yi ezen bir sistem olmuştu.

    terim'in 3'lü savunmayı öğrendiği avrupa'daki en iyi uygulayacılarından biri olan piontek sonrası 3'lü ve 4'lü arasında bir sistem üzerinde uzun süre çalıştı.

    96 avrupa şampiyonası sonrası geldiği galatasaray'da bunu denemenin zamanıydı, çünkü sistemin özünü oluşturan formasyon değil pres'ti. ve bu pres oyunu ancak uzun süreli tekrarlardan sonra doğru işleyebilirdi. bunu da bir kulüp takımında yapabilirdi. fatih terim onu şu şekilde açıklıyordu

    "topun olduğu yer bizim için pozisyon" ...

    aynı videoda yer alan (her ne kadar ofsayt taktiği yok demek için kullandığı) "taktik maktik yok bam bam bam" sloganı dillere pelesenk olsa da fatih terim aslında felsefesini çok net anlatmıştı. o büyük başarılar kazandığı hatta italya'da bir sezonda unutulmazlar arasına sokan da bu sistemiydi. (yönetim ile tartışmadan önce 15. hafta'da lider inter'in 8 puan gerisinde ligin en az kaybeden dört takımında biriydi)

    2000'li yılların ortalarında klinsman ve ekibi tarafından ortaya atılan ama asıl uygulayacısı dortmund'un başına geçtiğinde dikkatleri üzerine çeken jurgen klopp olan gegenpressing'in ilk uygulayıcısı olduğu unutulur.

    zira bam bam bam demek yerine felsefik bir kaç cümle ile açıklamaya çalışsaydı derdini belki de gegenpressing'in mucidi oluverecekti. ama bunu yapamadı ne yazık ki..

    arif ve hakan şükür'ün forvet olarak yazıldığı 4-4-2 diamond olarak sahaya çıkan takım hiç bir zaman formasyonunu 4-4-2'ye göre ayarlamadı. oyun başladığı andan itibaren pres gücü ile rakibi bozan ve bekleri ile birlikte ileriye çıkmasıyla bir anda 2-5-3 oynayan bir takımdı. fatih terim bu sistemi 96'da milli takımın başındayken düşünmüştü. üç'lü oynamayı futbolculuk hayatından da iyi bildiği için tersini oynamanın nasıl bir şey olacağı konusunda fikri vardı.

    o günler de gegenpressing diye bir terim olmadığı gibi bunu uygulayan bir takımda yoktu. 2000 yılındaki o takımın bu akımın ilk uygulayıcısıydı. galatasaray bekleri öne çıkartarak orta sahayı beşlediğinde arif'in sağ tarafa, hakan'ın merkeze, hagi'nin ise sol tarafa kaydığı (bazen buraya direkt bek gelirdi) popescu ve bülent'in takımın boyunu 35 metreye çektiği düzene geçiyordu.

    topu kaptırdığı anda yaptığı gegenpressing ile birlikte topu kazanıp aynı anda kontra atağa çıktığı bir sistem kurmuştu. (klopp ne diyor bu konuda; topu kazanmak için en doğru an topu kaptırdığın andır). bu sistemde arif ikinci forvet değil bir kanat forveti gibiydi. bunun benzerini oynatan adamlara "dahi" dendiği bir dünyada fatih terim'e "gazcı" denmesini anlayamıyorum.

    sistemin oturduğu ilk sezon olan 97/98 sezonunda 86 gol atmış takım.
    ondan sonra en çok gol atan takımın 68 golü var. 96-97 sezonunda 90 golü var bu takımın. galatasaray'ın gegenpressing ile rekor kırdığı dört sezonda gol ortalaması 85 ki son sezon uefa kupası ile ligin biraz geri plana atılması nedeniyle 77 gol'de kalmış takım. hakan şükür'ün 30 gol ortalaması ile oynadığı 3 sezonun ardından dördüncü sezonda attığı 20 gol bir şeyler anlatır diye düşünüyorum.

    fatih terim'in hagi'yi serbest oynatmak adına kalan dokuz oyuncudan istediği üst düzey baskı ve pres yapmaktan çekinmeyen forveti ile sistemin tam olarak işlemesini sağladı. ayrılıp fiorentina'ya gitmeseydi muhtemelen şampiyonlar ligi yarı finali görebilirdi takım. ancak bu olmadı.

    benzer bir etkiyi 2008'de de yaptı ancak ufak değişiklikler ile.
    elmander sayesinde aynı etkiyi 2011-12 ve sonraki sezonda yapabildi. ancak sistemin bazı eksikleri o bölgede oyuncu bulamamasından dolayı sorun yaşadı. bir hagi arayışında oluşu ve kaka'yı özellikle istemesine rağmen kesinlikle farklı bir oyun oynamanıza neden olacak sneijder'in gelişi ile aslında sistemi komple değiştirmesine neden olacaktı. burak'ı üç maç yanında oturtup "ondan pres yapmasını bekliyorum" diyerek aslında felsefesinden hiç vazgeçmediğini göstermişti.

    orta sahadaki emre'nin yerine selçuk ile suat kaya'nın yerine de melo ile doldurmuştu. okan'ın işini yaptırdığı engin baytar ile ise sistem yeniden işler vaziyetteydi. eboue'nin capone etkisi, bir hakan ünsal bulanamaması yüzünden sekteye uğrasa da reiara'nın inisiyatif alarak etki göstermesi sol kanatta işleri biraz değiştirdi.

    gegenpressing denen şok presin avrupa'daki ilk uygulayıcısı olan bu adam ister sevin, ister sevmeyin saygıyı fazlasıyla hak ediyor. özellikle şampiyonlar ligi eskiden çok daha zorlu olduğu düşünülürse ikincilerin üst tura çıkamadığı zamanlarda yaptıkları takdir edilmeli.

    zira 1 galibiyet 5 beraberlikle grubu lider tamamlamış bir juventus varken (98-99) bunu söylemek çok saçma olmaz sanırım. başkalarının yaptığında dahi dediğimiz şeyi bizimkiler yaptığında farklı şeylerle açıklamak yerine olduğu gibi anlatmayı ve takdir etmeyi bilmeliyiz.

    yazının aslını prif nick’i ile uludağ sözlükte daha önce paylaşmıştım. burası için sakladığım bir yazıydı ve ilkini 2011 de yine uludağ sözlükte kaideyi taciz eden istisna nicki ile paylaştım. o nick silinirken entrylerde silindi ve sakladıklarımı ara ara paylaşacağım..
  • roberto mancini

    - ceyhun'u niye oyuna aldın?
    + geri 4'lünün önünde onu oynatıp melo'yu daha önde kul...
    - aydın'dan bir bok olmaz görmüyor musun?
    + dribling özelliği olan ve türk stat...
    - bruma neden oynamıyor?
    + rotasy...
    - böyle ilk 11 olur mu?
    + sezon öncesinde ben yoktum, takımı deniyorum. yakında en doğru şekli bulac...
    - dany oynar mı bu takımda?
    + sow ve emenike'nin deparlarından korunmak iç...
    - riera sol bekte çok kötü. kör müsün?
    + hakan sakat, başka sol bek yo...
    - muslera'yı oynatsana kalede allah'ın cezası.
    + lan adamın parmağı kır...
    - real maçında john terry'i oynat.
    + yok artık. dalga ge...
    - vurun kellesini!!!
  • ne dediler

    mustafa cengiz'in hürriyet'e verdiği röportajdan...

    sporcuların alacakları, geciken ödemeler... mali durum sizi şaşırttı mı?

    sürpriz oldu. bu ödemeler neden ötelendi anlamadım. benim seçilmeme verilen şans sıfırdı. mevcut yönetimin düşüncesine göre göreve devam edeceklerdi. buna da hiç kızmıyorum. benim anlamadığım; çeşitli şubelere 9, 7 ve 4 aylık ödemeler yapılmadı, ertelendi. o zaman neden ödemeleri yapmadılar? dursun bey cebinden ödüyorsa, o zaman da verseydi. böyle bir şey yok. eğer böyle bir şey olsa idi, neden bizi faktoring firmalarına yüzde 26-32 faiz bandı ile mahkum etsin? bir günde ertelediğim faktoring ödemesi 40 milyonu aştı.

    riva ve florya’nın satışına karşın ekonomik durum neden düzelmedi?

    geçmişi karalamayı sevmiyorum ancak realiteler ortada. riva ve florya’dan alınan 508 milyon tl avans gibi kullanıldı. bu eski yönetimce 340 milyon tl olarak kırdırıldı ve harcandı. üstüne o proje 10 milyon euro gösterilerek teminat alındı. futbolcu transferleri ile bir yük bindi galatasaray’ın omuzlarına. kısaca eski tas, eski hamam olayına döndük. maalesef biz bu kafayla; yüksek transfer harcamaları ve israfla gidersek galatasaray’ın iki yakası bir araya gelmez. kulübün personel yükü de çok fazla. müthiş bir gider var.

    herkes gomis ve rodrigues’i konuşuyor. sizce bu oyuncuların değeri nedir?

    gomis 30 milyon euro’dan fazla eder. rodrigues için 1 ay önce girişim oldu. nabız yokladılar, 30 milyon euro istedim. türkiye 3-5 yıl içinde keşfedilecek. türkiye’de oynanan futbolun kalitesi asla avrupa’nın çok altında değil. bir ingiltere ligi değiliz ama onlara yetişeceğiz.

    mayısta başkanlığa aday olacak mısınız?

    yüzde 100 adayım. benim ismim üzerimde konsensüs sağlanırsa mutlu olurum. galatasaray genel kurulu akıllıdır, neyin ne olduğunu bilir. biz, mustafa cengiz ve yönetimi olarak burada isek, bilin ki, yanlış gidişe tepki olarak buradayız. genel kurul beni yeterli görmez ise saygı gösteririm.

    futbolcu sözleşmeleriyle ilgili radikal fikirleriniz var. bunları anlatır mısınız?

    ben sadece galibiyete prim veririm. nagatomo transferinde bunu uyguladım. ben göreve devam edersem, g.saraylı futbolcu vergisini kendi ödeyecek. ben veririm parasını, futbolcu vergisini öder, evini bulur, istediği arabaya biner. yabancıların sözleşmesini de sabitleyeceğiz. türk futbolcuya enflasyon oranına göre zam yapacağız. futbolcu kabul etmezse etmesin! ben de açıklarım, ‘bu adam bunu yapmıyor’ diye. bizim taraftarımız akıllıdır, kimin ne olduğunu anlar.

    fatih terim hakkında neler söylersiniz?

    fatih hoca gibi işine aşık insan az gördüm. florya, evi. 24 saat orada yaşıyor. biz florya’nın yönetimini fatih terim ve abdurrahim albayrak’a bıraktık. çok da memnunuz.

    galatasaray başkanlığı’nda 44’üncü gününüz. ne umdunuz, ne buldunuz?

    kulüpte her şey kayıt altında olacak. çünkü yakın zamanda evraklar kayboldu. böyle bir durum yaşanmaması için galatasaray’ın kozmik odasını kuracağız. sadece geçmiş yönetimi kast ederek konuşmuyorum, kimse üzerine alınmasın. çalışma sistemleri açısından bulduğum tablo hiç hoşuma gitmedi. fakat maalesef düzgün işleyen bir sistem bulamadım. g.saray dev bir dünya kulübü oldu ancak mevcut sistemler eski dernekler kanunu...bu gelişmeye paralel bir sistemin çalışması adına ortamı oluşturulmadı. ben burada tek bir yönetimi suçlamıyorum. bu bir film değil, dizi.

    bu konuda ne yapılmalı?

    g.saray’ın kurdu da bedeninde, iyiliği de! biz adnan polat ile ünal aysal dönemlerinde uygulanan yönetmeliklerin duygun yarsuvat döneminde durdurulduğunu gördük. bu yönetmeliklerin yeniden yaşama geçmesini sağladık. her şey kayıt altında olacak. çünkü evraklar yakın zamanda kayboldu. böylelikle evrakların kaybı gibi bir durum yaşanmayacak. g.saray’ın kozmik odasını da oluşturma adına çalışıyoruz.

    müze açılışına 18 kulüp başkanı davet edildi ama sadece kayseri başkanı geldi. bu sizi üzdü mü?

    hayır. o gün kulüpler birliği toplantısı vardı, o yüzden gelemediler. aziz yıldırım da mail attı. ben herkese eşit yakınlıktayım. kimseye özel bir antipatim yok.

    abdurrahim albayrak’ı taraftarlar çok seviyor. sizin düşünceleriniz nedir?

    abdurrahim beyi, 25 yıl önce ali sami yen’den tanırım. önlü arkalı otururduk. fakat inanın şu 2 ayda onu hiç tanımadığımı anladım. camiada birçok kişi onu eleştiriyordu. şimdi tam tersi... ben böyle yürekten ve fedakar bir galatasaraylı görmedim. abdurrahim albayrak gibi 100 tane olsa, galatasaray’ın bileğini kimse bükemez. kim galatasaray için bir taşı bir metre götürürse başımızın tacıdır.

    uefa ile ön görüşme nasıl geçti, izleniminiz nedir?

    mali olarak uefa’ya söyleyecek sözümüz yok. şunu söyledik: size geçmişi değil, doğruları söyleyeceğiz. sizi kandırmaya gelmedik. hayali rakamlarla yola çıkmadık. bir yeniden ayağa kalkma, kıyam hareketiyiz. g.saray genel kurulu, bu tabloya zaten gereken tepkiyi gösterdi. uefa da zaten her şeyi biliyor. kimlerin ödeme beklediğini biliyorlar. hepsini temizleyeceğimizi söyledik. bizim 2 yıla ihtiyacımız var. “biz asla gelecek yıl size “‘bizi affedin’ demeyeceğiz” dedik.uefa’nın amacı g.saray’ı ve türk futbolunu cezalandırmak değil, tersine yardımcı olmak. inanın uefa’daki hava bu. asla ‘ben cezalandırayım, kötülük edeyim’ düşüncesinde değiller. uefa bizi anladı.

    reel, uygulanabilir ve elimizdeki mevcut mal varlığımız, potansiyelimizle en iyi durum, en kötü durum ve mevcut durum şeklinde projeksiyonlar hazırladık. en kötü duruma göre sunumu yapacağız. uefa samimiyetimize inanmalı. durumu olduğu gibi sergiledik. doğru yönetildiğinde ben g.saray’ın mali anlamda 3 yılda artıya geçeceğine inanıyorum. ama kaynakları anlamsızca dağıtırsak sonuç alamayız. 10 kez oynadı şu primi ver, 20 kere uçak bileti ver, babasına araba ver gibi sözleşmeler yaparsanız, el elde baş başta kalır. bunların olmayacağını uefa’ya bildirdik.

    transfer yasağı planları bozar mı?

    buna ihtimal vermiyoruz. makul cezalar gelebilir. önümüzü kesecek cezalar beklemiyorum.

    ceza sürpriz mi olur?

    ben “g.saray ceza alacak ya da almayacak” demedim. ancak umudumu yüzde 100 tutuyorum. biz ne gerekiyorsa bütün aktörlerle temas halindeyiz. biz her şeye hazırlıklıyız. bir tek men cezasına hazırlıklı değiliz. onu istemiyoruz. bunun olması uefa’ya da zarar verir. çünkü uefa’nın amacı, futbolu geliştirmek ve büyütmek. biz doğru rakamları verdik.

    “uefa’ya ‘ceza verirseniz türk futbolunu öldürürsünüz. fenerbahçe ve beşiktaş’ı da kollayın’ dedim”

    görüşme nasıl geçti, sunum etkili oldu mu?

    komitenin başındaki andrea traverso’nun, sunumları 15 dakika dinleyip çıktığı bilgisini aldık. ancak bizimkinde 2.5 saat kaldı! uefa 3 şey istedi: 1-samimi olun, 2-şeffaf olun, 3-doğruları söyleyin. mete ikiz’in sunumu için “ilk kez böyle bir prezantasyon aldık” dediler. size çok özel bir şey anlatayım: uefa heyeti iki kez sandalyeden düşüyordu! uefa asbaşkanı servet yardımcı da bunu teyit etti.

    uefa’ya şunu söyledim: “türkiye’de son 10 yılda 30’u aşkın stat, 405 kapalı spor salonu yapıldı. futbol, türkiye’de din gibi. bu sizin istediğiniz bir durum. g.saray’a ceza verirseniz, futbolu öldürürsünüz. sadece g.saray’ı değil, f.bahçe ve beşiktaş’ı da kollamaya çalışın. çünkü 10 yıl sonra türk futbolu patlayacak. bu reformlar meyvesini verecek. avrupa’da statlar eski. lütfen galatasaray’ı da, fenerbahçe’yi de kollayın. meyvelerini 10 yıl içinde uefa olarak alırsınız.” uefa yetkilileri ise “nasıl yani, diğer rakiplerinizi de savunuyorsunuz” dediler.

    galatasaray, tek başına hiçbir anlam ifade etmez dedim. rakiplerimize de yardımcı olun. türk futboluna izin verin, destek verin, hatalarını tolere edin dedim. hepsi şaşırdı ve “biz yıllarca türkiye’den rakiplerini şikâyet edenler gördük” dediler. “biz oraya girmeyelim lütfen” dedik. şaşırdılar ve neredeyse sandalyeden düşeceklerdi.

    galatasaray taraftarı bilinçli ve centilmendir. bu konuda kızmaz, rakiplerine saygı gösterir. tek başıma mücadele edip devamlı şampiyon oluyorsam, o yarışmanın anlamı yoktur. güçlü rakipleriniz varsa, güçlüsünüzdür. güçlürakip olsun, en üstte galatasaray olsun.

    -----------------

    anladığım kadarıyla uefa yetkililerin hepsi fularlı ekşici :(

    geyik bir yana ben oldukça ümitlendim açıkçası bu röportajdan. dilerim uefa'dan saçma sapan bir ceza yemeyeceğiz, ben buna inanıyorum.
  • alan douglas borges de carvalho

    - 2 forvet alınsın.
    - ama bonservis veremeyiz.
    - ama imza parası da vermeyelim.
    - ama kaliteli oyuncular olsun.
    - olmuşken genç olsun.
    - yüksek maaş da vermeyelim.

    eeee, ne yapalım arkadaşlar? kulübün mali durumu ortada, ffp giyotin gibi duruyor tepemizde. türkiye ligi cazip bir lig değil. oyuncu satıyoruz ama gelen parayla kapamamız gereken başka delikler de ortaya çıktı.

    bonservissiz ve brezilyalı. bunun menajerleri bizim mali durumumuzu bizden iyi biliyordur. her türlü kozu oynayacaklar. biz de sezon başında yediğimiz hurmaların tırmalamasına müsaade edeceğiz. ortası yok bunun.
  • marcos do nascimento teixeira marcao

    ahmet çalık'tan 2 yaş küçük,

    taylan antalyalı'dan 1 yaş küçük,

    emre mor'dan 1 yaş büyük,

    ama nedense 30 yaşında olgun stoper gibi eleştirilen oyuncumuz. eleştirmeyin demiyorum eleştirin ama az mantık çerçevesinde eleştirin. adı marcao yerine mahmut olsa bu kadar göze batmazdı büyük ihtimalle.

    umarım çıkışını sürdürür bizim için iyi sayılabilecek paralara satabiliriz.
  • hasan şaş

    https://twitter.com/...s/908992041882963971

    son maçında kendisine yapılan ne kadar adice bir protestoysa, selçuk inan'a konan protesto da o kadar haklı bir protestodur. hasan'ın şu takıma ve ülke futboluna kattığının onda birini katmamış, frikik ve penaltı canavarı selçuk inan, maç başı 25,000 euro, yılda aşağı yukarı 5 milyon euro kazanarak 3 yıldır sadece sahada dolaşıyor. sakatlığı mı var? çapraz bağ mı kopmuş? hasan gibi kortizon tedavisi görüp kilo mu almış?

    o aptal protestolara başını eğen hasan'dan, formayı yere atan selçuk'a, geldiğimiz nokta ortada. o sebeple hasan şaş gibi bir efsaneye selçuk inan gibi bir kestaneyi savunmak yakışmıyor.
  • galatasaray taraftarı

    -sen kalk, galatasaray ekonomik olarak birazcık bile rahatlasın diye #yellowfriday yap.

    -yetmedi bidegrey weekend yap.

    -takıma moral olsun diye antrenmanlara 30 bin kişi git.

    -kar kış kıyamet demeden takımı desteklemek için maça git.
    .
    .
    .

    sana reva görülen ise "arda çok büyük bir galatasaraylıdır, jübilesini burada yapmayı hak etmiştir" olsun.

    durum tam olarak nedir biliyor musunuz?

    galatasaray taraftarı herkese karşı vefalı olacak ama kimse galatasaray taraftarına vefalı olmayacak.